Keşke, keşke bitmeseydi... Zweig aşkı o kadar güzel anlatmış ki -tabii kitabı aslından çeviren Ahmet Cemal'i de bir o kadar tebrik etmek lazım- lütfen bitmesin diye yalvardım durdum okurken.
Kitap mektuptan oluşuyor desem yanlış bir şey söylemiş olmam. Küçük bir kızın, olgun bir kadın olana kadar sevdiği adama yazdığı birden fazla mektuptan oluşuyor hem de... Kadının çaresizliği, hüznü, umudu ve en çok da sadakati Zweig ve Ahmet Cemal'in cümleleriyle adeta somut hale geliyor. Kadın ağlarken sessizce, gizlice sizin de içiniz yanıyor.
Kitapta karakterlerin ismi yok, ben var, sen var... Sadece mektubun yazıldığı ama sevildiğinden yıllarca bihaber olan adamın adının "R." diye geçtiğini biliyoruz.
Kısa (çok kısa) bir kitap olmasına rağmen üzerinde konuşulacak o kadar çok şey var ki... En basitinden uzun zamandır beni -salt cümleleriyle- böylesine etkileyen bir kitap okumamıştım. Uzun zamandır bir kitap içimi böyle yakmamıştı. Uzun zamandır böyle yazılan bir aşk okumamıştım ve daha bir sürü şey.