·232 syf.····Okunma: 22 Ocak 2021 07:33 “ Olacağını tahmin ettiği ve korktuğu her şeyi tamamen gerçekleşmişti. Zorlukla nefes alıyor, başı dönüyordu. Yabancı da paltosunu ve şapkasını çıkarmadan yatağın üzerine oturmuş, hafifçe gülümsüyordu ve BayGolyadkin’i süzerek başıyla dostça selam verdi. Bay Golyadkin bağırmak istedi ama yapamadı, bir şekilde karşı çıkmak istedi ama gücü yetmedi. Tüyleri diken diken olmuştu ve korkudan ölmek üzereydi. Korkması için yeterli neden vardı. Bay Golyadkin gece vakti karşısına çıkan dostunun kim olduğunu anlamıştı. Bu dost kendinden başkası değildi, herşeyiyle aynı başka bir Golyadkin’di, -kısacası her anlamda Öteki Bay Golyadkin’di. (S.52)
Edgar Allan Poe, 1839 yılında bir kısa öykü yazar. (Dostoyevski’den bahsedecektik demeyin, sabredin geliyor. ) Öyküye göre William Wilson adında bir anlatıcı, okulda, kendisiyle aynı isme ve aynı görünüşe sahip başka biriyle karşılaşmasını anlatır. Her iki çocukta aynı tarihte doğmuştur. Diğer William, okulda her konuda kahramanımızla yarışmaya başlar. Bir süre sonra asıl Wilson, diğer Wilson’un kendisinden daha üstün olduğunu kabul eder. Edgar Allan Poe’nin kurgulamış olduğu bu öyküdeki ana tema Doppelganger temasıdır. Hadi birazda Doppelganger neymiş ona bakalım. Doppelganger, Avrupa mitolojosinde, canlı bir insanın tıpatıp kendisine benzeyen görüntüsü olarak adlandırılır. ( Bu bir hayalet değil.)
Dostoyevski’de 1846 yılında bir novella yazar. Orijinal adı Droynik, Türkçe Adı ile Öteki/Öteki Ben/İkiz dir. Hikayede Golyadkin adlı bir memur bir gün kendisine tıpatıp benzer biriyle karşılaşır ve o günden beri bu ikizi kadar kendisine benzeyen kişiden kurtulmak imkansızlaşır.
Şimdi biraz daha gerilere gideceğim. Bu defa E.T.A. Hoffman’nın 1815 -1816 yıllarında yayınlanan iki ciltlik Şeytanın İksiri kitabına değineceğim. Hoffman’nın bu kitabında da Doppelganger (ikiz) teması işlenmiş. Dostoyevsk’inin ve Poe’nin hikayelerini okuyan dönemin edebiyatçıları ve eleştirmenleri, bu kişilerin Hoffman’dan bolca etkilendiklerini ileri sürmektedir. (Şeytanın İksiri bir rivayete göre Umberto Eco’nun Gülün Adı kitabına da çok benzemektedir. Yani Eco’nun da 1980 yılında yayınlanan kitabı da bu kitaptan esinlenilmiş.)
Aslında konumuz Dostoyevski’nin öteki kitabı ama madem şuraya benzer iki kitap adı yazdım, ÖTEKİ ile benim yorumumdan sonra tanışacak olan okuyucular için şu iki kitabı da yazayım. 1996 yılında Chuck Palahniuk’un Dövüş Kulubü ve Jose Saramago’nun Kopyalanmış Adam kitaplarının da Dostoyevski’nin Öteki’sinden esinlendiklerini söylerler. Kim kimden esinlenmiş, en güzel hangisi yazmıştır bilmiyorum çünkü Öteki hariç hiçbirini okumadım. Ancak konu itibariyle gerçekten hepsi ilgi çekici.
Bazı edebiyat severlerce ise Gogol’un Burun (1836) ve Kafka’nın Dönüşüm (1915) kitaplarına da kitabın birinci bölümündeki farklı bir hayata uyanış sahneleri benzemektedir.
Kitap hakkında aslında gerekli ipucunu verdim diye düşünüyorum. Golyadkin’in ansızın karşısına çıkan ikizi ile yaşadığı bir zaman dilimini ve onunla verdiği mücadeleye tanıklık edeceğiz. Kimi yerlerde rüya mı, gerçek mi kafamız karışacak. Yer yer bir şizofreni vakası ile karşı karşıya olup olmadığımızı düşüneceğiz.
Şizofreni demişken; insanlığın şizofreni tanımı ile karşılaşması da 1853 yıllarına dayanıyor. Yani Poe’nin de, Dosto’nun da, Hoffman’ın da eserlerini yazarken şizofreniden haberleri yok. Hatta Avrupa mitolojisinde adı geçen Doppelganger’inde… Yani haberleri yok derken, bunun bir şekilde varlığını kabul etmişler de değişik isimlerle anmışlar. Ancak bunun bir psikolojik hastalık olduğunu kimse henüz onaylamadığından ancak mitolojik olarak insanlara anlatabilmişler. Belki de bu yüzden Dostoyevski, kitabını bitirdiğinde eleştirmenlerce kötü eleştirildi. Halk tarafından “deli saçması” görüldü ve alay edildi. Yazarın ilk eseri “İnsancıklar” ne kadar övüldüyse ikinci eseri “Öteki” yerden yere vurulmuştu. Ne büyük bir ikilem ve bence bir yazar ne kadar üzücü bir durum. Bu durum yazarı o kadar derinden etkiler ki, romanını otuz yıl sonra yeniden gözden geçirir, köklü değişimler yapar. Örneğin ilk basımındaki çoğu diyalog artık son halinde yoktur.
Konumuz bir kitapken, araya altı kitap daha sıkıştırdım. Ben hepsini okuma listeme aldım. Kimbilir ne zaman sıra gelir? Ama hepsini okuyabilmeyi çok istiyorum. Öteki çok severek ve yine hayranlıkla okuduğum bir kitap oldu konu itibariyle. Ancak çeviri de çok zorluk yaşadığımı itiraf ediyorum. Buna rağmen konu bakımından çok beğendim. Düşünsenize içinizdeki öteki benle her gün karşı karşıya geldiğinizi ve ondan kurtulmaya çalıştığınızı. Bence ürkütücü… Benden bu kadar yine çok uzun oldu.
Keyifli okumalar dilerim