Ne ölüyüm ne sağım. Araftayım
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2021 23:14
Benim adım Zebercet. Ze ber cet. İsmi kulağa aşina gelmeyebilir ama karakteriyle hemen hemen her zaman etrafımızda görebileceğimiz sorunlu insan tiplerinden biri. Hangi Zebercetlere denk gelmedik ki? Ana sayfa haberlerinde, Anadolu’nun ücra köy yaşantılarında, adını duymadığımız bucaklarda, mahallelerde, Müge Anlı’da... Arkadaşımız, eşimiz, dostumuz, komşumuz, kardeşimiz, abimiz hatta babamız. Zebercetler her yerde. Belki de zorunlu koşullarda bizim de içimizde! Bir insan bilinçaltını ne zaman yeraltından yer üstüne çıkarabilir? İşte Zebercet’in dönüm noktası o meşhur gecikmeli Ankara treniyle gelen kadın. O kadından sonra hayatı, düzeni, aklı karışır. Belki de bahanedir sadece kadının varlığı! O kadına değil de kendi sapkınlığına takıntılıdır. Kadını bekler günlerce, adını sayıklar, aklından çıkaramaz fakat onun gelmemesi üzerine Zebercet kendiyle konuşur saplantılı hale gelir. Halüsinasyonlar görür gururu zedelenir. Erkekliği baskın çıkamayınca umduğunu etrafında bulmaya çalışır. Ortalıkçı kadınla ilişkilerinde hakkı olmayanı almaya çalışır. Otel kapılarını dinleyip cinsel ihtiyacını ortalıkçı kadından karşılamaya çalışır. Sadece paspastır onun icin ortalıkçı kadın. Bir nesne, bir araç, bir fayda, bir hiç... Kimsesiz ve dışlanmış bir kadın olduğu için istediğini yapabilme özgürlüğü hakkına sahip olduğunu düşünür. Bu kadını öldürme sebebi de belki bu kendisine ait olma düsüncesi, başkalarının kadına sahip olma düşüncesini hazmedememesidir. Gözünü kırpmadan soğukkanlılıkla kafasının içinde ve gerçek dünyasında suç işleyebilme potansiyeliyle ortalıkçı kadının ve kedinin ölümüne sebep olan Zebercet ağır birtakım içsel bunalımlar ile idi yani alt benliğiyle bir duygu durum halindedir. Zebercet yavaştan otelden çıktıkça idi de zihninin kıvrımlarından kendini salmaya başlıyor. Cinsel tatminsizliğini ve sapkınlığını ortalıkçı kadından, otele gelen kadınların dış görünüşünden hatta genç bir delikanlıdan da hallenmeye yeltenir. Topluma yabancılaşan kendini insanlardan çevreden soyutlayan Zebercet zihninde sıkışıp kalır. Yalnızlığa demir atar. Okuduğum kitaplardan, izlediğim filmlerden şahit olduğum olaylardan edindiğim tecrübeyle kişinin psikolojik rahatsızlığının en büyük nedenlerinden biri çocukluk dönemlerinde yaşanan travmalardır. Zebercet’in de ruhsal sancıları bundan ötürü olagelir. Çelimsiz, zayıf, dikkat çekmeyen biri olarak kendini değersiz ve küçük gören çevreyle beraber içine kapanır ve artık içindekilerini boşaltıncaya dek biriktirmeye devam eder. Anayurt Oteli’nde anlatılacak, incelenecek, sorgulanacak o kadar öğe, cümle, konular var ki benim ne bilgim ne becerim ne de hakkım var. Çok güçlü bir psikolojik romandır. Herkes anlayamaz ve kaldıramaz. Freud’dan ve Kafka’dan etkilenen Yusuf Atılgan’ın kolay kolay çözümlenememesi boşuna degildir. En son olarak da filminden bahsedip bitirmek istiyorum. Biliyoruz ki hiçbir film kitabın verdiği hazzı yaşatamaz. Ömer Kavur’un yönettiği ve Macit Koper’in Zebercet’i canlandırdığı filmi ne yazık ki bu romanı hakkıyla yansıttığını söyleyemem. Sadece gözümüzde bazı görüntüleri netleştirdi o kadar. Bu kadar güçlü bir psikolojik romanı sinemaya aktarmak oldukça zordur ve maalesef ki başarılı da olamadı. Teknik kusurları, göze batan sahneleri ve yansıtamadığı duygu durumu ile BİZIMLE DEYILSIN.
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
··
32 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.