Piraye

·
Okunma
·
Beğeni
·
67633
Gösterim
Adı:
Piraye
Yazar:
Baskı tarihi:
Ekim 2003
Sayfa sayısı:
431
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752103924
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Baskılar:
Piraye
Piraye
Piraye (Cep Boy)
Okudukça, dizelerin anısına dalıp kendimden geçtikçe, tehlikeli bir biçimde özdeşleşiyordum Piraye'yle.
Tiyatro sahnemde, bundan sonraki rolüm belliydi artık. Nâzım Hikmet'in Piraye'si rolünü oynamak...
Peki bana eşlik edecek oyuncu kim olacaktı?
Bunu düşünmek bile anlamsızdı; karşımda Sazım vardı ya...
ŞİİR YÜZLÜ PİRAYE... kendi yazdığı senaryolarda yaşıyor.
...Kim olursa olsun; evleneceğim insan, benim varlığımı yok sayarak bir başkasıyla beraberlik yaşayacak ve ben buna seryirci kalacağım ha...
Yazgıymış! İnanmıyorum yazgıya falan... Onu yaratan da, şekillendiren de bizleriz. Benim yazgım kendi çizeceğim yoldur! O yolda beraber yürümeyi kabullendiğim insanı da kimseyle paylaşamam ben...
YAZGIYA BİLE KAFA TUTACAK KADAR YÜREKLİ... Özgürlüğe âşık!
Ancak, başkaları tarafından yerinden oynatılan kilometre taşlarının, gene başkalarınca gelişigüzel dizilmesiyle önüne serilen yolda yürümeye mecbur bırakılınca... İşler değişiyor.
...Hiç hayıflanma, o şiirsellikten uzak düştün diye. Gözlerini aç ve o günlerde göremediğin gerçeği gör artık...
Nâzım da o sevda yüklü dizelerini eliyle bir kenara itip, daha sıcak bulduğu kollara koşmamış mıydı?
Haşim'in yaptığı, onunkinden çok mu farklı?
...Kendince tanrılaştırdığın, tapınmaktan gurur duyduğun putların, gerçekte basit birer taş parçası olduğunu ne zaman kavrayacaksın?
Ama. gönlün gerilerde bir noktaya takılı kaldıysa eğer, sevinebileceğin bir gerçeklik duruyor orada.
İşte şimdi, Nâzım'm kızıl saçlı Piraye 'siyle tam olarak özdeşleştin.
Kutlu olsun.
Fırtına gibi bir yaşam öyküsünün başoyuncusu oluveriyor PİRAYE...
(Arka Kapak)
431 syf.
·16 günde·8/10
(Spoiler içerir)
*" Piraye'yi yıllarca Nazım'a bekletip Vera' ya yar eden dünya değilmisin sen"
Okuduğunuz bu sözden yola çıkarak Piraye adlı kitaba merak saldım. Kitaba başlarken kararsız bir Piraye gördüm. Ne istediğini bilmeyen karşısına çıkan partnerlerini sırf ona benzemiyor diye hor gören bir Piraye.

Piraye' mizin kalbini Diyarbakır' lı Haşim çalıyor. İşte burda mesafelere rağmen aşk diyoruz...
Hani izlediğimiz güneydoğunun sarpa saran ağalı, hanımağalı dizileri tadında güzel bir hikayeydi.

Tam da reyting rekorları kıran HERCAİ dizisini düşündüm kitabı okurken. Konu farklı olsada çağrıştırıyor az da olsa.

Erkek çocuk sahibi olmadı diye üzerine kuma getirilen Piraye. Ah Piraye!
Koskoca İstanbul' da yaşayan, kendini kimseye ezdirmeyen, sözünü geçiren Piraye.

Çok değil evliliğinden beş sene önce biri çıkıp karşısına "Piraye sen Haşim ile evleneceksin dünya tatlısı bir kızınız olacak ve bir süre sonra kısa zamanlı hastalığından dolayı bir daha çocuğun olmayacağını, üzerine kuma geleceğini söyleselerdi inanırmıydın."

- Kim!
ben Piraye; üzerime kuma mı gelecek? dediğini duyar gibiyim. Daha kötü bir acı ile sınandın farkına varabildiğin kadar var. Artık Haşim yok!


Nazım'ın Piraye'si de böyle olmadı mı Nazım Piraye 'yi deli gibi severken birden başka kadına aşık olmadı mı?

Erkekler birazda böyle değil mi elindekinin kıymetini bilmez başkasını koynuna almaktan utanmaz. Ama aynısını sadece sözle dile getirseniz karşınızda sinir küplerine binerler. Eşlerinin başka bir adama bakışını bile kaldıramazken kadınlar onları aldatan kocalarına ne yapsın?

Tek kelime ile kadının sevgisini yüreğini haketmiyorsunuz.
__________________________________________________________

Gerçeği kahramanımız Haşim son nefesine kadar Piraye dedi de Piraye' miz duymamazlıktan geldi.
Olsun bedelini öde son nefesine kadar.

Farklı kültürleri, farklı gelenek ve görenekleri bir arada birleştirmek isteyen çiftimiz Piraye ve Haşim.

Piraye' yi okurken tarafınız belli olmayacak kime nerde hak vereceğiniz belli olmuyor devamlı dönen bir döngü gibi. Yok artık diyeceğiniz bir hikaye ve ben Diyarbakır' a hayran biri olarak kitabın tarihsel yanını çok sevdim. Gördüğüm yerleri yazar anlatırken hevsel bahçesini Piraye ve Haşim ile gezdim. Gazi köşkünden bakınca diclenin nasıl aktığını gördüm surların tam da karşıda kalkan gibi yıllarca inatla nasıl ayakta durduğuna tekrar şahit oldum ve en güzeli bunları yaşarken Diyarbakır' ın o muhteşem havasını bir daha içime çektim.

Ve gerçekten şuna inanıyorum ki şehirler kirlenmez. İnsanlar şehirleri kirletir.

*Hey gidi Diyarbakır sen daha nelere şahit olacaksın...
431 syf.
·21 günde·Puan vermedi
Farklı kültürler, her şeye sıfırdan başlamak. Bir kadının nereli olursa olsun nasıl bir eğitim alırsa alsın yaptığı evliliğin tüm hayatını değiştirebileceğini bu kitabında harika bir şekilde anlatmış Canan Tan. Beklenmedik bir şekilde biten son ise insana birçok konuda ders veriyor aslında.Seçimlerimizi düşünerek, kimsenin etkisi altında kalmadan değerlendirmemiz gerektiğini ve elimizdekilerin kıymetini kaybetmeden önce bilmenin ne kadar önemli olduğunu.
  • Yüreğim Seni Çok Sevdi
    7.4/10 (3.589 Oy)4.057 beğeni20.401 okunma979 alıntı98.886 gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (8.780 Oy)9.517 beğeni39.063 okunma3.735 alıntı135.953 gösterim
  • Bin Muhteşem Güneş
    9.0/10 (11.238 Oy)12.535 beğeni42.918 okunma5.196 alıntı149.579 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.9/10 (9.604 Oy)11.400 beğeni45.324 okunma4.672 alıntı171.723 gösterim
  • Kardeşimin Hikayesi
    8.8/10 (11.314 Oy)11.492 beğeni39.530 okunma5.124 alıntı104.219 gösterim
  • Sol Ayağım
    8.5/10 (7.149 Oy)7.333 beğeni31.977 okunma4.508 alıntı123.925 gösterim
  • Serenad
    9.1/10 (15.234 Oy)16.894 beğeni51.164 okunma10.374 alıntı176.504 gösterim
  • Da Vinci Şifresi
    8.7/10 (5.822 Oy)6.014 beğeni24.090 okunma1.022 alıntı71.986 gösterim
  • Böğürtlen Kışı
    8.6/10 (4.724 Oy)4.830 beğeni18.589 okunma1.096 alıntı87.323 gösterim
  • Sefiller
    9.2/10 (8.846 Oy)10.535 beğeni36.459 okunma18.312 alıntı233.977 gösterim
471 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bir kitabin daha sonuna geldim:)
Dili akıcı, sürükleyici ama dizi -film tadında bir kitap olmuş. Bazı kitapları okuduktan sonra etkisi altında kalırsın hani ,işte bu hiç oyle bir kitap degil .hatta birkaç gün sonra unutacağım bir kitap bir yerde duyunca veya görünce' a evet okumuştum' diyip geçerim . Kürk mantolu Madonnadan hemen sonra pirayeyi okumak (çok afedersiniz )tabiri caizse attan inip eşeğe binmek gibi oldu . Beğenmedim kitabi. Tekrar ata binmek için bir Tolstoy okumaliyim sanırım:))

Piraye karakteri başta çok özgür ruhlu şiire aşık biri olarak tanıdık ama sonra çok farklı bir pirayeyi okuduk . Aşk diye birşey göremedim ben kitapta , haşimin aşkını biraz hissedebiliyorduk ama Pirayenin Haşime karşı aşka dair hiçbir duygu besledigini hisedemedim ben.

Kitapta doğudaki örf adetlere değinmiş ordaki yaşam tarzına falan ve bunlara alışmaya ve ayak uydurmaya çalışan İstanbul'u Pirayeye. Diyecek pek birşey bulamıyorum açıkçası sonu Pirayenin duyduğu pişmanlıkla bitiyor ama bence pişman olmamalı doğru ve olması gerektiği gibi davrandi birde hiçbir şey olmamış gibi Haşimle yeniden yeni doğacak çocuklarini büyütecek degildi..
Canan Tanın daha önce bir kitabını daha okumuştum bu ikincisi ama üçüncüsunu okurmuyum bilemiyorum:/
431 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Çok akıcı ve çok duygusal bir kitaptı.Okurken kitabın içinde olmamak elde değil.Her bölümünde Piraye gibi hissediyorsunuz kendinizi. Ben okudum çok beğendim, herkese tavsiye ediyorum.:))))))
393 syf.
·Puan vermedi
Diyarbakır. .. bir kitapla başladı sana gizli hayranlığım doğu ve batıyı çok güzel bir şekilde anlatan, insana kendi iç dünyasında duygu fırtınaları yaşatan, sürpriz bi sonla biten muhteşem bir kitap..."piraye"...
Seni alıp surlarda gezdiren , ardından sülüklü hana götüren, sana Mezopotamya ya karşı gizli hayranlık uyandıran tarihi dokusuyla seni büyüleyen kitap ... Ve bugün burdayım içimde tarifsiz bir hayranlıkla ve buruklukla sana bakıp seni seyrediyorum .İçimdeki "aşk"la...
Şairin dediği gibi ;Sen benim illegal yanımsın.
Bazen yasak bir dil.. Bazen kaçak bir çay.. daha nasıl anlatılırsın bilmiyorum. .. Doğu'ya karşı olan bu ilgime yıllarca insanlar anlam veremezdi ve bana sorduklarında ise hep ; sıla'nın Sana değer de geçer, 
Beni deler de geçer, 
Seyreden; güler de geçer.. dizeleri aklıma gelirdi..."tam da bugün"

Manevi yönden müthiş bir derinliğe sahipsin peygamber makam ve kabirleri, sahabe türbe ve kabirleri ve sayısız camilerinle hz Süleyman cami,behram cami vs... insana mana aleminde iç huzuru yaşatıp feyz almasını sağlayan Gecede Sırrı Kademler Makamına saklanan peygamber kokulu bir memleketsin ...
Kısacası özlemler biriktirdim sana dair yani "yüreğim seni çok sevdi ".Bir daha gelebilirmiyim bilmem ama Sana elveda demiyorum bilakis görüşmek üzere .Biryerde okumuştum kişi sevdiğini Allaha emanet ederse onu görmeden ölmezmiş .. Allaha emanet ol güzel şehir inşallah birgün maneviyatindan tekrardan feyz almak ve onu yaşamak dileği ile..
431 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Piraye’nin ismini Nazım Hikmet’in eşi Hatice Piraye’den esinlenen babası koymuştur. Piraye hiçbir  zaman kendi istekleriyle hareket edememiştir. Her zaman etrafındaki kişilerin istediklerini yapmıştır. Üniversite tercihi yaparken de babasının isteğini yerine  getirmiş Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesini yazmıştır.
Piraye aslında edebiyata ilgiliydi. Ablasının genç yaşta okulu bırakıp evlenmesinden dolayı bütün beklentiler Piraye’nin üzerindedir. Piraye’yi okulun ilk günü babası bırakmıştır. Çünkü babası da o üniversiteden mezundur.
Piraye’nin ilk karşılaştığı kişi kolejden arkadaşı Esin’di. Aslında üniversite yıllarında hep birlikte dolaşacağı kişidir. Okulun ilk yılı derslerle  geçer. Arkadaşı Arif’e farklı şeyler hisseder ve Arif’le sık sık şiirleşirler. Piraye ona bağlanmaktan korkmaktadır. Arifin onu sahiplenmesinden rahatsızlık duyar ve arayı soğutur.
Bu durumdan bir süre sonra Haşim Ağa ile rastlaşırlar. Haşim Ağa Diyarbakırlı ve Diş Hekimliği Fakültesi 3. sınıf öğrencisidir. Yanında korumaları olan sürekli takım elbise giyen bir gençtir.  Aslında Piraye’ye çok ters düşecek birisidir ama kader onların yollarını kesiştirmiştir. Bölümlerindeki Ömer adında çok aktif bir genç vardır......
Bütün partiler, eğlenceler ve geziler ondan sorulmaktadır. Ömer, Piraye’ye âşıktır fakat ona söylemeye korkar. Çünkü Piraye’nin Arif’ten niçin ayrıldığını çok iyi bilmektedir. Ömer Piraye’yi bir kızla kıskandırmaya çalışır, farklı yollar dener fakat Piraye bunların hiç birine aldırmaz. Ömer  en sonunda Piraye’ye olan duygularını açar. Ama Piraye ona hayır cevabını verir.  Piraye birilerine bağlanıp hayatının ablasınınki gibi olmasını istememektedir.
Kısa bir süre sonra Haşim Ağa, Piraye’nin arkadaş grubu içine girer ve herzeyi birlikte yapmaya başlarlar. Aradan  bir süre geçtikten sonra Haşim Piraye’ye âşık olduğunu söyler ve sevgili olurlar. Piraye birisine bağlanmaktan korkarken, en ters karakter olarak gördüğü  Haşim’e  bağlanır. Artık bir yere giderken dahi  önceden Haşim’e bildirip ondan izin aldıktan sonra gitmektedir.  Piraye, Haşim’e ummadığı derecede bağlanmıştır.  Onun her dediğini yapmaktadır. Artık hayatı o olmuştur.
Ardından aileler tanışır ve nişanlanırlar. Okul bittikten sonra düğün yapılır ve Diyarbakır’da Haşim’in ailesiyle birlikte konakta yaşamaya başlarlar. Planları orada bir süre kalıp istedikleri bir şehirde ayrı eve çıkmaktır. Ama bu gerçekleşmez. Piraye Haşim’e bir yıl boyunca çocuğumuz olmayacak diye şart koşar. Haşim orda bir muayenehane açar fakat Piraye çalışmayacaktır. Önceleri sorun olmaz ama daha sonra evde oturmaktan sıkılır.
Ardından Haşim’in sekreteri olur. Birgin bir adam karısını getirir muayenehaneye fakat Haşim’in bakmasını istemez. Bunun üzerine Piraye ilgilenir. Haşim Ağa’ya dokunur ve aşağılar Piraye’yi. Ona rağmen susar Piraye sonra o adam annesini de getirir. Ona da bakar Piraye. Birgin Hâşim’in dışarıda işi olduğunda o adam muayenehaneye gelir ve Piraye onla ilgilenir. Haşim elinde bir buket gülle muayenehaneye geldiğinde bu durumu görür ve sinirlenir.
Adam gittikten sonra Haşim Piraye ile kavga eder. Haşim Ağa’nın karısı erkeklerin ağzına düşüyor dedirtmem ben dedi. Piraye Diyarbakır’dan gitmek ister ama bunu babasına yapamaz. Artık Haşim ile arası soğuktur ve onun karısı gibi davranmaz. Haşim yaptıklarından pişmandır ve artık her şeyi Piraye’nin istediği gibi yapar.
Bir süre geçtikten sonra barışırlar ve Piraye çocuk yapmak ister. Doktora gider ama doktor umutlu konuşmaz hamile kalamazsın der. Sonunda hamile kalır ve kızı olur. Hâşim’in ailesi ise ondan bir erkek torun beklemektedir. Bir gün  babasının yoğun bakıma alındığını duyar ve Piraye İstanbul’a gider ve orda kontrole gider.
Doktor siz kısırsınız kesinlikle bundan sonra doğuramazsınız der. Piraye  Diyarbakır’a döndüğünde doktorun söylediklerini Haşim’e anlatır. Haşim bunun önemli olmadığını kendisinin ve kızının ömür boyu yeteceğini söyler. Hâşim’in ailesi buna karşı Haşim’e bir kadın bulurlar……… ROMANIN SONU AĞLATIR EMIN OLUN VE OKUYUN TABII.. YAZARININ EMEKLERINE KALEMINE SAĞLIK...
431 syf.
·9/10
Diyirbakır ile İstanbul arasında gidip gelen bir aşk öyküsü içinde Diyrbakır kültürü töre aşk her şey var Canan Tan dan okunası bir roman bitince erken bitti devam etmeliydi güdüsü uyandıran bir eser.....
431 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Gerçektende gerçek hayatta asla bir benzeri olmayan piraye hayatına dair ,özgürlükçü ruhuna karşı önemli kararlar alıyor.alışık olmadığı ve aslada alışamayacağı bir hayata adım atıyor,diyarbakırı yaşamaya çalışıyor ama diyarbakır onu barındıramıyor yüreğinde.ah piraye! keşke gururun aşkından,sevginden önce gelmese,bu kadar şeye katlanmak zorunda olmasan...hikayenin sonuna gelince kesinlikle kabullenemediğim olaylar karşisında çok kızgınım,ve pirayenin almış olduğu son karar hikayeye son noktayı veriyor ve tabi pişmanlıklarıyla...kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum.
431 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Açıkcası kitabı tavsiye üzerine okumaya karar verdim . İlk başlarda biraz sıkıldım ama sona doğru gerçekten ilgi çekici hal aldı. Piraye'nin ilk başlarda Haşim'in zenginliğinden , yakışıklılığından etkilendiğini düşünüyorum.Daha birbirini iyi tanımadan nasıl olur da evlenme teklifini hemen kabul eder anlam veremedim . Haşim'in lafına güvenip daha sonra İstanbul'da yaşayacaklarına inanıyordu zavallı. Diyarbakır'ın kendine has örf ve adetlerine ne Haşim'in ne de Piraye'nin gücü yetti. Piraye o küçücük oda da yaşayabileceğine , Diyarbakır'da klinik açarak işini yapabileceğine kendini zorla inandırdı. Haşim ne derse en başta karşı çıksa da en sonunda kabul etti. Açıkcası bu bana inandırıcı gelmiyor çünkü kitabın başlarında gayet özgür davranmayı seven , dik başlı karakterimiz kitabın sonlarına doğru sürekli kararlarından ödün vermeye başlıyor. Kendimi sürekli Piraye yerine koyarken buldum ve Haşim'den nefret ettim . Haşim Piraye'yi sevmedi seven insan sevdiğinin üstüne boğazına bıçak dayasalar da gül koklamaz . En sonunda Piraye de gördü olanları da en baştan yapması gerekeni yaptı. Açıkcası Haşim'e üzülmedim. Kitap biraz ergenlik döneminde okunan kitaplar gibi ama yine de zevk aldım.Edebi yönden zayıf bir kitap, dizi izliyormuş hissi veriyor.
431 syf.
·10/10
Öncelikle, kitap ile ilgili şunu ifade etmek istiyorum ; İki kızı olan bir baba, çocuklarından birine 'Hatice', diğerine ise 'Piraye' adını verdi. Nazım Hikmet okumayı seven bu kişi, Nazım Hikmet'in en sevdiği hazinesinin ismini verdi. Ahh, ah! Nasıl birisin sen, Nazım Hikmet! Hep ol, hep kalbimizde kal...

Herkes, Piraye olmak ister. Nazım Hikmet'in, Piraye'si...

Peki, romanımızdaki Piraye; Nazım gibi birinin, Piraye'si olabilecek mi? Olamayacak! Kimse, Nazım Hikmet gibi sevemez...

Edebiyatı çok sever. Okumayı, şiirler yazmayı... Şiirlerini paylaştığı bir dostu olur, ama çocuk hoşlanır Piraye'den. Piraye istemez. Bambaşka bir gün, başka biri çıkar karşısına. Onu da reddeder. Hayatını, okumaya adar. Diş hekimi olup, babasının muayenesini devralmayı düşünürler. Gel zaman git zaman sonra, Piraye aşık olur. Hayat tarzları tamamen farklı birine... Yaşam koşulları, yetiştirme tarzları, gelenek ve görenekleri... Aşk bu, sonuçta. Kalbe bakıyor!

Üniversite bittikten sonra, sevgili olurlar. Daha sonra, Haşim askere gider. Geldiğinde ailesi, Diyarbakır`da bir muayene açar. Bu demektir ki, artık orada yaşayacaklar. Anlaşamaz Piraye ile ailesi... Sorunlar çıkar.

Evlilik yıldönümlerinde Piraye Haşim'e hamile olduğu haberini verir ve bu haber ailede sevinçle karşılanır. Piraye'nin hamileliği devam ederken, ayrı eve çıkarlar. Ve nihayet bebek doğar. Bebek kız olur ve ismini Dicle koyarlar. Ailesi hayal kırıklığına uğrar ve erkek çocuk için ısrar ederler.

Piraye'nin babası felç olur. Mecburen İstanbul'a dönmek zorunda kalır. Üç aylığına zorunlu ayrılığın ardından evine dönen Piraye, Haşim'in kuma aldığını (İKİNCİ ÇOCUĞU DOĞURAMADIĞI İÇİN) , düğün yaptığını ve onunla köydeki evde kaldıklarını öğrenir ve boşanma kararı alır. Kuma Zühre sakat bir kız çocuk doğurur.

Bu olaydan sonra, boşanmak ister. Sonuçta kim, ihaneti kabul eder ki? İhanet hoş değildir! Yapan affedilemez! Ağrı ile doktora gider. Kısır olmadığını öğrenir. Eşyalarını toplamak için Diyarbakır'a gittiğinde, Haşim ile yemeğe çıkar. Daha sonra hamile kalır.

Piraye babasının ölüm haberini alır almaz İstanbul'a kesin dönüş yapar. Tüm olanlardan sonra Piraye babasının hatırasını yaşatmak için, onun muayenehanesinde çalışır. İlerleyen zamanlarda, Piraye'siz yapamayan Haşim, onu görmeye gelir. Bu esnada, Piraye'nin bir erkek bebek beklediğini öğrenir... Onunla barışmak ister. Onu ikna etmek, evine dönmesini bekler... Dil döker, hediye alır. Piraye, ihaneti unutmaz ve geri dönmez...

Bir gün Haşim intihar eder ve Piraye çok üzülür. Bebeğine Haşim ismini koymak için, doğmasını sabırsızlıkla bekler...
431 syf.
·4/10
Kitabi bitirdim ve çokta memnun deģilim. Oncelilkle ben bu romanda aşk diye birşey görmedim! Ne Piraye Haşim'e âşıktı, ne de Haşım Piraye'ye. Ozgurluğe aşik olan Istanbullu Piraye sirf zengin olduğu için sevmedigi kişiyle, bir aşiret ağasiyla evleniyor. Arif ve ya Ömer'le evlense daha guzel olmaz miydi? Zenginlik için bunlara değer miydi? Değmezdi!!!
Haşim Pirayeyi sevseydi ustune kuma getirir miydi? Başkasina bu kadar kolay dokunur muydu?
Ha birde piraye'nin sirf Lamia Hanima inat Haşimle yakinlaşmasi çok yanlis. Orada kendine olan saygisini yitirdi o. Nikâhli karisi olmasi işi değiştirmiyor.
Romani okumaya başladiğimda duşncelerim farkliydi. Ilk sayfalarda 'Piraye kesinlikle çok aşik olduğu biriyle evlenecek' diyordum. Ama hicte oyle olmadi. Zenginlik aradi hep o. Bu yuzden de Haşimi seçti. Haşime değil Haşimin konumuna âşik oldu..
Kitap bana hic birsey katmadi. Piraye yapmamasi gereken herşeyi yapti. Hep yanlis kararlar aldi. Ve de şehirli diye kendisini gokten inmis melek sanmasida acayip sinirimi bozdu.
Tek begendiğim noktalartarihi yerlerin yazilmasi ve paragraflarin kisa olmasiydi. En azindan Diyarbakiri az çok tanidim. Oranin insanlari nasil olurmus onu gordum, onun dişnda pek begendigim bir nokta yok.

Canan Tan'ın kalemi çok basit. Ozellikle 'oluverdi', 'gidiverdi', 'kalıverdi' gibi sozler kullaniyor. Diger kitaplarini okuyacağimi sanmiyorum.
Kim bilir belki bu kadar sevmezdik birbirimizi
uzaktan seyretmeseydik ruhunu birbirimizin.
Kim bilir felek ayırmasaydı bizi birbirimizden
belki bu kadar yakın olamazdık birbirimize.
Canan Tan
Sayfa 13 - Nazım Hikmet Ran

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Piraye
Yazar:
Baskı tarihi:
Ekim 2003
Sayfa sayısı:
431
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752103924
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Baskılar:
Piraye
Piraye
Piraye (Cep Boy)
Okudukça, dizelerin anısına dalıp kendimden geçtikçe, tehlikeli bir biçimde özdeşleşiyordum Piraye'yle.
Tiyatro sahnemde, bundan sonraki rolüm belliydi artık. Nâzım Hikmet'in Piraye'si rolünü oynamak...
Peki bana eşlik edecek oyuncu kim olacaktı?
Bunu düşünmek bile anlamsızdı; karşımda Sazım vardı ya...
ŞİİR YÜZLÜ PİRAYE... kendi yazdığı senaryolarda yaşıyor.
...Kim olursa olsun; evleneceğim insan, benim varlığımı yok sayarak bir başkasıyla beraberlik yaşayacak ve ben buna seryirci kalacağım ha...
Yazgıymış! İnanmıyorum yazgıya falan... Onu yaratan da, şekillendiren de bizleriz. Benim yazgım kendi çizeceğim yoldur! O yolda beraber yürümeyi kabullendiğim insanı da kimseyle paylaşamam ben...
YAZGIYA BİLE KAFA TUTACAK KADAR YÜREKLİ... Özgürlüğe âşık!
Ancak, başkaları tarafından yerinden oynatılan kilometre taşlarının, gene başkalarınca gelişigüzel dizilmesiyle önüne serilen yolda yürümeye mecbur bırakılınca... İşler değişiyor.
...Hiç hayıflanma, o şiirsellikten uzak düştün diye. Gözlerini aç ve o günlerde göremediğin gerçeği gör artık...
Nâzım da o sevda yüklü dizelerini eliyle bir kenara itip, daha sıcak bulduğu kollara koşmamış mıydı?
Haşim'in yaptığı, onunkinden çok mu farklı?
...Kendince tanrılaştırdığın, tapınmaktan gurur duyduğun putların, gerçekte basit birer taş parçası olduğunu ne zaman kavrayacaksın?
Ama. gönlün gerilerde bir noktaya takılı kaldıysa eğer, sevinebileceğin bir gerçeklik duruyor orada.
İşte şimdi, Nâzım'm kızıl saçlı Piraye 'siyle tam olarak özdeşleştin.
Kutlu olsun.
Fırtına gibi bir yaşam öyküsünün başoyuncusu oluveriyor PİRAYE...
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 23.835 okur

  • Tslm
  • Mehmet Raşit Gürhan
  • Esengül
  • Kubra
  • Zeynep Göktaş
  • Ayşen Öngör
  • Rû
  • Aydeniz Çekik
  • Merve Kaplan
  • Şenay karaarslan Şen

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%30.2
14-17 Yaş
%7.4
18-24 Yaş
%19.1
25-34 Yaş
%20.7
35-44 Yaş
%14.6
45-54 Yaş
%5.2
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%90.7
Erkek
%9.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.3 (1.328)
9
%13.9 (610)
8
%16.6 (728)
7
%11.5 (504)
6
%6.6 (288)
5
%5.3 (230)
4
%2 (87)
3
%1.5 (64)
2
%1.5 (66)
1
%2 (86)

Kitabın sıralamaları