·431 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Ocak 2021 09:21 Diyarbakır...
Dar bir eşikten geçip geldim sana.
Huzurundayım.
Hoşgörü kapını açık tut.
Bil ki, direnmem sana değildi. Altın tepside sunulan acı şerbetti beni ürküten.
Devrimci nuha sahip Piraye'nin İstanbul'dan kopmak istememesini yadırgama. Anadolu'nun en ücra köşelerine bile koşarak gidecek yüreğe sahipti o.
Ona ters düşen Diyarbakır değil, Diyarbakır konaklarına gelin olmak.
Ağalığa, beyliğe kulaklarını tıkamış, halktan yana, özgürlük âşığı, yüzü insana dönük; ama deneyimsiz, toy, gencecik bir kız...
Anlamaya çalış onu.
Küçücük bir kum tanesi, bedenine yerleşen. Ya özümseyeceksin ya da irinleşecek derinliklerinde. Sancılı kıvranışlarla atıvereceksin uzaklara. Geldiği yere, belki de bambaşka diyarlara savrulup gidecek. Onun sende kalmasını sağla.
Kol kanat ger gurbetten gelmiş konuğuna.
Kendinden bil, benimse...
Seviyorum seni Diyarbakır.
Tanıdığım kadarınla etkiledin beni. Kültürünün derinliklerinde gizlenmiş farklı bir şeyler var. Onları bulup çıkarmama yardım et.
Ki, seninle bütünleşebileyim. Kayıtsız şartsız dost olalım...
Güçlüsün sen!
Yanımda atan yürekleri yumuşak kıl. Beni örselemelerine izin verme.
Art niyetsiz, silahsız, savunmasız; öylece geldim huzununa.
Düşman gibi belleme beni.
Efsaneler kenti, güzel Diyarbakır...
Yaşanası sevdalardan mahrum koyma bizi.
Başka diyarlarda filizlenmiş sevgileri yabancılamak yakışmaz sana.
Beklentilerimi boşa çıkarma.
Anlı şanlı Diyarbakır, bir Piraye'yi barındıramadı, dedirtme kendine.
Kollarındayım artık. Dostun olmaya geldim.
Gülen yüzünle bak bana.
Kuş kanadının rüzgârıyla bile savruluverecek, narin bir beden var karşında. Bir fisken yıkar onu...
Acı sözün kavurur.
Sana yaraşır konukseverliğini esirgeme ondan.
Her şey senin ellerinde...
Unutma.