İnsan zihninin distopyası...
Kitap ezberbozan cümleler ve söylenmemiş satırlarla çok şey anlatır insanın tutunamayan tarafına dair.
“Düşler, düşler en koyusu kendiliğin.” Düşlerinde gördüğü sütunu kendi açtığı çentikle genişletip yıkacak ve nihayet altında kalıp kendi cenazesine
katılacaktı kambur, yaşamının müziğini dinlemek için. “Çünkü insana yaşamından ölümüne dek bir müzik eşlik eder.” Yaşamdaki bütün gelgitlerimiz kafamızdaki o müziğe uymak zorunda olduğumuzdandır.”Dengesiz bir yaşamda suç o kimsenin müziğindedir.” İşte kambur,üzerine benzin döküp yaktığı kontrbası hâlâ çalan ve o alev çıtırlılı seslerin tiryakisi...
“Ben söyleyemediklerimim” diyerek içtenliği gürültü sayar.Çünkü çoğu cümlenin başı doğru, sonu yalandır ona göre.Ama yine de öğrenilen bütün gerçekler başkalarına söylenen yalanlar sayesinde bulunur.
Kim mi kambur?
*Düşlerini bile hatırlamayan bir düş hırsızı,
*Bir portakalın doğusu ve batısının olduğuna inanmayan- dolayısıyla dünyanın da- bir dünya yorgunu,
*Bir cümle söyleyebilmek için- o da çoğu kez yalan- koca kitaplar yazıldığına inanan sergerde,
*Varlığını hissetmek için kaybolma isteğiyle yanan ve yaşamın acı içkisini yudum yudum içen bir düşkün,
*Etrafında oynanan büyük oyuna karşılık kendi küçük oyununu oynayan bir oyunbaz,
* Kafasında dolanan kırk tilkiyle yaşayan bir delifişek,
...
“Deli olduğumu mu sanıyorsunuz?”
“Nereden anladınız?”