Puan vermedi·480 syf.····Okunma: 02 Şubat 2021 00:22 Bu kitaba dair inceleme yazma noktasında gelgitler yaşadım. Genelde bende güzel hisler bırakan kitaplara dair bir şeyler yazmaya gider elim.Sinekli Bakkal’ın ise bende bıraktığı tadı tam tanımlayamıyorum sanırım. Belki de yazarken netleşir :)
Uzun bir değerlendirme olmayacak( umarım :) ) ve ipucu içermeyecektir. Genel manada eserin, size kendisini okutacak ,başarılı bir roman olduğunu söylemek isterim.Dili ise yazar için sıkça söylendiği üzere yer yer aksaklık içeriyor maalesef.Bazı ifadeler havada kalıyor, düşüklüğü hissediyorsunuz fakat okuma zevkini tamamen kaçıracak boyutta değil. Dil ,bolca naftalinli kelime ile donatılmış ancak hepsi sayfa altında açıklama şeklinde verilmiş. Tabii eğer bu sürekli kontrol etme durumu tercih ettiğiniz bir şey değilse bir miktar keyif kaçırabilir.Yazarın üslubunu başarılı buldum bu eserde de. Cümleler ne çok tumturaklı çok şiirsel ne de kupkuru ve yavan. Dozunda bir edebi kıvam var. Betimlemeler başarılı, Sinekli Bakkal ve tüm karakterler size çok net biçimde geçecektir. Abdülhamit Han dönemine karşı yazarın olumsuz duyguları hissedilmekte ama fanatik bir muhalefet veya hakaret söz konusu değil.Karakterler üzerinden bir sorgulama ve eleştirme yoluna gidilmiş ( Selim Paşa, Hilmi vs) Yine dinin halk arasında idrak edilen yönü ile esası arasındaki fark ortaya konmak istenmiş.Yazarın da bu manada tutuculuğa ve katı bir İslamcılığa muhalif olduğu da arka planda net okunur durumda.
Karakterlere dair de birkaç şey söylemek isterim. Ana karakter Rabia’yı nedense bir türlü sevemedim :) Sert,güçlü,inatçı,şahsına münhasır bir kadın ancak inadı ve zaman zaman büründüğü tutucu tavır, eşi ile ilişkilerindeki bencil halleri sanırım bende olumsuz duygular uyandırdı. Dini görüşü veya adetleri ile çeliştiği için pek çok şeyi reddederken yine dini değerler ile çelişen kimi şeyler yapması,genç yaşına rağmen Peregrini’nin dediği gibi elli yaşındaki mahalleli kadınlar gibi davrandığı kimi durumlar vs vs Rabia’ya bir türlü ısınamamama sebep oldu. Rakım, Tevfik, sonrasında Pembe ile ve diğer cepheden Vehbi Dede ve Peregrini ile Rabia’nın ilişkileri,dostlukları ise çok canlı çok güzel. Bu, ikisi dışında kan bağları olmayan bireylerin samimi sohbetleri,aile bağları gibi kuvvetli bağları bende sıcak bir his bıraktı. Diğer önemli karakter Peregrini ise aforoz edilmiş sonrasında hiçbir dine mensup olamamış eski bir rahip. Mevlevi şeyhi Vehbi Dede’nin, Peregrini’nin ruh ikliminde uyandırdığı güzel hisler çok başarılı verilmiş .Burada Rabia’nın İmam dedesi ile Vehbi Dede dinin aydınlık ve karanlık, düz ve ters,doğru idrak edilmiş ve çarpıtılmış iki yönü gibi resmedilmiş. Kitapta din değiştirmeye dair bir bölümle karşılaşacaksınız ve orası sizde de bende uyandırdığı gibi aşırı gerçekçi(!) bir Yeşilçam filmi sahnesi etkisi uyandıracaktır bence :)
Yine bir türlü önünü alamadığım bir uzunluk durumu baş gösterdi yazıda evet. Toparlayalım :) Eserimiz; yazarın dini,siyasi görüşlerini de arka planda okuduğunuz başarılı bir kurgu genel olarak. Eserin sonunda ise azıcık “Hadi artık bir an önce bitirelim” gibi bir hava sezdim nedense. Çok sevilebilecek bir eser, sevilebilecek bir eser, “Yani güzeldi işte “ de denebilecek bir eser ama okuyanın sevmeyeceği ya da okuduğuna pişman olacağı bir eser kesinlikle değil bence. Bende de ibrenin yönü olumlu tarafı gösteriyor sanırım evet :) Keyifli okumalar diliyorum