Puan vermedi·108 syf.····Okunma: 10 Şubat 2021 00:39 "Coşkun: ..ve sevgili milletim şimdi utanmıyorum artık! Hiç utanmadan, sanki hiç ölmemişim gibi, eve gelenlere hoşgeldiniz diyorum, giderlerken güle güle diyorum...sanki insanmışım gibi, yine buyrun bekleriz diyorum. Ne var yok-iyilik sağlık- oynuyorum her gün.. Hayır hoş gelmediniz; hayır ne iyilik, ne sağlık..."
Tehlikeli Oyunlar'da "Ülkemiz büyük bir oyun yeridir." diyen #OğuzAtay oyunları gerçeğe dönüştürüyor bu eserinde. Kitap iki perdelik bir tiyatro oyunundan oluşuyor. Karakterler bildiğimiz gibi yine 'tutunamayan', toplumsal rollere mecburen öncelik verdiği için sanatı(oyun yazmayı) ihmal etmiş, her yazdığı da yarım kalmış, emekli tarih öğretmeni Coşkun Ermiş, ailesi ve diğer tiyatro ekibinden oluşuyor.(Burda belki de mühendislikten çok edebiyatla ilgili olmasına bir atıf yapmıştır.) Ara ara Selim ve Turgut da dahil oluyor ki Atay tüm kurgu kahramanlarını toplamış sanki.
Oğuz Atay her zamanki gibi önce sorgulayıp sorgulatıyor, hicvediyor, nihayetinde buruk bir gülümseme bırakıyor insanda. Oyun içinde oyun, gerçek mi oyundan bir parça mı belli olmuyor. Son sahneye kadar bilinç akışı devam ediyor. Yine kalbe dokunuyor, ne de olsa hepimiz her sabah oyun sahnesine çıkıp yeni bir dünya oluşturuyoruz, herkes rolünü ustalıkla oynuyor. Kimi zaman Coşkun gibi "iyilik sağlık", kimi zaman da Saffet gibi "anlamadan alıntılayıp" düşünmeden yaşıyoruz. Eleştirilen bahsetmek istediğim çok konu var aslında fakat zaten kısa kitabı buraya yazmaya gerek yok siz okuyun en iyisi.
"Oyun bitti, seyirciyi selamlayacağız."