·318 syf.····Okunma: 11 Ocak 2021 01:14 · Spoiler içerebileceğinden dolayı önden bir uyarı yapacağım, kitabı okumayanlar bir kere düşünüp öyle başlayabilirler incelemeyi okumaya.
Semerkant, okuduğum ilk Amin Maalouf kitabı olduğu için kendimi şanslı sayıyorum çünkü bende yazarın başka kitaplarını da okuma isteği uyandırdı.
Tarihi hiç sevmem, tarihi romanlar okumayı da tercih etmem fakat kitabın dili o kadar akıcı ki tarihe çok ilgi duymayan ama tarihle ilgili bilgilere az da olsa sahip olmak isteyen kişilerin özellikle bir şans vermesini öneririm.
Kitap dört bölümden oluşuyor, ben ilk iki bölümünü daha çok sevdim ve daha hızlı okuyabildim. İlk iki bölümde Ömer Hayyam döneminden bahsediliyor ve onun yaşadıkları, rubailerini yazma süreci ve el yazması kitabının nereden nereye nasıl sürüklendiği anlatılıyor. Özellikle bu bölümler anlatılırken tabii ki kitapla ve Ömer Hayyam ile birlikte siz de sürükleniyorsunuz diyebilirim. Tabii yalnızca Ömer Hayyam değil, pek çok kitaba konu olmuş Hasan Sabbah ve Nizamülmülk de anlatılıyor haliyle. Dediğim gibi, ilk iki bölüm bu dönemi kapsıyor ve bence tarihte yaşanmış olaylar ne kadar akıcı bir dille anlatılabilirse o şekilde anlatılmış.
Son iki bölümde ise el yazması kitabının peşine düşen birinin maceraları anlatılıyor. Kitabın bu kısmı beni çok sürüklemedi, hatta kitabın sonuna kadar biraz sıkıldığımı söyleyebilirim. Fakat kitabın bittiği yerde ilk sayfada okuduklarımın nasıl böyle bir sona bağlandığına hayret ettim.
Herkesin okumasını önerebileceğim, keyifle okunan ve tarihle ilgili de birtakım bilgilere ulaşmamızı sağlayan bir kitaptı. Tarihe olan ilgimi az da olsa artırdı. Aynı zamanda Hasan Sabbah ile ilgili daha fazla şey öğrenmek istedim bu kitabı okuduktan sonra. Bundan dolayı da bu kitap sonrasında benim gibi düşünen kişilere "Fedailerin Kalesi Alamut" kitabını okumalarını önerebilirim.