“İnsanların yalnızca kalplerini açıp ellerindeki fazlalıkları, ihtiyacından daha az şeye sahip olanlara vermeleri için yakarıyorum. Bu dileğim gerçek olsaydı çöp toplamama kesinlikle gerek kalmazdı.” Daniel Suelo muhafazakar bir ailede doğup büyümüş bir kişi. Üniversite döneminde o güne kadar yaşadıkları, gördükleri ve tanıştıklarıyla hayatını ve ailesinden öğrendiklerini sorguluyor. Mülkiyete dair her şeyini elinden çıkarıyor ve sokaklarda yaşamaya başlıyor. Hristiyanlığın ve tüm diğer dinlerin temel değerlerinden biri paylaşmak ise bu günümüzde nerede, diye soruyor.
O sokaklarda yaşadığı dönemden kareleri bizlere anlatırken “en az şeyi olanlar, en çok paylaşan insanlardı” diye ifade ediyor gördüklerini. Ve kendi felsefesini şöyle tarif ediyor: Eğer bir elma yersen yerine bir tohum ekmeli ya da ağacı sulamalısın. Bir kaynak tükettiğinde yerine koymalı ya da başka birinin de eşit bir şekilde faydalanacağı bir ortam yaratmalısın.
Suelo sistemdeki aksaklıkları fark ediyor ve bu sistemin bir parçası olmayı reddediyor. Bunu yaparken de sosyal ilişkilerinden asla bir şey kaybetmiyor. Hatta onlara sıkı sıkı bağlanıyor. Suelo’yu tanıyan herkes bir şekilde onun yolculuğundan etkilendiğini itiraf ediyor.
Bir hayat öyküsü gibi görünse de aslında eleştirel bir kitap Parayı Reddeden Adam. Din, eğitim, politikadan, ekonomiden, açlık sorunundan, tüketim çılgınlığından kesitlerle hayatı sorgulatıyor okuyana.
Hayat öykülerini okumayı seviyorum. Ama özellikle yazarın, Suelo’yu herhangi bir şekilde etkilemiş olan herkesle tek tek görüşmesi, hayatını daha iyi aktarabilmek için bir dönemi onunla birlikte geçirmesi beni en çok etkileyen şey oldu.
Farklı bir hayatı deneyimlemek istiyorsanız, Suelo ile tanışın derim