·96 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Ocak 2021 22:58 "Ama satranca bir oyun diyerek aşağılayıcı bir sınırlama suçunu işliyor olunmuyor mu?" Bir bilim de değil midir, Hz. Muhammed'in yerle gök arasında süzülen tabutu gibi kategoriler arasında süzülen bir sanat, karşıt çiftlerin eşsiz bağı; çok eski ve yine de sonsuz yeni, kuruluşu mekanik ama ancak hayal gücüyle etkinlik kazanıyordu, geometrik donuk alanda sınırlı ama aynı zamanda kombinasyonlarında sınırsız, sürekli kendini geliştiren ama yine de dokunulmamış, hiçbir yere varmayan bir düşünme, hiçbir şeyi hesaplamayan bir matematik, ürünsüz bir sanat, maddesiz bir mimari ve yine her şeye karşın kanıtlanmış bütün kitaplardan ve eserlerden daha sürekli varlığı ve oluşu, bütün milletlere ve bütün zamanlara ait olan ve hangi tarafından can sıkıntısını öldürmek, duyguları keskinleştirmek, ruhu sıkı tutmak için dünyaya getirilmiş olduğu bilinmeyen tek oyun." Satranç bir gemi yolculuğu tasviri ile başlıyor. Bütün koşuşturmaları içinde bir gemi ve içinde tesadüfen birarada olan iki satranç tutkunu. İkisinin de satranc tutkularının nedenleri ya da nasılları sorgulanıyor kitapta. Çentoviç uluslararası bir satranç şampiyonu. Yeni bir satranç turnuvası için yolculuk yapmakta. Bir satranç şampiyonu olmasına rağmen entelektüel zenginlikten oldukça uzak, düz, sorgulamayan, sosyallikten uzak bir adam. Para için satranç oynuyor gibi gözüküyor. Tüm uğraşlara rağmen öğrenmeyi becerememiş, kendini geliştirmekten aciz toplumsal bir cehalet örneği. Gemide onun karşısına tesadüfen çıkan diğer karekter ise Dr. B. Nazizm yıkımından payını almış, entelektüel anlamda kendini geliştirebilmiş, kendi gerçeklerinin farkında biri olarak tanıtılıyor. Burada şunu belirtelim ki Dr. B.'nin satrançla tanışması anlatılırken arka planda Nazi işkence ve yıkımlarının mükemmelce esere yerleştirildiğini görüyoruz. Dr. B. Nazi yönetimi tarafından etrafında sadece bir dolap, yatak, pencere, duvar kağıdı, masa olan bir hücrede sorgulanmak için bekletiliyor. Sessizlik, yalnızlık ve hiçlik işkencelerin en büyüğü. Sorgu için götürüldüğü bir gün bir kitap çalıyor. Bu, satranç oyunun inceliklerini anlatan bir kitap. Hergün okuduğu bu kitaptan edindiği bilgilerle kendi kendine rakip olup günlerce saatlerce satranç oynuyor. Bir sonraki, bir sonraki ve bir sonraki hamle... Hepsini kendine karşı düşünüp kurguluyor ve böylece bir satranç dahisi oluyor. Kim bilir Nazi işkenceleri nedeniyle dahi olmuş, bizim bilmediğimiz kaç dahi vardır? Gemide bu ikilinin yapacağı karşılaşma oldukça heyecanlı. Sonuçta kim mi kazanıyor? Öğrenmek için sizleri kitabı okumaya davet ediyoruz. Bir çırpıda okuyacağınız, sorgulayıcı, muhteşem bir hikâye sizleri bekliyor. " Bize hiçbir şey yapmadılar, sadece bir hiçliğin içine bıraktılar, çünkü bilindiği üzere dünyada hiçbir şey hiçlik kadar böylesi bir baskıyı insan ruhuna uygulayamaz."