·416 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Ocak 2021 16:09 İlk cümlesi tam da şöyleydi :
"Bize kalırsa aşkı tanımayan bir okuyucu bu kitabı hiç okumamalıdır. "
İskender Pala
"Bilimsel çalışmalar yaparak yüce makamlara erişmek, asla olmayacak bir hayal imiş...
Dünyada her şey aşktan ibaretimiş; bilim ise yalnızca kuru bir dedikodu..."
Fuzulî
Bu iki cümle arasında anlam arayışını tamamlayan; bilim için var olduğunu zanneden Leyla ile Mecnu'nun ve Kays'ın ve Aşk'ın öyküsü aslında. Nice şairler, nice tenler, nice sesler, nice gözyaşları, nice kanlar gördün ey aşk!..
Aşkı mı sordunuz, cevaplayayım o halde: Biri Kays, Leyla'nın ezeli âşığı bütün âşıkların özendiği Mecnûn yani. Efendim Fuzulî'nin kölesi Mecnûn. Bir diğeri Babil'in, Buam' ın ve onun tabletlerine kazınan şifrenin uzaya çıkış anahtarının aşığı bir bilim adamı. Diğeri ise, ne cana can ne de yola derman olamayacak kadar aciz bir taşa(altına) aşık, uğruna Kays'ı, tableti parçalayacak kadar gözü dönen adamın, hırsızın ve hırsın aşkı. Bir köle, bir kör ve bir sağır tek başına bu hikayede.Bu romanda bir kazanana ya da kaybedene rastladığımı söyleyemem onca mücadele ne uğrunanaydı? Ama yine de yaşayan bir kalbiniz varsa aklı da dost edinmişse her zaman bir şans vardır...
Bende bıraktığı soru, acaba hayat aşkı yaşamak için yeterli zamana sahip miydi?!..
Hangi avuçlar bu koru tutacak kadar güçlü, onu yeşertecek kadar ömür feda edebilirdi?..