İNANDIKLARIN İÇİN SANATLA EL ELE VERDİĞİN SAVAŞ!
9/10
·140 syf.··
2021 16. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2021 21:22
youtu.be/J7O4TKqgFIQ KALBİ OLAN İZLEMESİN! Kitap ile ilgili incelemeye başlamadan önce,Selahattin Demirtaş'ın mahkumiyetine sebep olan konuşmayı paylaşıyorum ki kitabı okuduğumu öğrendiği an takipten çıkan arkadaşlarıma onlarca yeni arkadaş eklensin ve nefret,hınç,öfke dolu mesajlarla dm kutum dolsun! Bugün bazılarını çok rahatsız etmeye geldim. HDP seçmeni olmayan sorumlu bir yurttaş olarak,hangi parti yahut fraksiyona sahip olursa olsun haksız ve zorbaca özgürlüğü elinden alınan bir yurttaşa karşı şeref borcumu yerine getirmek istiyorum. O zaman eğlence başlasın! :) Videonun ''haklı ve yürekli'' bulduğum cümlelerinin bir kısmını paylaşmak istiyorum; ''Darbeyi eniştemden öğrendim diyor,yalan,külliyen yalan! Darbeden senden,benden,mitten,enişteden herkesten önce haberi vardı.Darbenin istihbaratını alacaksın, önceden tedbirini alacaksın, 225 insan ölecek sen iktidarını sağlamlaştır diye. Senin bilgin vardı madem,neden 225 insanın ölmesine göz yumdun,parlamentonun bombalanmasına göz yumdun,hesabına geldi çünkü! Evet yeteri kadar düşman kazandığıma göre kitaba dair incelemeye başlayabilirim. Kitabımız on iki öyküden oluşuyor.Tek solukta okunabilecek kadar sade,akıcı,duru bir dille yazılmış on iki öykünün içinde,toplumsal meselelere fazlasıyla duyarlı yazarın çığlıklarını duyuyoruz. Kendi halkına feryat ettiği ''Seher '' isimli öyküsünde,ki bence kitaba bu ismi vermekte epey akıllıca davranmış çünkü kanımca duygulara en kuvvetli temas edebilecek,dili ve samimiyeti güçlü öyküsü buydu,töre cinayetlerine,bilinçsizce kutsal yaşam hakkına saldıran feodal ve eril aile ve erkek düzenine eleştiride bulunmuş. Kitabın mottosu zaten başta belirtiliyor: ''Katledilen ve şiddet mağduru bütün kadınlara...'' Kitabın diğer ana tematik unsurları ve dertleri daha ziyade;kadın erkek eşitsizliği,feodal ve ilkel aile ve devlet düzeni,gelir adaletsizliği,cahillik,yoksulluk,açlık,sefalet,psikolojik ve fizyolojik şiddet,plaza dünyasının ve statükocu düzenin bireyde yarattığı buhranlar,aradaki uçurumun Everest'ten yüksek olduğu baba-kız,anne-kız,karı-koca ilişkileri... Yazarın çocukluk yaşamından ve cezaevi hayatındaki anılarından derlediği öykülerinde de ana tema unsurunun değişmediğini görüyoruz:ADALETSİZ,HAKKANİYETSİZ DÜZEN! Bu düzenin cenderesinde savrulan yazar,ailesi,çevresi... O da bir şey mi?Sistemin ve mali krizin insana sirayet eden duygu durum bozukluğu, serçelerin yuvasında dahi hissediliyor. Serçeler de gittikçe insana benziyor ve insana benzeyen her canlı gibi aidiyetlerini,şahsiyetlerini yitiriyorlar,''İçimizdeki Erkek'' öyküsünde,kof kabadayı erkek serçe üzerinden manidar biçimde yozlaşma suratımıza tokat gibi vuruluyor! Evet şimdi de öykü isimlerine ve genel hatlarıyla konularına değinelim! -İçimizdeki Erkek -Seher -Temizlikçi Nazo -Bildiğiniz Gibi Değil -Kara Gözlere Selam Olsun -Cezaevi Mektup Okuma Komisyonuna Mektup -Denizkızı Halep Ezmesi Ah,Asuman -Annemle Hesaplaşmalar -Tarih Kadar Yalnız Sonu Muhteşem Olacak Kısaca öyküler hakkında kitabı okumayan arkadaşlar için detaya inmeden bilgi vermem gerekirse; ''İçimizdeki Erkek''öyküsünde özel mülkiyet anlayışının kutsallığının, yalnızca insanlara değil bütün canlılara nasıl sirayet ettiğini cezaevi çatısını yuva edinen serçeler üzerinden okuyacağız.Bir de kadınların ''şekerim bu erkekler valalhi öküz'' hakaretlerinden nasibini erkek serçe de alacak! ''Seher'' öyküsünde konfeksiyon işçisi Seher'in günahsız,masum,temiz ve pak duygularını ve hayatını okurken onu çok sevecek,yaşadığı mağduriyetleri okuyunca ''atşralı zihniyet mahsulü tabular'' olan törelere lanet edeceksiniz! ''Temizlikçi Nazo'' öyküsü,Türkiye'de yaşıyan herhangi bir yurttaşın,ister köylü ister şehirli,iser yoksul ister zengin, ister lumpen isterse elit hiç fark etmez,akıbetlerinin her an değişebileceğini,paradigmaların sonsuz olasılıkla çepeçevre sarıldığına işaret eden öykülerden... Ama elbette yoksul,lumpen,taşralı bir güruha mensupsanız,başınızın belaya girmesi daha olası... ''Bildiğiniz Gibi Değil'' öyküsünde,gerçekten de bazı şeylerin bildiğimiz gibi olmama ihtimalini hiç de göz ardı etmememiz gerektiğini anlıyoruz. Bir erkek yahut kadın,uzaktan gördüğünüz kadarıyla kategorize ettiğiniz gibi ayran gönüllü,şıp sevdi değil de''bilinç altındaki yahut geçmişindeki travmalar neticesinde,sevilme yahut sevme güdüsüyle hareket eden mağdurlardan biri olamaz mı,bence olabilir. Bunu düşünün derim! ''Kara Gözlere Selam Olsun'' öyküsünde,inşaat işçisi Hüseyin'in,Muşlu Berfin'e,umutsuz fakat şu döneme inat fazlasıyla kirlenmemiş hislerini okuacaksınız.Okurken de statükocu anlayışa,katı tabakalaşmanın işçinin hayatına acımasızca tekme atmasına küfredeceksiniz! ''Cezaevi Mektup Okuma Komisyonuna Mektup'' öyküsünde,hatta öykü de denemez,deneme desek daha doğru olur diye düşünüyorum,yazar tecrübeleri üzerinden okuma,yazma gibi ,insanın en tabii hakkı olan uğraşların,cezaevi kısıtlamalarında dönüşümünü konu alıyor. ''Denizkızı'' öyküsünde Suriyeli Minâ'nın hikayesini okurken boğazımdaki yumru,nefessiz kalmama sebep oldu,gözlerim doldu tutamadım kendimi,biraz da olsa vicdanının sesini duyabilen herkes dişini sıka sıka okur! Not: Bu vesileyle minicik bedeni Bodrum kıyılarına vuran Aylan Kurdi ve diğer bütün masum çocukları hüzünle anıyorum... ''Halep Ezmesi'' öyküsünde Halep'te yaşayan Rukiye'nin kocası Cuma'nın öyküsünü okuyoruz ama öyküyü okurken dikkatinizi Halep'in ezmeleri mi çekecek,patlayan bombaları mı,o tercih meselesi! ''Ah,Asuman'' öyküsünde bizden bir parça olan şoför Fahri'yle,yine bizden bir parça olan avukatın hikayesi bize dayanışma,anlayış,hoşgörü gibi unutulan duyguları hatırlatırken,kamyonlarının arkasında boy boy fotoğrafları olan tanıdığımız Asuman'a da ikiliyi birleştirdikleri için minnet beslememizi sağlıyor! ''Annemle Hesaplaşmalar'' öykü değil itiraf ya da söylence zannımca.Demirtaş'ın yıllar sonra çocukluk arkadaşı ve annesiyle hesaplaşması... Ve kızmıyorum,yoksul pirzola ya da pastırma,ya da ikisi arasındaki farkı ne bilsin,yoksulun sofrasına pirzola,pastırma mı gelir? ''Tarih Kadar Yalnız'' evet öykü ismi bile ıssız.Ama şunu da kabul edelim,hepimiz kalabalıklar arasında ayrı ayrı kalabalık yalnızlarız.Plazaların üst katlarında,yerin altında madende,dokunaklı bir romanın satır aralarında,Fenıke'de bir barakada... Yer,mekan,olay değişir değişmesine elbet fakat değişmeyen bir tek şey vardır: Yalnızlık! ''Sonu Muhteşem Olacak'' öyküsünde Cizre'den sonsuzluğa uzanan bir başarı öyküsünü okuyacağız., Halkını unutmadan bir doktorun başarı öyküsünü... İncelememe yavaş yavaş son verirken şunu belirtmekte fayda görüyorum: Belki Demirtaş'la aynı ideolojik kültürden gelmiyor da olabiliriz,dünyaya dair kültlerimiz farklı olabilir,hatta ideolojik kamplaşma gereği ayrışmış dahi olabiliriz ama şunu biliyorum hapishanenin zorlu koşullarında üretmeye devam etmesi,mücadeleyi hiç bırakmaması ve ''adalet,hak,eşitlik,özgürlük,insan hakları'' gibi temel meselelerinde inancı doğrultusunda verdiği savaşımda sanatla el ele,kol kola olması taktire ve övgüye değer... Kitabın kurgu,dil ve tematik eksiklerine yani teknik ve usule dayalı meselelere dair yorum yapmayacağım. Bence değerli olan bunlardan da ziyade,gözünü budaktan sakınmayan bir adamın(bana göre doğruları söyledikten sonra)mahkumiyete teslim edilmesi ve buna rağmen pes etmeden inandıkları için sanatıyla,efendiliğiyle çizgisini bozmadan savaşına devam etmesidir! Emeğine,zihnine,hislerine sağlık Demirtaş!
SeherSelahattin Demirtaş · Dipnot Yayınları · 201712,8bin okunma
··
10,8bin Gösterim
16 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu sebeple gidenler kayıp değil kazanç bence :)
Daha geçen gün Demirtaş’ın kitabını aldığım için benimle ilişiğini kesip gruplardan çıkaranlar olmuştu 😂 şu incelemeyi onlara gönderebilme şansım olmalıydı ...
Furkan
Gönderi Sahibi
Hahaha😊Boşver,değmez.
Tarafsız,haklı ve insanları birbirine düşürmeyen bir inceleme.Kaleminize sağlık 😊
Furkan
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim Esma 😊 Amacımız tarafgirlik değil hakkının ve doğrunun tarafında olup objektif yaklaşma gayretidir 😊🤜🤛
Eline ve emeğine sağlık, incelemen çok mükemmel olmuş, tebrik ediyorum 👏🏻👏🏻👏🏻okurken bazı bölümlerinde hüngür hüngür ağladığım bir kitap. İyiki yazılmış dediğim ve iyiki iyiki iyiki okuduğum bir kitap. Bana çok şey kattı...👏🏻👏🏻👏🏻
Furkan
Gönderi Sahibi
Çok teşekkürler değerli insan.
Bunlar iktidara geldiğinde 21 yaşında, gencecik, umutları olan, Vatansever, dipçik gibi bir gençtim. Nasıl bir siyasi devire döneme denk geldim hala çözemiyorum. Apolitik olma sebebim ortada politika olmamasındandır, iğrendiğim içindir. Hâlbuki bunlardan önce o hoşgörüyü ve nezaketi elden bırakmayan siyasetçileri de görmüştüm. Şuan ya tarafsın ya da bertarafsından başka bir seçenek asla bırakmadılar. Her şey çok iyi, her şey süt liman havası yaratıp önce bir şeylere sebep oldular sonra sonucundan da nemalandılar. Bu dönem öyle iğrenç bir dönemdir ki o iğrenç dönemde geçti hayatımızın çoğu. Ne yazsam olmayacak, emeğine sağlık.
Furkan
Gönderi Sahibi
Gençlik hezeyanlarını anladığımı biliyorsun.Ama sen bütün bunlara rağmen yine de epey talihli sayılırsın,benim kardeşlerim,birçok değerli yurttaşımın çocukları,evlatları bu karabasan gibi milletin üstüne çöken iktidarla doğdular ve büyüdüler,başka iktidar görmediler...