Puan vermedi·208 syf.····Okunma: 07 Şubat 2021 18:29 Kitabı okumaya başladığınızda, Bruno adında dokuz yaşındaki bir çocukla bir yolculuğa çıkacaksınız (ama bu kitap dokuz yaşındakiler için değil). Ve er geç Bruno ile birlikte bir tel örgüye varacaksınız. Böyle tel örgüler dünyanın dört bir yanında var.
Livaneli'nin Serenad kitabında yer alan Nadia Yahudiydi,yine Livaneli'nin Huzursuzluk kitabındaki Meleknaz Ezidiydi,Çizgili Pijamalı Çoçuk kitabında yer alan Schmuel Yahudi bir çocuktu. Bu karakterlerin ortak bir özelliği vardı,ya sevdiklerinden ayrı düştüler, ya da öldüler...Peki bu insanların suçu(!) neydi?Sadece onlara zülmedenlerden farklı bir ırka sahip olmalarıydı...
Yıl 1943 Hitler ve Nazi canavarları Polonya'nın Auschwitz kampında.15 Nisan 1934 doğumlu, 9 yaşındaki Schmuel de bu kamptaki esirlerden yalnızca biri.Ne tesadüf ki yine 15 Nisan 1934 doğumlu, 9 yaşındaki Bruno'nun babası Nazi güçlerinde asker, görevlendirme ile buraya ailesi ile beraber gönderilecektir.
Bruno'nun savaşa rağmen, kendilerine aşılanan ırkçı söylemlere rağmen Schmuel ile olan dostluğu anlatılıyor. Çekilen tel örgüler onların dostluğuna asla engel olamadı.
Takıldığım nokta ise şu yazar kitabın sonunda bu olayların geçmişte kaldığını;bu zamanda,bu çağda böyle bir şey olamayacağını söylemiş. İşte burada duraklıyorum.
Kitabın çocuksu nitelikte masum bir dili var çocuk kitabı kategorisinde yer almasının sebebi belki de budur ama çocukların okuyabileceği bir kitap niteliğinde değil,gerçekleri ağır gerçekleri aktardığı için.
Kitap o kadar sürükleyici ki bir günden daha kısa bir sürede elimden asla bırakmayarak tamamladım. Sonunu filminde izlememe rağmen yine aynı etkiyi bıraktı, yutkunamadım.
"Tam olarak fark neydi?Kendi kendine düşündü:Hangi insanların çizgili pijama,hangilerinin üniforma giyeceğine kim karar vermişti?"
Severek okuduğum bu kitabı herkese tavsiye ediyor ve incelememe Malcolm X'in şu sözleriyle son veriyorum:
"Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır. "