Elle Kennedy’nin tarzını bildiğimi ve tüm kitaplarını seveceğimi düşünüyordum zamanında. Ama artık bunun doğru bir kanı olmadığını düşünmeye başladım. Yani kötü anlamda değil. Herkesin bir tarzı var ve eminim ki bu seriyi de çok sevenler elbet ki olacaktır.
Off-Campus serisi gibi bir şey beklemiyordum artık bu serinin ilk iki kitabından sonra ama Oyun çıkmadan önce de en azından Takip ve Risk kadar da kötü olmasın diyordum. Aslında dileğim gerçekleşti dostlarım Off-Campus serisinden Anlaşma Hata kadar iyi değildi ama Takip ve Risk kadar da kötü değildi. Ama şöyle de bir şey var bu kitap o ikisinin ortasında olsa da ben yine çok fazla sevemedim. Aslında tam olarak istediğim şey gerçekleşti ama yine de kitabı bitirdikten sonra tatmin olamadım. Hunter ve Demi’nin arkadaşlığını çok sevdim. Hatta bu kadar uzatmaları bile benim hoşuma gitti diyebilirim. Çünkü birden birbirlerini görüp etkilenip hemen beraber olan tiplerden hazzetmiyorum. Bu da tam slow burn tarzı bir hikayeydi. Birlikte yaptıkları bir ödevden dolayı yan yana geliyorlar ve kitap boyu da hep beraberler. Bazı konuşmalar beni aşırı güldürdü Hele ki Hunter’ın keşiş muhabbetlerinde bazı yerlerden kahkahalarımı tutamadım. Güzel bir arkadaşlıktan dönse de bu seride benim hissedemedigim tek şey ise AŞK. Arkadaşlar inanın bir genç yetişkin hatta romantik bir kitapta bu nasıl başıma geliyor inanın bilmiyorum ama bana bu aşkı geçiremiyor bu seriyle Elle Kennedy. Ya da ben sürekli Off-Campus serisiyle karşılaştırma yapıyorum bilemiyorum. Genel olarak okuması keyifli olsa da (yine düşük puan vermeyeceğim çünkü ilk iki kitaptan daha çok sevdim) beklentilerimi çok da karşılayamadı diyebilirim