Gönderi

8/10
·48 syf.··
2021 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2021 16:01
Sabahattin Ali, okuma serüvenime adım atmamı sağladığından ötürü benim için fazlaca kıymetli biridir, ince düşüncesinden ötürü bu dergiyi bana hediye eden karmabeyinkarmabeyin e teşekkür ediyorum başlamadan… Aksiliklerin yılı 2020 diyerek güzel bir girişle karşıladı beni Gamze İyem. Yeni bir yıla Merhaba! demenin sevinciyle bitirdim yazısını. Sabahattin Ali hakkında bildiklerimle beraber, bilmediklerimi öğrenmek için çevirdim sayfaları. Durup yazdığı şiirleri seslendirenleri, besteleyip söyleyenleri dinlemeden geçemedim diğer sayfalara. Faili meçhul ölümü, bizi yaratacağı eserlerinden mahrum bırakması en çok üzüldüğüm noktalardan biri. Talihsiz bir yaşama ne kadar çok şey sığdırabildiyse sığdırdı o. Kaçımız talihsizliklerden güzellikler çıkarmayı bilir ki? Ruhu Filiz ile olan anıları bir miktar duygulanmama sebebiyet verdi. Ona ve canı Aliye’sine yazdığı mektupları okuduğum için Filiz Ali ile yapılan röportaj daha anlamlı oldu benim için. Buket Uzuner’in Hasan Ali Toptaş nezdinde tacizin ünlüsü ve ünsüzü olmayacağı, tacizin meşrulaştırılmaması gerekir alt mesajlı yazısı az ama öz bir yazı olmuş kanaatimce. Birileri bu konuların üstünü örtmeye çalışmasın artık, haykırsın ki belki utanır en utanması gerekenler. Gonca Vuslateri’nin yazısı, kuşunu ve köpeğini kaybeden biri olarak beni ziyadesiyle duygulandırdı, kayıplarımın çoğunu gördüm yazısında, alışılmış yaşamımda onlara dair hatırıma gelen birçok anı canlandı gözümde… Sabahattin Ali masasında çokça kitap, bir daktilo, gözlük ve kanlı bir gömlek var… daha nasıl anlatılabilirdi ki bir resimle bir hayat… Arda Erel’in mutluluk paketleri başlıklı yazısı çokça şey anlatıyor, hayatın akışında fark edilmeyen birçok şey hatta... Çağın ve toplumun dayattığı mutluluk paketleri için binlerce insan kuyrukta, çoğu kimse kendi mutluluğunu elde edebilecek gücü kendinde görmüyor olsa gerek ki bu paketlerden medet umuluyor. Yiğit Güralp’ın yazısı beni derin bir hüzne boğdu ama bir yandan da ölüme rağmen yaşamanın zevkini yaşamam konusunda daha çok bilinçlendiğim için sevinir buldum kendimi. Serpil’in hastalığı onu yaşamdan koparmamış, hayata tutunmasını sağlamış, güler yüzü hiç eksik etmemiş yaşamından, öğrenecek çok şey var bu yaşamın geride bıraktıklarından. Hoşça kalalım, hoşça kal Serpil. “yok yok yalan deme” şarkısını dinlemeye davet ediyorum sizleri, iyi dinlemeler. Hakan Akdoğan’ın Bahattin’i konu aldığı tüm yazılarını beğeneceğim sanırım. - “Dünya neden böyle?” sorusu anlamsız Bahattin. “Sen neden böyle görüyorsun dünyayı?” Bir Fotoğrafın Hikayesi… Bu sayıda da Özdemir Nutku aydınlanması yaşadım, çevirilerini hiç okumamış olmanın üzüntüsü kapladı içimi, acele etmeliyim. Kendisi bunca çabalamış, ben ne diye duruyorum değil mi? Bir önceki sayıya nazaran çok daha nitelikli yazılar olduğunu söylemeliyim. İyi okumalar. 30 Ocak 2021.
Masa Dergisi - Sayı 47 (Ocak 2021)Masa Dergisi · Masa Dergisi Yayınları · 2021481 okunma
·
116 Gösterim
1 Yorum
yine harika bir inceleme yapmışsın, insanda okuma isteği uyandırıyor🍀
hâle
Gönderi Sahibi
teşekkkürrr ediyorummmm🥳
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.