·55 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Şubat 2021 23:06 İnsanı en iyi anlayabilmenin sanat eseri olan şiirlerin benimsenmesiyle sağlanabileceğini savunan şairin şiirlerinde bu izlere rastlamak mümkün.
Büyücü Kadın, zayıf burjuvaya üstünlük sergileyen kral ama her durumda ezilen kadınlar şiirlerinde her açıdan toplumun izlerini taşıdığını belli etmeye çalışmış şair. Fakat çeviriden kaynaklı mı pek anlayamasamda anlamak için çok çaba sarf ettiğim bir kitap.
"On iki yaşımda beni kapadıkları bir tavanarasında dünyayı tanıdım; ka?amda canlandırdım insanlık güldürüsünü. Tarihi belledim bir şarap mahzeninde. Bir kuzey kentinin gece şenliklerinde eski ressamların bütün kadınlarıyla karşılaştım.
Bana eski çağ bilimlerini öğrettiler bir izbe ara sokağında Paris’in. Baştan başa doğunun kuşattığı eşsiz bir konutta koskoca yapıtımı tamamladım; yüce yalnızlığımı geçirdim orada. Mayaladım kanımı. Ödevim bağışlandı. Artık bunu düşünmemeli bile. Ötedünyalığım ben gerçekten; göreceğim bir iş yok burada."
Ama yine de her şair gibi onunda yaşamından izler taşıyan şiirlerinde ölüme duyduğu arzuyu göz ardı edemiyorum. Eserini tamamladıktan sonra artık görevinin bittiğini dile getirmiş şair.
Ötedünyalığız neticesinde. Hayallerimizden birini bile tamamlasak yeterli. Tabi bu herkes için geçerli olmadığı gibi benim içinde geçerli değil. Hayallerimin bir tanesinin değil çoğunun gerçekleşmesi lazım ölümü dileyebilmek için.