·592 syf.····Okunma: 29 Ocak 2021 07:12 Tolstoy'un en güçlü eserlerinden biri olan "Diriliş", özellikle kitabın yayımlandığı dönemde (1899) Rusya'nın toplumsal ve siyasal yapısını yansıtması bakımından önem arz ediyor.
Hiyerarşik yapıdaki toplumu; asiller, askerler ve halk sınıfı olarak üç kategoride inceleyen yazar; asiller ve askerlerden oluşan ezici gücün karşısındaki halk tabakasının ezilişi, romanın baş karakteri olan Prens Dimitri'nin tanık olduğu üzücü sahnelerle canlandırılıyor.
Prens Dimitri'nin ilk gençlik yıllarında teyzelerinin yanında yetiştirilen ve kimsesiz bir kız olan Maslova ile yaşadığı kısa dönem ilişkinin Prens tarafından bitirilmesi ve yıllar sonra Prensin jüri üyesi olarak katıldığı bir davada Maslova'ya cinayet ve hırsızlıktan yargılanan bir hayat kadını olarak rastlamasıyla başlayan bir vicdan azabının romanıdır; Diriliş.
Tolstoy'un Prens Dimitri aracılığıyla yer yer felsefî düşünce yapısını da yansıttığı romanda, Maslova'nın Dimitri'den sonra sürekli bir düşüş çizgisi takip eden yaşamı; aslında ölü bir yaşamdır. Ve bundan sonrasında Dimitri'nin ailesini, zengin yaşamını ve asilzade yaşantısını bertaraf ederek Maslova'yı kurtarma çabaları, onun yeniden dirilişini sağlamak içindir. Ancak yeni bir dirilişe muhtaç olan sadece Maslova değildir. Yoksul halkı daima bir suçlu olarak gören, hapis ve işkenceyi toplumda düzeni sağlayan tek araç kabul edip çoğu zaman keyfi tutuklamalarla halka zulm eden yargı organları ( asilzadeler) ve askerler de birer ölüdür ve onların da dirilişe ihtiyaçları vardır.
Halkın toprak mülkiyetinden ve siyasal haklarından mahrum olmasından kaynaklanan yoksulluk ve dolayısıyla suç oranındaki yükseliş; yazarı çözüm yolları üretmeye sevk ediyor. Bu anlamda Prens Dimitri yardımsever ve adil kişiliği, insancıl yapısıyla asilzade ve askerlere örnek bir olabilecek bir prototip olarak karşımıza çıkıyor.
Oldukça hacimli bir kitap olmasına rağmen keyifle okunabilen etkileyici bir kitap
Herkese keyifli okumalar dilerim