Gönderi

8/10
·283 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
Kitabın konusu: Yazar kendisine de ders vermiş olan Mustafa İnan hocanın hayat hikâyesini, çektiği zorluklara ve Türkiye'de bilime yaptığı paha biçilmez katkılarını; biyografi-roman tarzı bir anlatım ile okurlarına sunmuş. Dikkatimi çeken bir diğer nokta kişilerin abartılmadan tüm gerçekliği ile sunulması gerektiği birçok yerde vurgulanmış olmasıydı. Eğitime ve öğrenme azmine dikkat çekilen kitap kişinin sınırlarının, zihnine vurduğu prangalar olduğunu bu prangaların aşılması gerektiği belirtilmiş. Nice zorluklar yaşansa dahi ortaya çıkacak nice güzellikler olduğu Mustafa İnan örneği ile gösterirmiş. Tüm insanlığa yarar sağlayacak olan hazinlerin sadece kendilerine yol gösterecek kişiler olmadığı için çürüyüp gitmesi korkusu birçok yerde atıflara sebep olmuş. Kitabının kazandırdıkları: Kitabı okurken ülkemizin başından geçen nice zorluklara rağmen inci gibi parlayan cevherlerin de bir yandan ortaya çıktığını, kar yığınlarını delen kardelenlerin o güzel renklerini gün yüzüne çıkardığını gördüm. Mustafa İnan, sadece bir örnekti başından geçenler, çektiği sıkıntılar ve öğrenim hayatındaki zorluklar ile başarılı bir mücadelenin ürünü olarak ortaya çıktı. Kitabın 25. ve 238. sayfalarında da yazıldığı gibi belki nice Mustafa'lar daha beşikteyken kötü hayat şartlarından öldü, hayatlarının çeşitli dönemlerinde büyük kazalar atlattı kimileriyse ne yapacaklarını bilmedikleri için yollarını kaybetti. Aslında her insanın içindeki potansiyeli açığa çıkartması ve ilgi alanlarını keşfedip o doğrultuda ilerlemesi gerekirken hayat onları kuytu köşelere attı. Mustafa İnan, tüm zorluklara rağmen ayakta durmaya çalıştı ve olağanüstü başarılar sağladı. Her konuda kendini geliştirmeye çalıştı sadece uzmanlık alanı olan Mekanikte değil Türk Dili ve Edebiyatı, Tarih, İslami Bilimler, Uzak Doğu İnançları, Spiritüalizm, Mantık, Etimoloji, Felsefe, Filoloji gibi onlarca alanda uzun saatler sohbet edecek bilgilere sahip oldu. Öğrendiği bilginin sadakası mahiyetinde paylaşmayı çok severdi. Eğitime oldukça değer veren ve elinden geldiğince gecesine gündüzüne katmış bir yardımseverdi. Bir bilim insanının sahip olması gereken tüm özellikleri taşıyordu, öğretmeye ve sürekli öğrenmeye hevesli, araştırma tutkunu bir bünyeye sahipti. Dogmatik bilgilere ve sorgulanmadan kabul edilen her sisteme karşıydı. Kitabın 185. sayfasında da söylediği gibi Bilim adamının dini olamazdı, belirli bir çerçevede sınırlı inançlardan uzak kendine has bir dini olmalıydı. Sürekli sorgulamaları ve araştırmalıydı. Nefis terbiyesi hakkında oldukça düşünmüş ve kafa yormuş birisi olan Mustafa İnan düşünmenin ve araştırmanın önemini bu noktada da bir kez daha ortaya koyuyordu. Bence başarısındaki etkenler, kıymetin geç anlaşılması ve değer görmeme tehlikesi olsa dahi ortaya konulan argümanlar ve ilerlediği yolun doğru olduğuna dahil inancı onun azmini körükleyen nedenlerdendi. Elinden geldiğince sağlıklı bir yaşantı sürmeye çalışsa dahi bir Mustafa İnan olmak kolay değildi ve maalesef lösemi hastalığına yakalanarak ebedî intikale yolculuğuna başladı. Arkasında kurmuş olduğu ekol ve kazandırdığı başarılar kaldı. Bilim ithal etmeye karşı yaptığı mücadele ve yerli bilim üretme serüvenine kattığı başarı ve ülkesine olan sadakati örnek alınacak cinstendi.
Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnanOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202020,5bin okunma
·
15 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.