Gönderi

Ne söylediğinizi, biraz da nasıl söylediğiniz belirler.
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
✏Martin Eden, Jack London'ın yarı otobiyografik başyapıtı. ✏Nasıl ki bitkiler yetiştikleri toprağın kimyasallarından beslenerek meydana geliyorsa yazılan bütün eserler de yaşanılan çağın izlerinin damıtılıp sayfalara aktarıldığı çıkarımlar yapabileceğimiz anlatılar bütünüdür. Ana karakterimiz Martin Eden olsada aslında denizcilik, altın avcılığı, çamaşır yıkamacılığı gibi birçok yanıyla Jack London'ı okuyoruz, onu tanıyoruz ama tamamıyla değil. Yani demem o ki Martin Eden'ı okuyarak 1900 yılları Amerikasının toplumsal yaşantısını görebilir, dönemin burjuva ve işçi sınıfıyla tanışma fırsatı yakalayabilir, ayrıca Jack London'ın da aile hayatı, gençliği, evliliği ve eğitimi gibi hayatına şekil veren faktörler hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. ✏Peki bu muhteşem eserin konusu nedir ve neden okumalıyız? Klişeleşmiş edebi kalıpların içerisinde zengiz kız-fakir oğlan edebiyatı başı çeker, doğal olarak sıkılırız. Çünkü alışmışızdır okumaya, izlemeye ama bu kitap hiç öyle sıkılmanıza ihtimal bırakmadan geçip gidiyor, ne ara bittiğini anlayamıyor, kapağı kapatmak istemiyorsunuz. ✏Kitabı okumadıysanız eğer spoiler olmaması için bu paragrafı atlayabilirsiniz :) ✏Martin Eden işçi sınıfına mensup diğer tüm işçi sınıfı üyeleri gibi basit birkaç zevkin etrafında dolaşıp duran, gücü kuvveti yerinde, fiziği düzgün bir beyefendi. Geleceğinden habersiz, aralarında uçurum gibi statü farkı olan Ruth ile tanışıyor ve tabiri caizse onun için kozasından çıkıp gelişme ve olgunlaşma evresi başlamış oluyor. İlk başta biricik aşkı Ruth için verdiği olağanüstü gelişim-değişim mücadelesinin, aylar süren yazım çabalarının hoşnutluğuyla ilerlerken açlık günlerinin zorluğu ve konuşup görüştüğü sayılı kişilerden karşılayamadığı güven gereksinimi sonralarda burjuvazi güruhunun sefaletini farkına varmasıyla devam ediyor. İşçi sınıfından bakanların gördüğü gibi zeki ve içi boş olmayan insanlar zannettiği burjuvayı gerçek anlamıyla tanıdığında ilk hayal kırıklığının tadına varmış oluyor ve durumu şu sözleriyle anlatıyor: "Halbuki düşünsene, bir zamanlar bütün masumiyetimle yüksek makamlarda oturan, güzel evlerde yaşayan, banka hesabı olan eğitimli insanların ne kadar değerli olduklarına inanırdım.” Yaşadığı hayal kırıklığına rağmen yılmayıp olağanüstü irade ve hırslı kişiliğiyle mücadelesine devam eden Martin Eden, bu süreçte yazım kabiliyetinin gelişmesiyle birlikte sayısız eserini bitirmiş oluyor. Ruth ve ailesi ile yaşamış olduğu birlikteliğin sonunun gelmesi ve çevresindeki insanlardan aldığı olumsuz tepkilerin art arda yığıldığı sürece geldiğimizde ise kırılma noktası olarak gördüğüm aylak bir karakter gibi görünen şair ve çok olgun düşüncelere sahip olan Brissend ile tanışıyor ve Brissend ona bir nevi yol arkadaşlığı yapıyor diyebiliriz. Ruth ile mesut bir hayata erişebilmek adına araç olarak kullandığı yazarlığın, tam olarak tadına varmaya başlaması gereken zamanlarda artık tüm hevesinin, inancının yitip gitmiş olması ve önceleri hayalini kurduğu ulaşılmaz gözüyle gördüğü yaşamın aslında dışarıdan baktığı gibi olmadığının farkına varması, Martin için trajik bir sonun başlangıcı oluyor. ✏Neden mi Martin Eden okumalıyız? Çünkü o her şeyden önce içinde alev alev yanan hayallerine ulaşabilmek için benzerine rastlamamız neredeyse imkansız gibi görünen azim ve hırsın meydana getirdiği bir karakter. Kendimize örnek bir kişilik aramak için uzaklara gitmemize gerek yok. Kurgusal bir karakter olsa da birçok insanın, en azından benim için, hayallerinden vazgeçme eşiğindeyken gayretli, azimli ve hırslı kişiliği ile ellerinden tutup kaldıracağına bütün içtenliğimle inanıyorum. Başarının ancak ve ancak çok çalışmayla olduğunu bize kanıtlaması da cabası. Ama şunu unutmayalım ki başarı akabinde sadece mutluluk getirmeyebilir. Çıktığımız yol her zaman bizi istediğimiz yere götürmeyebilir ya da yolun sonunda mevcut düşünce yapımız önceleri farkına varamadığı olguları öğrenmiş, özümsemiş olabilir. Ayrıca yola çıktığımız zaman yönetici kısımlarımızdan olan duygularımız artık hissiyatını kaybetmiş olabilir. Eğer bütün seçenekleri ve sonuçlarını hesaplayabiliyor olsak gerçekten bazılarımız evlerinden dışarı adımlarını dahi atamazlardı. Emin olduğum bir şey varsa o da şudur: Korktuğum, yapamayacağımı düşündüğüm bir şey için kendimi bir ömür boyu düşünceler bataklığına bırakmaktansa tahmini sonuçları bir kenara bırakıp, harekete geçerdim. İkinci seçeneğin hiçbir kaybının olmadığına inanıyorum. Hedefine ulaşırsa ve mutluysa zaten düşünülecek bir yanı yoktur. Ama harekete geçmemiş ise bir ömür boyunca keşkeler diline pelesenk olacaktır. ✏Kitabı okumadıysanız eğer spoiler olmaması için karakter analizlerini atlayabilirsiniz:) ✏Romanda karakter kadrosunda muazzam bir çeşitlilik söz konusu. Ruth başta olmak üzere Morse ailesi, Çamaşırcı Joe, Martin'in ablası Gertrude, Martin'in ev sahibi Maria ve tabii ki Brissend. Romanın olmazsa olmazı Ruth'u çözümleyerek karakter analizine başlayalım. Ruth: Her romanda ana karakterden sonra gelen olmazsa olmaz bir tip vardır. Ruth ve Brissend benim için bu romanın olmazsa olmaz iki karakteriydi. Ruth Martin'le tanışıncaya kadar çevresindeki erkeklere karşı mesafeli ve asosyal olmasının yanında, solgun suratlı ve olağanüstü güzelliği olan, ailesine ve burjuvazi güruhuna sıkı sıkıya bağlı bir karakter. Martin gibi ilk görüşte aşık olmasada onu gördüğü zaman eğitilmemiş doru atlar kadar güçlü görünüşünden dolayı etkilenmiştir. Onu ilk gördüğü andan itibaren eğitmeye ve kendinin şekil verdiği bir heykele, asıl deyişle burjuvaya ve ailesine yakışır bir insana dönüştürmeyi amaçlamıştır. Kendisi fark etmesede aşık olmuş ama sonrasında ailesinin baskılarına ve geleneklerine sıkı bağlılığından ayrıca Martin'e yapılan yersiz yorumlardan dolayı kalp birlikteliğini sonunu getirmişti. Tabii ki ardından gelen pişmanlığı ise hiçbir şeyi değiştirmeye yetmemişti. Morse Ailesi: Bayan Morse ve Bay Morse, adetlerine bağlı, görünüşe, iltifatlara çevrelerine düşkün, geleneksel koruyucu aile tiplemesi. Kızlarının Martin'le olan ilişkilerini takdir etmeselerde bugüne kadar kimseyle görüşüp konuşmaması onları anne baba olarak tedirgin etmektedir. Çözüm olarak Martin'le vakit geçirmelerine izin verip içlerine dert olan sorunu çözmek niyetindedirler. Joe: Martin'in kısa süre arkadaşlığını yaptığı otelde beraber çalıştıkları, ilk başlarda bütün yaptığı gece gündüz dinlenmeksizin çalışmak olan karakter. Çok çalışmasından ötürü şikayetçi olan bu karakterimiz aylaklığa doğru evrilmesiyle bir süreliğine kitaptan ayrılıyor. Gertrude: Martin'in nefret ettiği bir adamla evli olan Gertrude kalabalık bir aileye annelik yapmaktadır. Kocasının pintiliğinden dolayı kafasını ev işlerinden kaldıramayan kadın sürekli yorgun ve bitkin bir kişilik olarak betimlenmiştir. İlk başlarda destek versede kocasının baskılarıyla zaman zaman Martin'e güvensizliğini görmemiz mümkündür. Ayrıca kocası, yaptığı ufak tefek işlerle övünen, her şeyi bildiğini düşünen bir karakterdir. Ana karakterimiz ile yıldızı bir türlü barışamayan ev sahibi, Martin'in kiracısı olduğu zamanlarda odasında kullandığı gaz lambasına kadar karışan paragöz bir tiptir. Maria: Martin'in gelişme, olgunlaşma ve eserlerini kaleme aldığı süreçte ev sahibidir. Kalabalık bir aileye hem anne hem babalık yapan, ana karakterimizin tabiri caizse en zor zamanlarında ona destek olmak için elinden geleni yapan ve mükafatını aldığını düşünebileceğimiz bir karakter. Brissend: Martin gibi zamanın putlarına ve burjuvaya nefret duymaktadır. Tanışmaları ve arkadaş olmaları garip bir şekilde olsada Martin'e bambaşka düşünebilmeyi sağlayan "Asıl pislik" ile tanıştırmış onun duyulmasında önemli bir faktör olan konuşmaya da Brissend götürmüştür. Zorluklara göğüs gerdiği zamanlarda Martin'e hem madden hem manen birçok yardımda bulunmuştur. ✏Karakter analizini detaylı bir şekilde sunmaya çalıştım. Sayısız birçok karakter daha roman içinde bulunuyor. Geriye kalan karakterlerin de tanıdıkça tasvir ettiğim tiplemelere benzediğini görmeniz olası bir sonuçtur. ✏Günümüzde, çevremizde çokça gördüğümüz, edebi bir değer içermeyen, bize hiçbir şey katmayacak olan birçok kitabın yanında böylesine kitaplara ufacık bir zahmet göstererek ulaşabiliyor olduğumuz için aslında ne kadar mutlu olsak azdır. ✏İncelememi kitaptan yaptığım alıntılar arasında belki de en beğendiğim satırlarla bitirmek isterim: "Eğer bir şeyi sevmediysem sevmedim demektir, o kadar. Şu güneşin altındaki hiçbir sebep sadece türdeşlerim çoğunluk olarak onu beğeniyor veya beğenilmesi gerektiğine inanıyor diye o beğeniyi benim de taklit etmemi gerektirmez. Hoşlandığım ya da hoşlanmadığım şeylerde modayı takip edecek değilim." *Sağlıcakla Kalın*
1000Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
··
1 +1'leme
·
664 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İyi iş. Devamını diliyorum incelemelerin.. :')
Çetin
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum, yazmak isterim tabii ki :')