Satranç

Stefan Zweig
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
𝑆𝐴𝑇𝑅𝐴𝑁𝐶̧ Okuduğum ilk Stefan Zweig kitabıydı. Yazarın; öyküde kaleme aldığı karakterlerin psikolojik tahlilleri, olay örgüsü ve 2. Dünya Savaşı'nın bir takım etkilerini göstermesi açısından çok güzeldi. Konusu şöyle; Hayatında santraçtan başka hiçbir şey olmayan zeki fakat kibirli bir, köylü çocuğu ile 2 dünya savaşı sonrası toplama kampından kurtulmuş hem zeki hemde kültürlü bir adamın , bir gemide başka biri sayesinde karşılaşmaları ve ikisinin de birbirinden , farklı hayat öyküsünü anlatan bir kitap. ve İkilemleri, gelgitleri ve bir türlü tutanamamanın öyküsü gibi. O dönemlerde ve o dönemin koşularında; Avrupa kültürünün Hitler Almanya’sı altında ezilişine bir işaret. Çünkü Odaya kapatılan Dr. B ile anlatır yazar Avrupa’yı. O kadar Sarsıcı ve bir o kadar da gerilim dolu bir eser. Bence Hiçlik duygusunu dibine , kadar yaşatan bir eser. Bence; Zweig’ın bir nevi bu dünyaya veda mektubu. Yazarımız İnsan denen varlığı muhteşem şekilde anlayıp, muazzam şekilde kaleme dökmüş. Ben severek okudum , tavsiye ederim...
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Tutku Yayınevl · 2018279,1bin okunma
Puan vermedi
Siz hiç esir düştünüz mü? Ya da Ne için olduğu belli olmayan bir savaşın ortasında kaldınız mı? Peki ya kendi yansımanızı bile göremediğiniz bir yalnızlık,köpek bağlasanız zincirini kırıp kaçmaya çalışacağı bir oda ve bu oda da bir yılınızın geçtiğini ayrıca neredeyse hergün işgence gördüğünüzü hayal edebiliyor musunuz? Peki ya çalmak her zaman kötü bir eylem olabilir mi? Hayatı boyunca birkez bile eline satranç taşı almamış bir satranç ustası ile küçük yaşta pekte zeki olmayan fakat bir rahip tarafından satranç oynarken keşfedilen ve aslında herkesin sahip olamadığı bir yeteneği olan,kendiyle beraber kibri de büyüyen  satranç şampiyonu ve bir kaç yolcunun da dahil olduğu  bu hikayeyi okumanızı şiddetle tavsiye ederim
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Tutku Yayınevl · 2018279,1bin okunma
8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2021 22:58
"Ama satranca bir oyun diyerek aşağılayıcı bir sınırlama suçunu işliyor olunmuyor mu?" Bir bilim de değil midir, Hz. Muhammed'in yerle gök arasında süzülen tabutu gibi kategoriler arasında süzülen bir sanat, karşıt çiftlerin eşsiz bağı; çok eski ve yine de sonsuz yeni, kuruluşu mekanik ama ancak hayal gücüyle etkinlik kazanıyordu, geometrik donuk alanda sınırlı ama aynı zamanda kombinasyonlarında sınırsız, sürekli kendini geliştiren ama yine de dokunulmamış, hiçbir yere varmayan bir düşünme, hiçbir şeyi hesaplamayan bir matematik, ürünsüz bir sanat, maddesiz bir mimari ve yine her şeye karşın kanıtlanmış bütün kitaplardan ve eserlerden daha sürekli varlığı ve oluşu, bütün milletlere ve bütün zamanlara ait olan ve hangi tarafından can sıkıntısını öldürmek, duyguları keskinleştirmek, ruhu sıkı tutmak için dünyaya getirilmiş olduğu bilinmeyen tek oyun." Satranç bir gemi yolculuğu tasviri ile başlıyor. Bütün koşuşturmaları içinde bir gemi ve içinde tesadüfen birarada olan iki satranç tutkunu. İkisinin de satranc tutkularının nedenleri ya da nasılları sorgulanıyor kitapta. Çentoviç uluslararası bir satranç şampiyonu. Yeni bir satranç turnuvası için yolculuk yapmakta. Bir satranç şampiyonu olmasına rağmen entelektüel zenginlikten oldukça uzak, düz, sorgulamayan, sosyallikten uzak bir adam. Para için satranç oynuyor gibi gözüküyor. Tüm uğraşlara rağmen öğrenmeyi becerememiş, kendini geliştirmekten aciz toplumsal bir cehalet örneği. Gemide onun karşısına tesadüfen çıkan diğer karekter ise Dr. B. Nazizm yıkımından payını almış, entelektüel anlamda kendini geliştirebilmiş, kendi gerçeklerinin farkında biri olarak tanıtılıyor. Burada şunu belirtelim ki Dr. B.'nin satrançla tanışması anlatılırken arka planda Nazi işkence ve yıkımlarının mükemmelce esere yerleştirildiğini
SatrançStefan Zweig · Tutku Yayınevl · 2018279,1bin okunma
Hayatta akla da yer olsun ama egemenliğine asla
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2021 44. kitabı
Satranç tahtasında bir Avrupalı Satranç bugüne kadar başka herhangi bir oyundan çok daha fazla ilgi çeken ve hakkında pek çok şey yazılan tek oyun olsa gerektir. Bu konudaki ilk yapıtların XI. ya da XII. yüzyıla dayanan ve satranca ilişkin problemlerin açıklandığı elyazmaları olduğu sanılmaktadır. Bu tarihten günümüze kadar satranca ilişkin literatür, problem açıklamaları ya da problem derlemeleriyle sınırlı değildir. Edebiyatın da ilgi alanına giren bir motiftir satranç, bu açıdan ele alındığında, pek çok ünlü yazarın yapıtının da konusudur. Sözgelimi Gustav Meyrink’in Golem’i, Elias Canetti’nin Körleşme’si, Samuel Beckett’in Murphy’si, Vladimir Nabokov’un Lujin Savunması ve hiç kuşkusuz, Stefan Zweig’ın Satranç’ı bunlardan yalnızca birkaçıdır. Bununla birlikte biraz daha yakından bakıldığında, Zweig’ın 1938-1941 arasında, sürgün yaşamındaki son durağı Brezilya’da yazdığı ve 1942’de Buenos Aires’te yayınladığı Satranç, simgeselliği ve çok boyutluluğuyla bunların arasından kendiliğinden sıyrılır. Her şeyden önce bir son yapıttır Satranç, Zweig’ın edebiyata ama aynı zamanda yaşama bir vedasıdır, eşi Lotte’yle birlikte 1942 yılının 22 Şubat günü intihar etmeden önce, tamamladığı son yapıttır. Yapıt, gerilim düzeyi gittikçe artan yapısıyla bile bir dram olma özelliğini taşır. Bu gerilim, yazarın ustası olduğu yazınsal bir tür olarak uzun öykünün en önemli niteliğini yansıtsa da, Satranç söz konusu olduğunda, aslında kaynağını bambaşka bir yerde bulur ve Nazi döneminde Zweig’ın politik tavrı hakkında biraz da alelacele varılan bir karara karşı yazarın duruşunu yansıtır. Bu tepki, özellikle de sürgündeki çağdaşları tarafından Nazi rejimine karşı net bir politik tavır almamakla, hatta kimilerince işbirlikçi olmakla suçlanan Stefan Zweig’ın yapıtlarında da sık sık karşımıza
SatrançStefan Zweig · Tutku Yayınevl · 2018279,1bin okunma
Bir satranç başında iki hırslı adam
Puan vermedi·80 syf.··
2023 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2023 21:19
Oldukça stratejik olan bu kitap bolca hırs, öfke bunalımlar içeriyor. En çok şaşırdığım nokta ise Stefan Zweig bu kitabı tamamladıktan sonra intihar ediyor. Bir nevi " Satranç" yazarın okuyucularına yazdığı Dr. B karakteri vasıtasıyla kendi yaşadığı bunalımlarını çok acı bir şekilde anlatttığı bir intihar mektubu. Kitabı okurken oldukça gerildim, Dr. B'nin yaşadıklarını empati yaparak anlamaya çalıştım ve sanırım pek de anlayamadım. O durumu yaşamadan pek de anlayamazdım zaten. İnsanın aslında insanlara, kuşlara, ağaca çok basit görünen ufak bir kitaba ne kadar da çok ihtiyacı olduğunu anladım. Dr. B'nin bomboş odada tek başına düşüncelerle yaşamaya mahkum edilmesi hayatı sorgulamama sebep oldu. Aslında birkaç insanla oturup konuşmak, bir ağacı izlemek, rüzgarı tenimizde hissetmek ne kadar değerli şeylermiş hiç farkında olamamışım. Öbür tarafta don bir karakteri olan Czentovic, satranç konusunda başarılı gibi duran ama içten içe kibirli ve bir o kadar da cahil biri. Bir satrancın başında Czentovic gibi kibirli bir satranç şampiyonu ile satranç zehirlemesi yaşamış bunalımlı Dr. B karşı karşıya kıyasıya hırs dolu bir mücadele içine girdiler. Kitabın sonunda kazanan ve kaybeden yok bana göre. Bu kitaptan en çok etkilendiğim şey Stefan Zweig'ın yani onu yansıtan Dr. B'nin yaşadığı psikolojik baskı, çaresizlik içinde hissettikleri, düşündükleri, yaptıkları ve kendi sonunu kendisinin bitirmesiydi ve de beni üzdü.
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Tutku Yayınevl · 2018279,1bin okunma
Puan vermedi
Kitapta hiçlik ve bence aynılık üzerine yazılmış bi isyanı dile getiriyo yazarımız ve o hiçlikte ne bulursa tutunulacağını o durumdan çıkmak için bı kendisine dal aradığını anlatıyor ama sonunda da anlaşılacağı üzere her şeyin fazlası zarardır
Roman
SatrançStefan Zweig · Tutku Yayınevl · 2018279,1bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2025 80. kitabı
Satranç, kısa ama etkili bir hikaye. Zweig, satranç üzerinden insan psikolojisinin karmaşık ve kırılgan yanlarını çok güzel yansıtıyor. Hikaye ilerledikçe, sadece bir oyun oynamadığını, aslında iki zihnin ve iki ruhun savaştığını fark ediyorsunuz. Kitabın atmosferi yoğun ve bazen biraz bunaltıcı olabiliyor; çünkü okurken oyuncuların iç dünyasındaki karmaşayı ve çaresizliği hissediyorsunuz. Zweig’ın dili akıcı ve sade, bu da okuyucunun hikayeye kolayca dalmasını sağlıyor. Okurken satrancın stratejisinden çok, insanın yalnızlığına ve zihinsel mücadelelerine odaklanıyorsunuz. Kısa bir kitap ama etkisi uzun sürüyor. Tavsiye ederim; özellikle derinlikli ama hızlı okunacak bir şeyler arıyorsanız.
SatrançStefan Zweig · Tutku Yayınevl · 2018279,1bin okunma
10/10
·
Beğendi
Nasıl anlatmalıyım? Okumayı duru bir su kenarında, tahta bir masanın başında yazarlarla buluşmaya benzetirim derim ya hep; işte Stefan Sweig o masanın başına geldi, tuttu omuzlarımdan beni sarstıkça sarstı, sarstıkça sarstı. Bir heyecan, bir sabırsızlanma; kitabın sonuna yaklaştıkça içim içime sığmadı. Acaba neler olacaktı? İyi ki dedim yalnızca 85 sayfa. Ya 500 sayfa olsaydı? Olay örgüsünün verdiği heyecan bir yana, beni asıl evrenine çeken şey Dr. B. Ve Nazi döneminde yaşadıkları. Kaba, kültürsüz, yalnızca paraya önem veren Satranç ustası Czentoviç’e hiç mi hiç değinmeye niyetim yok. Karakterlerin simgeledikleri şeylere, Nazi rejiminin temellerine, yazılanların yazarın hayatı ile ilişkisine girmeye de niyetim yok. Avukat Dr. B nazi rejimi tarafından tutuklanır ve sorgulanmak üzere aylarca alıkoyulur. Diğer tutuklular gibi nazi kampına gönderilmez fakat kendisininde deyimiyle, kendini daha büyük bir işkence bekler: hiçliğe mahkum edilmek. Kalemin, kağıdın, kitabın, yatağı dışında hiçbir şeyin olmadığı bir otel odasında düşünceleri ile baş başa bırakılır Dr. B. İşte şimdi düşüncelerinin hapishanesindedir ve belki de işkencelerin en ağırı sayılabilecek psikolojik şiddet başlar onun için. Düşüncelerinizin içine hapsolmak esaretlerin en büyüğüdür, özgür gökyüzünün altında alabildiğine koşabilseniz bile. Hele yazamamak, hele suskunluğun esiri olmak… Kimisi bunu kalabalığın içinde yaşar, kimisi bir hapishanede, kimisi bir ilişkinin içinde. Dr. B.ninki dışardan gayet iyi görünen bir otel odasında olmuştu. Hatta muhtemelen nazi kampından birileri onu görse; haline şükret bak biz neler çekiyoruz derdi. İşte tam da bu noktada çok farklı bir bakış açısı getiriyor olaya Dr. B. Esaretin belki en çetinini; dokunamadığımız, söküp atamadığımız, elimizle alıp görmeyeceğimiz başka
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Satran(k)
6/10
·83 syf.··
2026 2. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 15:56
Kitap, anlatıcının dünyaca ünlü bir satranç şampiyonunun hikayesini anlatması ile başlıyor. “Yolcu gemisinde satranç şampiyonu Mirko Czentovic var!” Aslında olay örgüsünün bu karakter üzerine kurgulanacağı düşünülse de asıl kurgu, Czentovic’e karşı satranç oynayan yarım düzine adama dahil olup, inanılmaz taktikler vererek beraberlik duygusunu tattıran Dr. B ile şekilleniyor. Bu beraberliği kendine yediremeyen Czentovic aniden çıkan bu Bey’e bir rövanş teklif ediyor. Hikayenin bundan sonraki kısmında anlatıcının Dr. B’ yi ikna çabaları sonucunda Dr. B hikayesini anlatmaya koyuluyor. Açıkçası kitapta basit bir anlatım var ve pek ilgi çekici değil ama bir solukta okunabilecek 62 sayfalık(bendeki basım 62 sayfa) bir kitap için yeterli sayılabilecek bir olay örgüsü mevcut. Kitap üzerine anlatılacak pek bir şey yok ama kitapta geçen “Ben satrancı sadece oynuyordum.” Cümlesine benzer bir cümle kurup “Ben kitabı sadece okudum.” dememek adına kitaptan birkaç alıntı çıkardım ve en azından karakterin bu cümleler üzerine ne düşündüğünü kendi açımdan sizlere aktaracağım. Dr. B, bu cümleleri bir hücrede tutuklu (tam anlamıyla hücre sayılamaz) kaldığı süreci anlatırken kullanıyor. Not: tam olarak hücre sayılmaz çünkü psikolojik bir etki yaratmak adına Dr. B diğer tutuklular gibi bir hücreye değilde daha temiz şahsi bir odaya kapatılıyor burada amaç kimseyle ve hiçbir şeyle etkileşim kurmayıp tutukluyu yalnız bırakmak ve bir süre sonra bu “kendi ile baş başa kalma” hâline dayanamayacak boyuta getirip itirafı sağlamak. Dr. B tutukluluk sürecinde devamlı sorguya götürülüyor ve bilinçli olarak sorguya alınmadan önce saatlerce bekletiliyor. Ve bu bekleyişi şöyle ifade ediyor; “Beklemek korkunçtu. Anlamsızca, bir saat, iki saat, üç saat bekletiyorlardı.” Normal bir insan için
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Puan vermedi·83 syf.·
2022 2. kitabı
Kitap bir geminin limandan hareket etmesiyle başlar. Ünlü dünya şampiyonu Mirko Czentovic gemiye binmiştir.Öykünün kahramanı, arkadaşının uyarmasıyla şampiyonu farkeder ve O’nunla tanışmak belki de bir maç yapmak için çeşitli denemelere girişir. Bu denemelerin ortasında iş rayından çıkar. Olayların akışı ana karakter tarafından kontrol edilemez bir biçimde gelişmeye başlar. İki ana karakter etrafında yer alır kurgu: Czentovic ve Dr. B. İyi ile kötünün, siyah ile beyazın karşılaşması. Dünya satranç şampiyonu olan Czentovic, yetim kaldığı için bir papaz tarafından büyütülen, zar zor okumayı öğrenebilen, zekası yetersiz, dünyaya ilgisiz, duygusal açıdan da oldukça sığ biridir. Başka tüm alanlara kapalı olan aklının satrançta inanılmaz derecede başarılı olduğu tesadüfen ortaya çıkar. Ancak kabalığı ve kültürsüzlüğü ile sadece paraya önem verir. Dr. B. ise Avusturya’lı bir avukattır. Nazi yönetimi tarafından, saray ve kiliseden olan müvekkilleri hakkında bilgi edinmek amacıyla tutuklanır. Toplama kamplarına gönderilmez ama başka bir psikolojik işkence yöntemi uygulanır: Hiçlik duygusu ile benliğini yok etmek. Tek başına, yanına kalem bile verilmeden, insan yüzü görmeden bir otel odasında yaşamak zorunda bırakılır. Bir gün sorgulama için beklerken bir kitap çalar. Bu kitap, bir satranç albümü, yüz elli ustanın oyunundan oluşan bir toplamadır. Dünyaya tutunacak başka bir dalı olmayan Dr. B., bu kitaptaki her oyunu kafasında defalarca oynamaya başlar. Dünyası siyah-beyaz taşlar üzerine kuruludur artık. Ancak, aklını yitirmemek için sarıldığı bu oyun onu deliliğin sınırına getirir.
1000k
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma

Yazar Hakkında

Stefan ZweigYazar · 187 kitap
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi. Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır. 1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.