9/10
·407 syf.··
2021 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2021 09:29
Kitap hakkında çok detaya girmeden sizi biraz da olsa aydınlatmak istiyorum. Detaya girmek istemiyorum çünkü okuyan herkesin kendi yolculuğu benim gözümden olsun istemiyorum. Bu yüzden kitap hakkında yeni okuyacak olanlara genel bir bilgilendirme sunmak istiyorum. Öncelikle kuşların dili anlamına gelen kitap 4 bölüme ayrılıyor. Attar, birinci kısımda önce Allah'a olan sevgisinden bahsederek başlamış. Bunu yaparken de kelimelerin iç dizaynına dikkat ederek cümlelerini oluşturmuş. Bu cümlelerin her birinin sonunda ise kul olarak kendisini aciz ve yetersiz bulduğunu yenilemiş. İkinci bölüm de ise peygamberlere övgü ve hayranlığını sevgiyle yoğurarak devam etmiş. Kitabın bu bölümünü okurken zihniniz sizin için bir sofra kuruyor. O sofrada kimler mi var? Tabikide tasavvufa gönül vermiş, bütün peygamberler var. Sofranın başında bir anda Hz. Muhammed beliriyor daha sonra ise diğer peygamberler tek tek o sofraya konuk oluyor. Sofra bu kadar geniş olurda anlatı az mı olur? Tabiki de hayır. Uzun uzadıya okuru bilgilendirerek anlatılmış. Bu sizin gözünüzü korkutmasın çünkü yazar, evinize gelmiş tanıdık misafir tatlılığı bırakıyor. Bu kadar hazırlıktan sonra yazar yavaş yavaş üçüncü bölüme geçiyor. Burada yazar bizi kuşların ilahisiyle karşılıyor. İşte burada okur olarak çıktığınız gökyüzünden gerçeklere çakılıyorsunuz. Bu zamana kadar gözünüzü, kulağınızı kapattığınız bütün gerçekler karşınıza dikilip tatlı bir parmak sallamaya başlıyor. Biraz alınıyorsunuz ama gene de bırakamıyorsunuz çünkü o parmak sallanmayı hak ettiğinizi biliyorsunuz. Burada bir anda bütün dünya ayağınızın altından çekiliyor. Bu bölümde, bütün kuşlar bir araya gelir ve kendilerine bir padişah seçmek isterler. Öncüleri olan hüthüt kuşuna danışırlar. Hüthüt, onlara padişahın "Simurg" olduğunu belirtir. Fakat Simurg'a ulaşmak o kadar da kolay değildir. Bunun için kaf dağının ardına yolculuk yapmaları gerekmektedir. Hepsi de Simurg uğruna bu yolculuğu kabul ederler. İşte bundan sonra kuşların (yani insanların) yolculuğu da ikiye ayrılmaktadır. Bir an da bakıyorsunuz ki her bir kuş aslında bir insanı temsil etmektedir. O kuşlar ki ete kemiğe bürünmüş günümüz insanını andırmaya başlıyor. Kuşlar birinci kısımda daha başlamadan kendilerinin fıtratlarını bahane ederek pes etmeye başlamışlar. İkinci kısımda ise yola koyulan kuşların türlü zorluklarla pes etmeye başladıklarını görmeye başlıyoruz. Bu yolculuk aslında kuşların değil insanların yolculuğudur. Yok boyunca kuşların kimi fazla açgözlü, kimi ise sevda ateşiyle yanıp tutuşmakta. Devam eden kuşların yolculukları yedi aşamalı bir vadiden geçmektedir. Ancak bu yedi aşamayı geçen kuşlar Simurg'a ulaşabilecektir. Dördüncü bölümde artık yazar kendisini göstermeye başlıyor. Attar'ın bahsettiği kişinin aslında kendi yolcuğu yani biz insanların yolculuğu olduğunu farkediyorsunuz. Son olarak okuyucuya tavsiyem bu kitabı okurken lütfen kendinizden, bedeninizden, dünyalık işlerden sıyrılarak okuyunuz. Aksi taktirde kaçırdığınız yerde kitap sizi zorlamaya başlayacaktır.
Mantık Al-TayrFerîdüddin Attâr · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20196,4bin okunma
··
28 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.