“aklı başında olan kişi hoş olanın değil, acı vermeyenin peşindedir” dersek eğer bütünü tek çırpıda anlatmış oluruz.
aristoteles'in önermesindeki gerçek hayat bilgeliğinin temelinin, hayatın zevk ve güzellikleriyle hiç ilgilenmeden sayısız kötülüklerinden mümkün olduğu kadar kaçınmaya dikkat etmekte yattığını ileri sürer.
sırf bu nedenle de çoğu talihsizlik, iyimserlikle desteklenen cehaletten kaynaklanır.
bu bilgeliğin büyük bir kısmının da dikkatimizi kısmen mevcut âna, kısmen de geleceğe yöneltmekten geçtiğini söyler. ne de güzel söyler.
çünkü bazıları (gamsızlar) fazlasıyla mevcut anda, bazıları da (korkaklar ve tedirginler) fazlasıyla gelecekte yaşarlar; ölçüyü tutturabilenler nadirdir. zorlayıcıdır.
“bununla birlikte bu mevcut an, her an geçmişe dönüşür ve o zaman da sanki hiç olmamışçasına önemsizleşir. peki ama o halde mutluluğumuzun yeri neresidir?”
mutluluğumuzu sığdıramadık hiçbir yere.
“öfke ya da nefreti kelimelerle ya da tavırlarla göstermek yararsızdır, tehlikelidir, akıllıca değildir, gülünçtür, bayağıdır. o halde öfke ya da nefreti eylemlerden başka şekilde kesinlikle göstermemelidir. insan ilkinden tümüyle kaçındığında ikincisini o denli kusursuz yapabilecektir.”
son olarak:
“en büyük mutluluk, kişiliktir.” çünkü yalnızca kendimizden zevk alırız.