Puan vermedi·328 syf.····Okunma: 31 Ocak 2021 07:52 Yazardan okuduğum ilk kitap. Şuana kadar hep kahve aşkıyla bildiğim yazarın hayatı hakkında yaptığım ufak araştırma ile başlamak istiyorum incelememe. Zira hayatı ve eseri arasında o kadar benzerlikler var ki..
Hayata gözlerini açar açmaz istenmeyen çocuk olup farklı aileler tarafından büyütülen "hayatımdaki kötülüklerin tüm sebebi annemdir" diye belirtip tüm hayatını etkileyen annesi olur. Aşkları, meslek yaşamı ve isteklerinin temelinde hep anne sorunundan doğmakta. Aşklarına baktığımızda hep kendinden yaşça büyük evli kadınlara aşık olan b yazar sevgililerinde daima anne şefkati, anne figürü aramasıyla alakalıdır. Yaptığı hukuk mesleğini bırakarak küçük tavan arası odasında kendini yazmaya adar. Kazandığı paraları odasındaki eşyalara ilham alacağını düşündüğü şeylere yatırması bu yazma işine ne kadar tutkulu olduğunu gösterir. Zweig'in balcaz için söylediği, 'sırf şan şöhret için yazıyor' düşüncesine pek katılmıyorum . Evet ünlü olmak için o anne sevgisi eksikliğini şan ve şöhret ile yatıştıracağıni düşünmüş olsa bile yazmaya karşı tutkusu olduğu yadsınamaz.
Kitaba gelince, baş karakter Felix 'i balcaz ile bağdaştırmamak elde değil. bu gencin annesi tarafından istenmeyip yatılı okullarda parasız büyümesi ve ileride 20 yaşındayken kendinden yaşça büyük iki çocuk sahibi kadına vurulması ve ikisininde hayatlarını birbirine açıp büyük bir aşk ile bağlanmasını izah edilemez tasvirleriyle betimlemeleri ile anlatır. Sonu can sıkıcı olup tatmin etmedi beni elbette ama bu mutlu son istememden kaynaklı. Son olarak Madam Henriette'nin yazdığı mektubu ve Felix'e hayata dair söyledikleri evrensel konuların altını çizip bir kaç kez okudum ve sanırım ara ara okumam gerek.. o kadar evrensel. Henritte 'yi çok sevdim. gücü sevgisi bildikleri ve öğütleri Felix'e karşı şefkati.. başka eserlerinde görüşmek üzere