8/10
·256 syf.··
2021 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2021 17:10
Kent yaşamı, insanların kendi aralarındaki iki yüzlülüğü, toplumsal sorunlar gibi konuların yer aldığı ve karakterleri her zaman çevrenizde şahit olabileceğiniz insanlardan meydana gelen bir kitap İçimizdeki Şeytan. Sabahattin Ali’nin okuduğum ilk kitabıydı. Neden bu kadar popüler olduğunu anlamama bu kitabını okumak yeterli oldu. Neticede Sabahattin Ali’nin ele aldığı karakterler sizin her zaman karşınıza çıkabilecek, hatta sizin de sahip olduğunuz özelliklerinizle sade bir üslupla ele alınmış olmasındandır. Ben de Sabahattin Ali’yi bu yüzden sevdim zira size realist bir dünya ve bakış açısı sunuyor sonda vereceğim spoiler ile birlikte bunun nedenini biraz daha irdelemiş olacağım. Konusu itibariyle iki insanın çaresiz aşkları ele alınıyor ama bunun arka planında var olan iş sahasındaki yanlış tutumlar, dönemin hükümran düşüncelerine ait kimi olaylar yer almaktadır. Karakter tahlilleri çok iyiydi. Sabahattin Ali bu kitabında karakter analizlerini, karakterlerin kendi ağızlarından, iç seslerinden ifade ederek okuyucusuna gösterme çabasına girmiş ve çok sevindim. Aydın geçinenlerin, kendilerini bilgili, görgülü, iyi sanan insanların içlerindeki şeytanlara keskin bir bakış açısı sunuyor. Ayrıca kitaptaki karakterlerin Sabahattin Ali’nin çevresindeki insanlardan uyarlama olduğu söylentisi de var ki bence söylenti de değil doğru. Çünkü başkahramanımıza bakacak olursak Ömer tıptatıp Sabahattin Ali’nin tasviri ve Nihat sanıyorum Nihal Atsız, İsmet Şerif’in Peyami Safa ve Profesör Hikmet’in de Necip Fazıl olduğu söyleniyor. Hatta Nihal Atsız’in “İçimizdeki Şeytanlar” isimli Sabahattin Ali’nin bu kitabını feci şekilde eleştirmiş olduğu bir makalesi bulunmaktadır. Kitabı okuduktan sonra buna da göz atmanızı tavsiye ederim. Atsız’in bu makalede kimi tespitlerini doğru bulmamın yanı sıra Sabahattin Ali’ye yöneltmiş olduğu eleştirileri çok bayağı buldum. Çünkü bence kitap nispeten başarılıydı. Kimi yerlerinde sıkılsam da neticede bir aksiyon ya da macera kitabı okumuyorum bir dramı anlatıyor ve bu yüzden yavaş ilerlemesini çok da bir sorun olarak görmedim. Ama Atsız, Sabahattin Ali’yi taklitçi görüp özenti ile bu karakterlerin iç tahlillerine yer verdiğinden bahsediyor. Bu eleştirileri gereksiz ve bayağı buldum. Kitaba ve konusuna tekrar dönecek olursak (şimdi bir spoiler vereceğim) Ömer’in bahsettiği sürekli bir kaçış noktası olarak öne sürdüğü içindeki şeytan dolayısıyla Macideyi bırakması konusunu makul buluyor musunuz? Acaba kaçımız Ömer kadar içimizdeki şeytanın bize yaptırdıklarından haberdarız? Ve acaba kaçımız Ömer kadar cesaretli olup çevremizde bunu haketmeyen insanlara karşı içimizdeki şeytanı onlardan uzaklaştırma çabasına giriyoruz? Sizi bilmem ama Ömer herkesin yapamayacağı ve yapması gereken bir davranışı sergilemiş bulunuyor, çünkü Ömer’in içindeki şeytan öyle bir vaziyetteydi ki kendini, kendi hayatını ele geçirmiş bir vaziyetteydi ve artık ona yön veremeyecek bir hal almıştı. Bu durumu artık işlevi olmayan, körelmiş bir organı kesip atmak olarak düşünüyorum. Genel olarak kitabın konusunu beğendim ama biraz fazla uzatılmış gibi geldi. Kimi benzetmeleri ve değindiği noktalar çok güzeldi özellikle kendini aydın sanan insanlara dair yapılan göndermeler çok mühimdi bana göre. Ayrıca yukarıda da belirttiğim gibi romanda realist bir bakış açısıyla yazılmış olması beni memnun etti. Okumanızı ve içinizdeki şeytan hakkında düşünmenizi tavsiye ederim.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,9bin okunma
·
23 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.