Puan vermedi·68 syf.····Okunma: 06 Şubat 2021 22:12 · Epey merak ettiğim bir yazarın okuduğum ilk kitabı oldu ve kesinlikle son olmayacak, bayağı beğenerek okudum. Kısa ama bir o kadar da doyurucu kitaplara bayılıyorum. Altıncı Koğuş kitabı da tam olarak öyle bir kitaptı. Bir solukta okunacak, akıcı ve nasıl bittiğini anlayamacağınız, farkındalık yaratan, sayfa sayısı az fakat mana ve derinliği çok olan bir Çehov öyküsü.
Konusuna geçecek olursam,
Rusya'nın bir taşra kasabasında, başlarında zalim bir gardiyanın bulunduğu sefillik, pislik, açlık içinde ve insana yakışmayan durumlarda neredeyse ölüme terk edilmiş beş tane hastanın içinde yaşadığı bir akıl hastanesi Altıncı Koğuş.
Aslında her şeyin farkında olan ama tekduzelige karşı kayıtsız olan hastane doktoru Andrey Yemifiç ile başlarda ailesini zamanla da maddi durumunu kaybeden eğitimli, kendini yetiştirmiş hasta Ivan Dimitriç arasında başlayan felesefi sohbetler insanı derinden sarsacak nitelikte. İki farklı insan iki farklı eksen. Bir tarafta acı duygusunu hiç yaşamadığı için acıyı küçümseyen, etrafında aydın kimsenin olmadığını düşünüp dış dünyadan kendini soyutlamış, hayatın anlamının insanın kendi içinde olduğunu savunan bir doktor, diğer tarafta ise daima acılara yürüyen, adaletsizliğe, zorbalığa, duyarsızlığa karşı duruş sergileyen ve düşünme özgürlüğü hariç her şeyi elinden alınmış bir hasta.
Bu sohbetlerden etkilendiği için aslında içinde bulunduğu felsefi yanılgının farkına varmasıyla hastaneye normalinden fazla gitmesi üzerine bir süre sonra Andrey Yemifiç'in de deli olarak yaftalanması ile akıl hastanesine yatırılışı iki karakterin birbirilerine karşı savundukları düşüncelerin yerini empati duygusuyla aynı safta olmaları alıyor.
İnsanın hayattaki varoluş amacı, yolsuzluk, akıl, adalet, duyarsızlık gibi kelimelerin tahlilileri en iyi sekilde ortaya konulmuş, toplumsal olayları ikili diyaloglara yansıtılmış akıcı dille yazılmış modern klasiklerden bir öykü. Kesinlikle okuyun, okutturun :)