Puan vermedi·127 syf.····Okunma: 29 Ocak 2021 17:15 Yazarımızla tanışmam Deniz Feneri kitabıyla olmuştu ve iyki öyle olmuş.Bilinç akışı tekniğiyle yazdığı için bu kitapla acemiliğimi bi nebzede olsa atmış ve Kendine Ait Bir Oda'yı daha iyi anlama fırsatı yakalamış oldum.Yazar aklına geleni olduğu gibi aktardığı için anlamakta zorluk çekiyosunuz. 92 yıl önce yayınlanmış bi kitapta bugünü okumak, kadının bugün hala toplumda kendine yer edinmeye çalışması, günümüzü bakınca maalesef çırpındıkça batmışız gibi. Kitabı şaşırarak okumak isterdim ama üzülerek okudum, bugün daha kötü şeyler yaşadığımız için..
Kitabın özü kadın ve edebiyat.Erkek egemen edebiyatın içinde var olma çabası ki eşitsizliğe ve maruz kaldıkları zorluğa rağmen. Yazarımız erkekleri eleştiriyor evet ama kadını da bi o kadar eleştiriyor.Bazı kadın yazarların erkek adı kullanarak kendilerini gizlemelerini karşı çıktığı geleneğe biat etmek olarak nitelendiriyor. Kadınların yaşadıkları dönemler de edebiyatın içinde var olmaya çalışırken yeteneklerini ne kadar sergileyebilmişler bunların analizini yapıyor.Jane Austen'in elinde olmayanı istememek düşüncelerini özgür kılıyordu belki doğası gereği yeteneğini olduğu gibi yansıttığını yazıyor.Emily Brontë ve Jane'nin eleştirilere, o döneme ve ataerkil topluma rağmen korkmadan yazdıklarının arkasında durmasını başarılı buluyor.Charlotte Brontë ise hak ettiği özgürlükten yoksun bırakıldığı için öfkesinin onu yönettiğini ve bu yüzden yazılarında yeteneğini sergileyemediği (diğer yazarlardan daha yetenekli olduğunu düşünüyor) yorumunu yapıyor.
Varsayımları, karşılaştırmaları ve öğütleriyle dolu dolu çok güzel bir kitaptı.