Kitap biter bitmez şunu düşündüm: Gogol "Bu konuyu tiyatro ile işlersem efsane olur" demiş ve ortaya şahane bir başyapıt çıkmış.
Sonradan yaptığım bir araştırma ile konu fikrini ona yazar dostu Puşkin'in verdiğini öğrendim. Bu fikri çok beğenen Gogol ise iki yıl süren bir çalışmayla Rus bürokrasisi ile ilgili her detayı ilmek ilmek işlemiş eserine.
Her ne kadar Çar "Bu kitapta herkesten bahsediliyor, en çok da benden" dese ve tiyatroyu en önden izleyip gülse de, bürokratlar tarafından eser hoş karşılanmamış. Doğrucu Davutumuz Gogol da baskılara dayanamayıp ülkesinden ayrılmak zorunda kalmış. Ben bunu Gogol'un gelecek nesillere yaptığı bir tür fedakarlık olarak tanımlıyorum. Mizahi yergisini tamamlamak için tüm ihtimalleri göze almış çünkü.
Kitapta o kadar hoş detay var ki, okurken not almadığım için üzüldüm açıkçası. Aklımda kalan en çarpıcı nokta ise "kimsenin masum olmadığı." Kaymakamından, esnafına; memurundan yargıcına herkes "üç kağıtçı". Rüşvet olağan bir durum hâline gelmiş; haksızlık, yolsuzluk damarlarına işlemiş. Napolyon'un ünlü sözü misali: para, para ve sadece paradan ibaret olmuş hayatlar. Oyunu trajikomik kılan nedenlerden biri de bu olsa gerek..
Gogol'un -kendi ifadesiyle- hayatında dönüm noktası olan bu ölümsüz eser, okura gerçekleri ortaya dökme cesaretinde bulunan bir yazarın düşüncelerine tanık olmanın hazzını yaşatıyor, her asır yaşatacağına da kuşku yok.