9/10
·336 syf.··
2021 1. kitabı
"Şimdi hatırasız bir aşktı bu.Bütün yaşadıklarımı yok etmek için attım bütün defterlerimi ateşe.Kalbim kalmasaydı geriye,yaşanmamış bir aşk olacaktı bu.Kalbimi yakamadım. Yalan düştü hikayenin orta yerine.Yalan ağırdı.Ve ben yalanı kaldıramayacak kadar hafiftim.Taşınabilecekten fazlasını vermezdi Rab,biliyordum ya,taşıdıysam da kaldıramadım.Yalandan başka ne düşseydi hikayeme Allah biliyor kaldıracaktım." 17. ve 18. yüzyıl Osmanlısı'nda padişahların,şehzadelerin,yeniçerilerin yaşamlarına,yaşanmışlıklarına konuk ediyor,büyülü İstanbul sokaklarında dolaştırıyor,derin bir deniz kokusu etrafı doldururken kimi zaman uzun yolculuklara çıkıyor,kimi zaman kaybı,saf korkuyu yaşıyor,saray koridorlarında yankılanan ayak seslerini duyuyor,tükenmeye mahkum bir aşkı okuyorsunuz satırlarda.Bir noktayla başlayan hikaye bin nokta oluyor,her noktayla zihniniz yeni bir simaya yer açıyor,yeni bir hikayeye ortak oluyor,kimi zaman birkaç mısrayla,kimi zaman sayfa sayfa bezenmiş hikayelerin bir izleyicisi oluyorsunuz.Karakterlerle ağlıyor,onlarla gülüyor,özlemi yüreğinizin en derinlerinde hissediyorsunuz.Yani yaşıyorsunuz. Nedense kütüphaneye her gidişimde gözlerim o siması tanıdık kitapları arardı.Her daim Nazan Bekiroğlu'nun bir kitabını elime alır,konusunu okuduktan sonra üzerine düşünmeden ödünç alırdım.Onunla ilk yolculuğumuz Cam Irmağı Taş Gemi'de olduğu gibi.Bu sefer de öyle oldu.La:Sonsuzluk Hecesi,Nun Masalları ve Nar Ağacı'ndan sonra öykülerine,o tanıdığım satırlara duyduğum özlem öyle artmıştı ki ilk okuyacağım kitabın İsimle Ateş Arasında olacağını biliyordum.Nazan Bekiroğlu'ydu bu kitap.Baştan sona,karakterlerin cümlelerinden,betimlenen günlere tam olarak onun edebi kişiliğini görebileceğiniz bir kitaptı.Bilenler bilir yazarın eserleri her okunduğunda farklı bir hissiyat bırakıyor,karakterler,cümleler farklı bir yer ediniyor.Bu sefer de öyle oldu sanırım çünkü kitap ne kadar derinse ben o kadar yüzeysel okudum.Sanki keşfedecek çok daha fazla anlam,karakterlerin zihinlerinden geçen düşüncelerde bulacağım çokça yakınlık vardı.Ama telaştaydım ve yaşamın akışında kitaba gereken nezaketi veremediğimi hissettim.İlerde mutlaka sayfa sayfa işlemek,cümlelerin,hikayelerin üzerinde daha derin düşünmek istiyorum. Kitapla ilgili en sevdiğim olaysa Cam Irmağı Taş Gemi'yi okuyanlar beni anlayacaktır;Nihade'nin Beşinci Defteri'ndeki NihadeYe,Mansur'a kaybolmuş bir dostmuşçasına rastlamamızdı.Sanki yarım hikayeleri bir parça olsun tamamlanmış gibiydi.Soru işaretleriyle dolu puslu bir tamamlanmışlıktı bu ama kitapların,karakterlerin ve öykülerin arasındaki bu bağ çok hoşuma gitti. Bu yüzden Nazan Bekiroğlu okumaya başlayacaklar için iki kitabı mutlaka yakın zamanlarda okumanızı öneriyorum diyor ve sizleri güzel bir alıntıyla başbaşa bırakıyorum. "Görülmekti aşkın manası biraz da. Oysa görülmek yanı ihlâl edilmiş bir aşktı benimki. Aşkı,görmek ve görülmek olarak yorumladığım nihâdesiz eksik kaldığım onca yılın ardından,şimdi sadece onu görmekle gerçekleşen hummalı bir aşk oluyordum.Bir bakıma kendi bilincinde olmayan çocuksu bir aşktı bu. Onu görmekle yetiniyordum,beni görmese de var oluyordum.Bu yüzden dört defteri sadece onunla doldurdum."
İsimle Ateş ArasındaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,365 okunma
·
27 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.