Puan vermedi·112 syf.····Okunma: 23 Ocak 2021 23:29 "Daidalosa'nın başyapıtlarının kendi kendilerine oluşabilmesi veya Vulcanus'un tezgahlarının kendiliğinden işleyebilmesi gibi eğer her araç işlevini kendi başına yerine getirebilirse; örneğin dokuma mekikleri kendi başlarına çalışabilse, ne atölye sahibinin yardımcılara ne de efendilerin kölelere ihtiyacı kalırdı."
Makineleşme Aristotales'in hayal ettiği noktada başladı ve yetinmeyerek sanayi kapitalizmine kucak açtı. Ücretli emekle içkinleşen kapitalizm, 'hız ve çalışma' motivasyonuyla köylü ve işçi sınıfı için yeni bir din yarattı. Mülk sahipleri için ise yeryüzü cennetini. Doğa durumu hala aynı, güneş aynı. Sadece makinelerin hızına yetişmeye çalışan işçiler var. Ya da mülk sahibinin 'mide genişliği' kadar karşılık bulan ücret. Tabii insan böyle bir dünyadan soyutlanmak ve doğa durumuna atmak istiyor kendisini. Ups, kapitalizm köylere de ulaştı ya da köylüler ona...
Aristotales'in hayali bizim gerçeğimiz oldu hatta çok daha fazlası. Öyle ki artık bu durumu böylesine somut olarak bile göremiyoruz.
Lafargue ise bu durumu kendine has tembellik hakkı talebiyle irdeliyor, tüm emekçiler için. Hatta bunu çalışma saati talebiyle ancak bilinç kazandığını söylebildiğimiz 1848 işçi ayaklanmaları örneklemesiyle yapıyor.
Acaba Lafargue'nin bu cümlelerini tüm işçilere ulaştırsak yine ve yine aynı noktaya ulaşır mıydık? Yeni dinimiz 'yavaşlık ve tembellik' olsa mesela??