9/10
·331 syf.··
2021 2. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2021 22:02
Körlüğü sosyolojik olarak ele alan yazar, gözlerin körelmesinden insanlığın körelmesine doğru adım adım ilerleyen bir distopya yaratıyor. Siyah olarak değil, bir süt denizinde yüzüyormuşçasına beyaz bir körlüğü anlatıyor. Epidemi olarak başlayıp, pandemi olarak ilerleyen bir salgın şeklinde hem de. Ayrıca gören gözler için inşa edilmiş bu dünyada hayatta kalmak içinde ne kadar yozlaşılabileceğini güzel anlatmış. Körlük felaketini kullanıp sistem eleştirmeye de bir selam çakıyor. Gördüğümüz için bazı sınırlarımız olduğunu, bu sınırları ise böyle bir felaketti bile bahane ederek rahatlıkla aşabileceğimiz ele alınıyor. Yani görürken görmezden geldiğimiz bütün çirkinliklerin bahane olduğunu, fırsat kolladığımızı anlatıyor. Kitapta kadınlara ayrıca bir değer veriliyor. Annelik ve kadınlık duyguları güzel anlatılmış. Rahatsız edici olaylar da olsa kitapta. Sanki kadınlar ve annelere olan inancından geleceğe bir umutla bakıyor izlenimi var yazarın. Kitabı hala çağımızın salgınının karantinasında okuduğum içinde ara ara benzerlik kurmam kolay oldu. Orda da karantina da başına buyruklar var bizde de en basitinden. Modern karantinayı hemen hemen doğru tahmin edebilmiş yazar. En azından hazırlıksız yakalanacağımız kısmını. Anlatım olarak yalın ve akıcı. Bana biraz şiirsel bir anlatım da geldi. Çeviri olarak da beğendiğim bir kitap oldu. Bir de bu kitaptan ilham aldığını düşündüğüm tabi 1-2 dizi var. Bunlardan birisi tabi ki “SEE” oldu. Bu işin yüzyıllar sonrasını anlatıyor gibi daha çok. Bir de “Walking Dead” benziyor gibi geldi. Sosyolojik olarak çok benzettim birbirine. Ama o çok kötü son sezonları değil kaliteli ilk sezonları benziyor. Bir de “Daredevil” demek isterdim ama Ninja bir kör yoktu maalesef kitapta.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,9bin okunma
·
12 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.