Puan vermedi·624 syf.····Okunma: 12 Ocak 2021 14:59 -İstanbul’un fethini çarpıcı bir dil ile anlatan tarihi roman. Fatih Sultan Mehmet’in çocukluğundan başlayarak İstanbul’un fethine kadar olan zaman dilimini okuyoruz. Binbir zorlukla fethedilen İstanbul’u okumak beni çok etkiledi. Ne kadar bu fethin sonucunu bilsemde okurken benimde yeniçeriler gibi büyük bir ümitsizliğe kapıldığım oldu. Osmanlı Döneminin kültürünü, askeri otoritesini çok iyi bir şekilde yansıtan bir kitap olmuş. Sadece Osmanlı’nın değil diğer imparatorluklarında kültürü hakkında az çok bir bilgi sahibi oluyorsunuz. Padişahın, vezirlerin, yeniçerilerin, şövalyelerin, prenslerin kıyafetleri öyle güzel betimlenmiş ki okurken gözümde çok güzel bir şekilde canlandı.
-Bir yandan Konstantipol’den kaçmak zorunda kalan Alexander namı değer İskender’i de okuyoruz. İskender hayatta kalabilmek için Osmanlı topraklarına sığınır ve bir yeniçeri olur. Ama arkasında çocukluk aşkı Meryem’i bırakmak zorunda kalır. Meryem’i hiç unutmayan İskender beklenmedik bir olayla unutamadığı aşkı ile yolları tekrar kesişir.
-Eşini kaybetmiş olan Alberti Balbi ise elçi olarak Osmanlı topraklarındadır. Eşine çok benzeyen Müslüman bir kıza, Nilüfer’e gönlünü kaptırır. İnsanların çift yaratıldığını düşünen Alberti imkansız olan bu aşkını içini döktüğü deftere yazar.
-Yaşanan olaylar farklı bakış açıları ile yazılmış olduğundan ve farklı kişilerin etrafından anlatıldığı için kitap sizi asla sıkmıyor. Kitaptan birçok şeyi öğreniyorsunuz. Okurken Osmanlı’nın düzenine ve gücüne hayran kalmamak elde değildi. Her şey o kadar düzenli ve sistematik bir şekilde düşünülmüş. Nerelerden nerelere gelmişiz diye düşünürken buluyor insan ister istemez kendisini.
-Tarihi roman okumayı severim ama çok fazla okuduğum bir tür olduğu söylenemez. Tarih seven-sevmeyen herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap. Kitabın sonunda da yazılan bir şekilde ‘’Selim Mekke ve Medine’yi , Süleyman Belgrat’ı İmparatorluk topraklarına katacak ancak bu topraklar birer birer kaybedilecek, bir tek Mehmet’in İstanbul’u asırlar sonra bile Türk hakimiyetinde kalacaktı.’’ Toprağımızın önemli olan bu şehrini ne zorluklarla fethedildiğini herkes okuyup bilmeli.
-Surlara çarpan güllelerin sesi eşliğinde Fatih Sultan Mehmet’in azmini, Alexander’ın aşkını, Alberti’nin ise hüznünü okumak isteyenleri kitabın içine büyük bir keyifle davet ediyorum.
-Ve yine kitabın sonunda dediği gibi "49 yaşında ölen Mehmet on yıl daha yaşasaydı bütün dünya tarihi değişecek, Doğu ve Batı kavramları bugünkü anlamını yitirecekti."