İlk sayfada bir çocuğun sessizliğiyle başlıyor her şey. Ama aslında okuduğun şey bir çocuk hikâyesi değil; bir ömrün içine sinmiş suçluluk, korku ve geri dönüşü olmayan seçimler.
Uçurtma Avcısı tam
Yorgunsun ama kitap mı okumak istiyorsun? Ya da ne okuyacağını bilmiyor ve kitap alışkanlığı mı kazanmak isyorsun?
Stefan Zweig ile okumaya başla. Her an her yerde en fazla 2 saatte bitireceğin veya ne zaman bitireceğinin bi önemi olmayan seni derinlere çeken bir birinden etkili ve düşündürücü birden fazla hikaye var.
İnsanların duygularını ve iç dünyasını anlatan bence muazzam bi yazar. Aşk, yalnızlık, pişmanlık ve psikolojik çatışmalar üzerine yoğunlaştığı klasiklerinden biri olan Mecburiyet romanında da, savaşın ortasında kalan bir adamın vicdanı ile mecburiyetleri arasında nasıl sıkışıp kaldığını anlatıyor. Aslında karakterin verdiği her kararın içinde ayrı bir huzursuzluk var. Ne yapsa eksik, ne yapsa yanlış gibi bir his… Stefan Zweig olaydan çok insanın içini anlatıyor. O kararsızlığı, korkuyu ve çaresizliği direkt hissediyorsun. Bence kitabın en etkileyici tarafı da bu. İnsanın bazen kendi hayatında bile ne yapacağını bilemezken, böyle bir durumda nasıl tamamen sıkışıp kalabileceğini çok net hissettiriyor.