Puan vermedi·293 syf.····Okunma: 06 Şubat 2021 00:20 Turgenyev ismini lisedeyken duymuştum ancak kendisi hakkında fikir sahibi olmam, üniversite yıllarında, kitapçıda çalışırken sohbet ettiğim emekli bir doktorun söylediklerinden sonra yaşanmıştı. Kendisi mesleğe ilk başladığında, Turgenyev ve Gogol'un kitaplarıyla hayata tutunduğunu söylemişti. O gün bugündür Turgenyev ismini nerede görsem, doktor teyzemizden olsa gerek, tebessüm ederim. Turgenyevi bu kadar önemli yapan (en azından doktor teyze için) şey neydi?
1818 yılında doğuyor İvan. (Marx'tan ay farkı ile küçük)
Maddi olarak zengin sayılabilecek bir aileden gelmektedir. Ancak kendisi 16 yaşındayken babası vefat eder. Annesi ise aşırı disiplinli ve emrinde çalışan kölelere kan kusturan bir kadındır. Marx'ın bahsettiği burjuva&proleterya çatışmasının burjuva tarafındadır ancak yanlış yerde olduğunun da bilincindedir. Rusya'da aldığı eğitimle yetinmeyip Berlin'e, felsefe okumaya gider. O yıllarda en revaçtaki Alman filozof ise Hegel'dir. Genç İvan da Hegel'in etkisi altında yaklaşık 3 yıl kadar felsefe eğitimi alır. 23 yaşındayken eğitimini tamamlar ve ülkesine geri döner.
Nispeten varlıklıdır ve Rusya ortalamasının üzerinde bir eğitim almıştır. Ancak eğitimi ile vicdanını birleştirir ve "rakip takımda" yer alan kölelere, çiftçilere yani proleteryaya karşı müthiş bir empati besler. Bunda elbette, onların arasına karışıp zaman geçirmesinin, özellikle avcılık yapmasının da etkisi büyüktür. İyi bir avcı mıydı bilemiyorum ama 1852 yılında Bir Avcının Notları kitabıyla ününü artırmıştır. Rus Edebiyatının en önemli isimlerinden Gogol da 1852'de vefat edecektir. Kendisi Gogol'a övgüler dizecektir ve hoop kısa süreli de olsa hapse atılacaktır. Büyük bir yazarın ardından övgüyle bahsetmenin suç olması.. Biraz tanıdık geldi sanki.. Ve bu sıralar, okul arkadaşı Dostoyevski'nin de başı derttedir. Dünya görüşü olarak kendisinden ayrıdır, çünkü kendisi laik bir görünüm içerisindedir ve hikayelerinde de toplumsal konulara, özellikle de gelir dağılımındaki adaletsizliğe içerlemiştir. 3 yıl sonra da Tolstoy ile tanışacaktır. Paris'e giderek oranın edebiyatçılarıyla da zaman geçirecektir. Özellikle de Flaubert ile..
1859 yılında bir kitap daha yayımlar ancak bu kitaptan daha önemli bir gelişme daha yalanır; annenin vefatı. Kendisine bütün hayatı boyunca yetecek kadar para kalmıştır ve toprakları da gerçek sahiplerine, o güne dek o topraklarda çalışan kölelere dağıtılmıştır. Tolstoy da kendisini düelloya davet etmiştir. Sonrasında bu daveti geri çekecektir ama araları da sıkı fıkı olmayacaktır tabi.
Ardından 1862 yılında kitabını yayımlar. Kitabın önemi ise, Nietzsche'nin okula sarhoş geldiği yıllarda Nihilist edebiyatının belki de ilk eseri oluşudur. Kendi babasını çok erken yaşta kaybeden Ivan, kitapta ise bu sefer babayı değil çocuğu öldürecektir. Ölen çocuk, Nihilist edebiyatının ilk edebi karakterlerinden biridir ve biraz da sanki Turgenyev'den izler taşımaktadır. Hızlı bir olay akışından ziyade, canlı bir durumun resmedildiği kitabı, iyi ki şimdi okumuşum diyorum. Zira daha erken okusaydım belki de bu kadar etkilenmeyecektim. Ve buradan, yaklaşık 7 sene önce yine böyle bir şubat ayında (belki de mart) tanıştığım doktor teyzemin de toprağının bol olmasını diliyorum..