Okumayanlarımız için kitap bir genç ve bir yaşlı adamın diyaloğu şeklinde başlayıp yine aynı şekilde ilerliyor. Yaşlı abimiz birçok konuda aslında yanılsamaya uğradığımızı-ki onun deyimiyle bunu yapan kendi benliğimiz dahi olmayabilir- herhangi bir amaç uğruna yapmış olduğumuz her türlü davranışın altında aslında nelerin yattığını çok “tatmin” edici bir şekilde genç kardeşimize açıklıyor.
Mark Twain aslında tercihlerimizin, hobilerimiz ve fobilerimizin, ahlâkımızın, siyasi görüşümüzün, dinimizin belirleyicisi olanı kısacası olduğumuz şeyi meydana getirenin kaynağını çevremiz ve mizacımız olarak ele almış. Zaten kitap boyunca da aktarılan bu yönde. “Ben bunu kendime ya da bir başkasına neden yapıyorum, bundaki amacım ne?” diye soranlar ve cevaplarını kendilerinden alamayanlar için amcamız birebir diyebilirim.
Öncelikle kitapta bey amcamızın söylediği onca şeyden sonra buraya yazacağım her türlü cümle spoiler adayıymış gibi geldi ve gariptir kitabı okuduğum süre boyunca alıntı paylaşamadım (içimdeki efendiyle de alakalı olabilir tabi). O yüzden henüz okumamış olanlarınız varsa yine de söylemiş olayım.
“Aklım” uzun zamandır üzerinde bu kadar kafa patlattığım bir kitap olmadı diye düşünüyor ve işte bugün İçimdeki Efendiyi tatmin etmek için buraya bunları yazmak üzere söze giriyorum.
Açıkçası kitap bende öyle bir etki bıraktı ki kitabı okumaya her ara verişimde kurduğum cümlelerde çelişmemeye çabaladım. Şu an bunları yazarken bile bey amcanın sözleri bir duvar gibi karşımda diyebilirim.
-Unutmadan yaşlı adamın maddi ve manevi olguların değerleri hakkında bahsettiği kısım ve verdiği örnekler bence çok hoştu-
Tabi sık sık “Bu neymiş canım her şeye muhalefet bu dayı da! ” desem bazı sayfaları gerçekten anlamak için birkaç kere de okusam zaman zaman daha çok irdelemesi için genç adama sinirlenip onun yerinde olmak da istesem ilerde tekrar okuyacağıma emin olduğum kitaplardan biri. Ama hala bey amcaya katılıyor gibiyim.
Sanırım bu konuda İçimdeki Efendi elinden geleni yaptı diyebilirim.