Puan vermedi·335 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Ocak 2009 10:08 Zerdüşt ve onun öğretisi dünyaya gelmiş en yüksek varoluş biçimini açımlamaktadır; en çelişik konulara
açıktır, insan burada bu yolculukta her an aşılmaktadır ve üstinsana yol alacak yordam bu eserindedir. En
büyük düşünürler Dante ve Goethe’nin fikirleri bu yükseklikteki varoluş havasını soluyamayacak kadar alçakta kalır. Nietzsche kendinden önceki bütün düşünürlere meydan okumuş, ve eserinin ana konularından bir diğerinin sonsuz dönüş olduğunu ; insanın ruhunun en derinlere inen, kendi içinde gezen, varoluşun rastlantılarına seve seve atılan ve varoluşu sonuna dek kucaklayan ve tamamen kendisi
ile bunu yapabilen her şeyden muaf olarak bunu yapabilen olarak görmüştür.
Evet denilen her şeye karşı çıkan Zerdüşt , nasıl varlığın bu en dipte karanlık haline,sonsuz dönüşüne karşı durmuyor tam tersine varlığın korkunç olan yanıyla da evrensel bir olumlama halinde? Nietzsche burada gerçeğiyle en katı,korkunç olan varlığın en derininde olanına evet diyor ve bunun gerçek bir amin deyiş olduğunu belirtiyor.; Kötüyü kabullenmeden iyi aşılıp, ondan daha da iyiye varılamaz.
Doğamızdaki korkunç olan yanımızı bir kenara itip evrensel olanı yarıya bölüp ilerleyen uygar düşünceler, korkunç yanımızı yadsıyıp bastırdıkça kısır bir uygarlık oluşmakta.Ancak korkunç yanımızı da içinde barındıran evrenin aynasında bu halle birey kendini, insanlarda insanlığı gördüğünde çirkinlik yerini daha üst insanlık uygarlığına bırakacaktır. Vahiye benzeyen bir esinle yazdığını belirttiği ve gerçekten de vahiye benzeyen “Zerdüşt Böyle Buyurdu”nun insanı derinden sarsan bir şeyin birden bire anlatılmaz bir doğruluk ve incelikle dile gelmesi halinde yazıldığını ; eserinin dili için dilin kendi özüne, imgeye dönüşü yanında şimdiye kadar olan bütün simgeciliğin geride kaldığını dile getirir.