Ahmed Arif benim hocamdır; bunu derken de haddimi aştığımı düşünüyorum ama yalan yok, hocamdır. Sadece dil ve şiir merakımı gidermek ve iyi bir okur olmak için beni eğitmemiştir, aynı zamanda düz, net ve şeffaf biri olmayı da ondan öğrenmişimdir. Aklınla dilinin arasına gümrük-pasaport kontrolü koymamayı, sevgiliyi ve memleketi her şeyin üzerinde tutmayı, "dostuna yarasını gösterir gibi/bir salkım söğüde su verir gibi/öyle içten, öyle derin/" yaşamayı daha çok genç yaşlarda ondan öğrendim. Ellerinden, ellerinden öperim, bir umudun bende, anlıyorum.