Robert Seethaler’ın kaleminden harika bir hayat hikayesi.
Küçük yaşta annesini kaybeden Andreas Egger’ın talihsizliklerle dolu yaşam mücadelesini konu alıyor kitap. Zorlu bir çocukluğun ardından kendine bir hayat kurma çabası ve topladığı mutluluk kırıntılarından her şeyi yaşanılası hale getirmesi... Kitap bütün bir ömrün hikayesi. Egger’ın hikayesi. Yalnızlığın, dışlanmışlığın, yoksulluğun, acı çekmenin ve her şeye rağmen yaşamanın, pes etmemenin hikayesi.
Egger çocukluğundan itibaren tökezlediği her noktada içindeki güce tutunuyor. Onunla birlikte ayağa kalkıyor, mücadele ediyor. Okurken bizim pes ettiğimiz noktada bizi de beraberinde güçlendirip ayağa kaldırıyor. Tükenmeye izin vermiyor. Bunu yaparken hep yalnız. Kendini sadece dağlara bırakıyor. Doğaya atıyor. Belki de bu yüzden bu kadar güçlü, bu kadar kırılmaz geliyor bizlere, içindeki tüm kırılganlıklarına rağmen.
“En pespaye işleri yapmakta hiçbir mahzur görmemişti. Çoğu zaman hayatı gökyüzü ve yeryüzü arasındaki ipe bağlı kalmıştı. Sevmişti. Ve aşkın nelere kadir olabileceği konusunda fikir sahibi olmuştu. Bütün ömrüne hiç pişmanlık duymadan müstesna bir hayranlıkla bakabilirdi.”
Çok yalın bir anlatımı var. Hikayenin yalınlığı ile o kadar uyumlu ki...En etkileyici şeylerden biri de bu olsa gerek. Yazarın “Toprak” kitabı da beni çok etkilemişti bu da aynı şekilde hissettirdi. Tavsiyedir
.