·336 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Şubat 2021 20:30 Tess Gerritsen adını duyduğunuzda ne hissediyorsunuz? Peki, ya okuduğunuz zaman hisleriniz size ne anlatıyor? Ben hem adını duyduğumda hem de okuduğumda gerçekten iyi hissediyorum. Hep bir konuya odaklanmayı başarıyor bu kadın yahu. Olay beni direkt içine çekti. Daha ilk sayfadan hemen bir suikast teşebbüsü derken şu gerçekten insanı etkileyen, IMDB puanı yüksek aksiyon filmleri gibiydi.
Geoffrey Fontaine bir ‘İŞ’ için Londra’ya gidecektir, en azından eşi Sarah’a öyle söyler ama Berlin’de bir otel odasında suikasta uğrar. Suikastçının kendisine fiziksel olarak benzemesinden ötürü (bakın burayı hiç tutmamıştım) adamdan kurtulunca bir kıyafet değişikliği ve evlilik yüzüğü değişimiyle oradan kaçar, yangın başlatır ve adeta kendi ölümünü ilan eder. Bu ölüme ne karısı ne de düşmanları inanır. İnansalar kitap biterdi zaten değil mi? Başrol ölürse film de biter duygusu diyebiliriz.
Benim bu kısımda aklıma yatmayansa çiftin sadece 2 aylık evli olmalarıydı. Tabi ben şu an bekarım ama 5 yıl sonra evlensem ve 5 yıllık da tanıdığım olsa toplamda 10 yıldır tanıdığım biriyle 1 günlük bile evli olabilirim. Bu mantıkla düşünerek yeni evli olmalarını sorgulamadım. Hoş, tanışıp hemen evlenmeye de karar vermiş olabilirler diyebiliriz ama Messi mi Ronaldo mu diye tartışıp gereksiz tartışma yerine ikisini de seyredip zevk almaya odaklanmak temeliyle hareket ettim burada.
Ben niye örnekleyerek gidiyorum ki... Evet, önceki incelemede de tek kelimeyle yetinemeyip her olay anlatışında birkaç benzer kelime kullanarak ifade edebilmiştim. Bu aralar bende bir değişim var, çözeceğiz.
Finaline kadar olduça etkileyici ve heyecan dozu yüksek bir kitaptı. Beni tek üzen böyle güzel eserlerin hep yabancı yazarlar tarafından kaleme alınması. Bizde de böyle eserler yazılmalı, yazan desteklenmeli ve sinema gibi alanlara -ortalık düzelince- uyarlanarak yazarlara maddi olarak da destek sağlanmalı. Gerçekten değerli bir ürünü kim reddedebilir ki. Keyifli okumalar dilerim..