Puan vermedi·147 syf.··
2021 2. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2021 19:36
Kitabı anlatmadan önce feminizmin tanımını yapmak istiyorum "Feminizm toplumsal ve ekonomik olarak kadınla erkeğin eşit olması" eşitlikten kasıt kadının erkekleşmesi, her iki cinsiyetin tek tipleştirilmesi değil. Fırsat eşitliğinin olması. Feminizm genelde "cinsiyetçilikle" karıştırılır. Peki cinsiyetçilik nedir? "Bir cinsiyetin diğerinden üstün olduğunu savunan görüş ve ideolojidir." Bu iki kavram birbiriyle çok karıştırılır. Feminizm cinsiyet kayırmaz çünkü eşitliğin sağlanması demek erkeklerin üzerindeki yükün de azalması demek ama cinsiyetçilik tam tersi düşmanca bir tutum sergiler. Feminist oldugunu iddia edenler genelde cinsiyetçidir. Bu yüzden feminizme karşı bir önyargı var. Kitap "feminizme neden hâlâ ihtiyacımız var?" Sorusunu sorarak başlıyor. Bunun cevabını verebilmek için başka sorular sorarak problemin tek bir nedenin olmadığını anlatıyor. Tek bir nedeninin olmaması meseleyi daha da zorlaştırıyor. Feminizm ilerleme kaydetti ama hâlâ ırkçılığın ve yoksulluğun olduğu, ataerkil toplumlarda büyük bir problem. Tüm bu problemler bir müdahale gerektiriyor. Ailede başlayan ayrımcılık eğitim ve iş hayatında devam ediyor. Aile maddi sıkıntı içindeyse okuldan ilk alınan kız çocuğu oluyor, erkek çocuğu okula devam ediyor. Sırf evden bir boğaz eksildin diye erken yaşta evlendirilen kız çocukları var. Regl yetişkinliğe ilk adımın emaresi olarak görülüyor ve kız çocuğu ergenlige girer girmez evlendiriliyor. Bu kız çocukları kimlik bunalımı yaşıyor. Ben çocuk muyum? Eş miyim? Anne miyim yoksa? Erken yaşta evlenmeyip mesleği olan kadınlar, çoğu yerde kayıt dışı istihdamda yer alıyor, erkekle aynı işi yapmasına rağmen daha az ücret alıyor, esnek çalışma koşulları sağlanmadığı için gebelik sürecinde işten ayrılır diye ya iş başvurusunda önyargıyla karşılaşıyor. Ya da işe girdi diyelim yine esneklik olmadığından dolayı gebelikte işten çıkarılıyor veya ayrılmak zorunda kalıyor. Erkeğin üzerindekiyse ayrı bir yük. Evi ve arabası olması lazım, eve kadın çalışmadığı için çok daha fazla para getirmesi lazım. Erkekler feminizmden korkuyor, çünkü iktidarları sarsılır diye korkuyorlar. Belki de koltuklarından olmaktan korkuyorlar. Çünkü feminizm dine-ataya-kocaya asilik yapmak gibi gösteriliyor. Ama durum tam olarak öyle değil. Sadece eşitligin oldugu yerde müşterek bir hayattan söz edebiliriz. Tüm kadınların isteği aynı, aynı şey için mücadele ediyorlar. Ama her bölgeye göre karşılaştıkları sorunlar farklılaşabiliyor ya da bir problem başka bir bölgedekinden daha baskın olabiliyor. Sözgelimi kimi yerlerde feministler yollarının açılması için ırkçılıkla daha fazla mücadele etmek zorunda kalırken, kimi yerlerdeyse katı muhafazakarlıkla daha fazla mücadele ediyor. Yani küresel sorunların yanında bölgesel sorunlar da var. Anti-feministlerin savunmaları genelde "kadın ve erkeğin yaratılışı farklıdır" olur. Evet kadın ve erkeğin yaratılışı farklıdır ama bu durum bir cinsiyetin diğer cinsiyetten üstün olduğunu göstermez. Hem toplumsal cinsiyet rollerini toplum belirler ve dayatır. Yoksa neden bir kadın pilot olamasın ya da neden bir erkek bulaşık yıkayamasın? Kitapta feminizmin tanımından başlıyor. Sorunları istatistiklerle beraber tek tek ele alarak nasıl çözüm bulabileceğimizi anlatıyor. Bir çok aktivistin sözlerine yer veriyor. Çok sade bir dili var. Özellikle feminizmle ilgili okumalara yeni başlayanların sıkılmayacağı ve çok seveceği bir kitap.
FeminizmNikki Van Der Gaag · Sel Yayıncılık · 2019333 okunma
·
19 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.