Kitap Bulgaristan dan dedesiyle beraber Türkiye'ye yerleşen Ali' nin hikayesini anlatmaktadır. Meşekkatleri atlatıp Türkiye'ye giriş yapan dedesi ve Ali küçük bir kasabada minimalist bir hayat içerisinde yaşıyorlarmış. Dedesi 3 5 hayvan 3 5 ekinle kendini mutlu ediyor,geçimini sağlıyormuş. Gel zaman git zaman dedesi vefat etmiş.
Kasabadaki ağanın kızına aşık olan Ali onu istemeye karar vermiş fakat kızı ona vermeyeceklerinide biliyormuş. Kaçırmaya karar vermiş amma kız razı olmamış. Abilerim bizi bulur yaşatmazlar demiş. Kızın ailesi bir vakit sonra kızı sinemacıların oğluna vermeye karar vermişler. Bunu duyan Ali kızı kaçırmış. Sinema salonundakı ahsap ekranı yakmış ve haykırmış. "Sevenlerin arasına girerseniz yakarım demedim mi". Diyerek son gösterisini yapmış, sevdiğinin elinden tutmuş ve doğruca yola koyulmuşlar. Abilerinden kurtulmak için göçebe gibi bir orda bir burda yaşamaya başlamışlar. Bir sure sonra Münire hamile kalmış küçük ogullarıyla beraber güzelce yaşamaya devam etmişler. Bu süre icerisinde Ali cok işe girip çıkmış düzen tutturamamış. Bir tren vaganunda çok minimalist bir hayat süren bu ailenin 2. Çocuğa hamile kalan hanımı çocuğunu eline alamadan göçmüş bu dünyadan.
Ali ise oğlunu alıp gitmis başka kasabaya yerleşmiş. Orada daktilosuyla yazar dururmuş bir kütüphanenin sahibiyle dost olmuş yer icer sohbet ederlermiş. Vakti gelince kütüphanecide göçmüş bu dünyadan ve kütüphaneyide Ali'ye teslim etmiş. Kütüphanenin iç dizaynını değiştirmiş yeni kitaplar sipariş etmiş kütüphane için çok hayali varmış Ali'nin. Büyük hayallerle başlasa da kasabadakiler kitaplarla fazla alakalı değillermiş bu durum elbette hayallere çizik atmış.
***
Yazdığı yazılardan ötürü suçlanan Ali hapishaneye düşmüş. Oğlu Mustafa'ya kütüphaneyi emanet etmiş. Kütüphaneye gelen genç bir kıza aşık olan Mustafa gönlündeki sevgiyi kıza sunmuş. Ama ne yazık ki babasının kaderini yaşayan Mustafa parasız olduğu için kızı ona vermeyeceklermiş. Mustafa Feride'yi kaçırmak istemiş fakat Feride buna razı gelmemiş.
Bir gün babasını ziyarete gittiğinde olanları bir bir anlatmış bu kasabadan gidiyorum demiş babasına. Ali tereddüt etmeden razı olmuş daktilosunu oğlu Mustafa'ya hediye etmiş. Daktiloyu sırtlanan Mustafa İstanbul'a göçmüş.