Öncelikle incelememden bazılarınızın memnun olmayacağını söyleyerek başlamak istiyorum. Gerek döneminde gerekse bugün geçerliliği kalmamış fikirlerle dolu bu kitabın sitede bolca övücüsü bulunduğunu ancak kimsenin eleştirmediğini fark edince inceleme yapma ihtiyacı hissettim. Hazırsanız başlayalım.
Öncelikle diğer ırkların kitap içerisinde korkak, küçük gösterilmesinden bahsetmek gereksiz, bunu az çok tahmin ediyorsunuzdur.
Onun yerine ilk olarak KADIN konusundan bahsetmek istiyorum. İş güç sahibi kadınların Atsız'ı desteklemeleri kadar anlamsız bir şey az görülmüştür çünkü Atsız'dan bir alıntı ile açıklayacak olursak: "...aile yapısının korunması bakımından kadının her şeyden önce analık ve evdeşlik görevini yapmasını isteriz.", "Yalnız süs peşinde koşan bir kız, analık ve yurtluk duygularından uzaklaşmış müstakbel bir kokettir.". Bu söylemler ile kadının asli (ve hatta tek) görevinin gelecek nesillere çocuk yetiştirmek olduğunu belirtmiştir. Kadına sadece çocuk yetiştiren, topluma faydası sadece bu olan bir mal gözü ile bakmak ne derece desteklenebilir acaba merak ediyorum. Aynı söylemlere n*zi almanyasının propagandalarında da rastlayabiliriz.
Devam edelim: "Acaba gençlerimizin ve bilhassa kızlarımızın zehirlenmesine engel olmak için bütün memlekette sinemalar kapatılsa, erkek ve kadın plajları ayrılsa, roman ve hikayeler sansürden geçse ne olur? Demokrasi, hürriyet suya düşüp memleket yok mu olur?" Ne mi olur söyleyeyim: diktatörlük. Kitapta sinema, balo ve kitaplara kin kusan Atsız, bu cümlesiyle de şeriat destekçisi gericilerden farksız bir şekilde toplumun ahlakını bunların bozduğunu söylüyor.
Biraz da EĞİTİM konusundan bahsetmek gerek. Bana kalırsa en önemli nokta burasıdır. Çünkü Atsız'ın ülkemizin en değerli kurumlarından biri olmuş Köy Enstitülerine tepkisi bilinen bir şeydir. Her ne kadar kendisi "köycü" biri de olsa, sürekli komünizm diye diye herkesi düşman gösterdiğinden, köylere aydınlık götüren bu kurumları da komünizm propagandası yapmakla çok kere eleştirmiştir. Bakalım kendisinin o mükemmel (!) eğitim programı nasılmış:
"...icap ettiği zaman dayak da dahil olmak üzere ceza müeyyidesini koymadıkça ilkokullarımızda kahramanlık tohumları atılamaz." Köylere dünya edebiyatı, tarih, sanat kısacası aydınlık götüren Köy Enstitülerini eleştiren Atsız'ın mükemmel eğitim politikası. İnsan hayran kalıyor (!) Devam edelim:
"İlkokullardan başlayarak yüksek tahsil müstesna olmak üzere bütün okullardan muhtelit (karma) tedrisatı kaldırmalıyız. Küçük sınıflarda kız ekseriyeti arasında kalan bazı erkek çocukların erkeklik ruhlarını kaybettikleri ve kısmen avareleştikleri muhakkaktır." Kızları, erkeklerin şahsiyetini "bozan" bir şey gibi göstermiştir. Erkeklik kutsal tabi doğru (!)
"İlkokul talebesine verilen sınırsız hürriyet derhal kaldırılarak çocuk sıkı bir disiplin muhiti içine alınmalı..."
"Ceza bütün şiddetiyle okullara girmeli..."
"Kadın öğretmenler erkek talebeye ders vermemelidir." Okullarımızda bazı kadın öğretmenlerin Atsız'ı desteklemeleri de ayrı ironi.
"Ortaokullarda askerlik dersi nazarî ve ve amelî olarak çoğaltılmalı ve ciddi tutulmalıdır. Talebe askerî kanunlara ve cezalara tâbi olmalı ve mektep üniforması giymeye mecbur edilmelidir."
"...hakiki ve sert askerlik konulmalıdır."
"Ortaokullarda hiçbir faydası görülmeyen, boşuna zaman, emek ve para harcamaktan başka bir şeye yaramayan ecnebi dili dersleri tamamen kaldırılarak bunun yerine askerlik ve spor dersleri konulmalıdır." Bu cümlesiyle de Atsız'ın müthiş eğitim politikasını ve dillerin işe yaramadığını söylemesiyle de ileri görüşlülüğünü görmekteyiz. Az kaldı, devam edelim:
"...talebeler silahla toplu bir halde talime, hakikî süngü ve kılıçlarla hakikî mübarezeler yapmaya alışmalıdır. Zarar yok, aralarında tehlikeli yara olanlar bulunsun. Bu yaralar sinemaların, baloların yaptığı tahribat kadar zararlı değil; talebeyi tehlikeleri azımsamaya alıştırmak bakımından faydalıdır." Şimdi bu cümleyi okuyan aklı başında birisinin Atsız'ı destekleme ihtimali var mıdır soruyorum. Okula mı gidiyoruz askeriyeye mi? Atsız; insan beynini, entelektüelliği hiçe saymış ve insanı, savaşta heba edilecek et parçası olarak görmüştür. Savaş övücülüğünü de kitapta sık sık görürsünüz. Atsız ve Reha Oğuz Türkkan gibi isimlere kalsa Türkiye İkinci Dünya Savaşı'nda n*zi almanyasının yanında savaşa girerdi. O dönem "Sayın İnönü, Türk milleti savaşa girmek için işaretinizi bekliyor." tarzı yazılar yazmaları da yine bu insanların ileri görüşlülüğünü (!) ve fikirlerinin sağlamlığını (!) bizlere göstermiştir.
"Okullar birbiri ile futbol gibi mânâsız ve voleybol gibi kadınca müsabakalar değil, askerî ve millî müsabakalar yapmalıdır." Burada özellikle "kadınca" sözcüğünde durmak lazımdır çünkü adeta hakaret edermişçesine söylemiştir. Ona göre zaten erkeklik adeta kutsaldır.
Kitapta ve diğer yazılarında da bu ve başka konularda yüzlerce cümle bulunmakta. Bu yazımın tepki çekeceğini de biliyorum ancak Atsız gibi isimlerin övülmesinden çok, bu gibi konulara işaret çekilmesi gerekiyor. Kendi döneminde bile sağlıklı tespitler yapamamış birinin, 2021'de bile desteklenmesi kadar anlamsız bir şey yoktur. Ancak bu gibi insanları okuyun, okuyun ki mantıklı bir şekilde eleştirebilesiniz.
Umarım faydalı olmuştur. Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim.