Puan vermedi·736 syf.····Okunma: 06 Şubat 2021 00:05 Uzun zamandır okumayı düşündüğüm bu başyapıta geçenlerde bir sahafta rastlamıştım. Kitabı aldım ve başladım. Daha önce Benim Adım Kırmızı romanını okuduğum için esere bir nebze de olsa yakındım. ( Okumayı düşünenlere önce Pamuk'un bu şaheserini okumayı salık veririm.) Metinlerarası karşılaştırmalara dayanarak romanı daha iyi anladım. (Tabii kendi seviyemde.) Roman dıştan bakıldığında bir polisiye olsa da teolojik, tarihî, sosyoekonomik pek çok konuyu irdeliyor. Kitabın sonunda Eco'nun yazısında yansıttığı gibi pek çok esere gönderme yapıyor. Bu yönüyle romanı tam anlayabilmemin çok zor olduğunu kabul etmeliyim. Bunun için Hristiyanlık ve kilise tarihine, Orta Çağ'ın fikir ortamına aşina olmalıyım. Bu da ayrıca okumalar gerektiriyor.
Roman Orta Çağ'da yazılmış bir kronik üzerinden ilerliyor. Olayların gözlemcisi ve birinci ağızdan anlatıcısı Adso. En çok öne çıkan karakter sorgucu William (İngiliz olması Sherlock Holmes'u çağrıştırıyor.) Bir manastırdaki seri cinayetleri aydınlatmaya çalışırken pek çok dinî tartışmaya da şahit oluyorlar. Özellikle kitapların bulunduğu esrarengiz kütüphane ilgi çekici.
Romanı okurken başlarda zorlansam da sabrımın meyvesini ilerledikçe almaya başladım. Olaylar düğümlendikçe, -pek anlayamasam da- teolojik tartışmalar ilerledikçe kitabın tadını da hissetmeye başladım.
Yakın dönemde yazılmış olsun ama klasikler ayarında olsun diyenlere tavsiye edeceğim bir kitap. Okuyun. Ben şimdiden ikinci kez ne zaman okuyacağımı düşünmeye başladım bile.