·128 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Ocak 2021 23:50 Tıpkı yaprakların sonbaharda düşerken oluşturduğu fırtına gibi gelen göç dalgası kasabayı etkisi altına almışken antiklerden ve kutsallardan oluşan köyün iskelet kadrosu asıl ruhu yaşatmakla çok meşguller. Bir gidip bir daha gelmeyecek kocasıyla yapacağı evliliğin nişanesi olan düğünde giyeceği ve adeta annesinin kefenine dönüşen o beyaz elbiseyi örerken babasının , o eşeklerin yediği ottan çorba içen , yıllarca bir odaya kapanmış hekime karşı hissettiklerini içinden anlamaya çalışıyor. Aynı babasına benzeyen oğlu da gün geçtikçe ,kasabanın suyundan olsa gerek, kaçıp giden ama ona duyulan güveni kaybettirecek bir nedeni olmayan babasına benziyor. Seneler geçiyor ve gebe kalan yerli hizmetçi artık görevini yapmayan ve yaşamı olduğu kadar ölümü de umursamayan hekimle başka bir dört duvara taşınıyor. Dev kapı açılıyor ve keskin bıçağın deriyi deştiği gibi kızgın güneş ışınları bir ölünün yattığı o kasvetli eve giriyor büyük bir azametle. Kargaşa yaşanıyor sokaklarda belki ve bütün çulluklar ötmeye başlıyor...