“Yazı Düşünürü”
9/10
·120 syf.··
2021 15. kitabı
Enis Batur’un Blanchot için kullandığı bir tabirmiş “yazı düşünürü”. Tek kitabını okumuş olmama rağmen bu tabirin onun için oldukça uygun olduğunu düşünüyorum. Aslında inceleme yazmadan önce biraz araştırma yapayım dedim, kimdir, nasıl birisidir, nelerden etkilenmiş, savunduğu şey nedir diye ama sanırım benim bunlar hakkında uzun uzadıya yazmam mümkün değil… “Sessizliği yazıya döken” bir yazar olarak bilinen, “dil vasıtası ile öznenin asla kendini dile getiremediği”ni savunan bir kişi imiş kendisi. Yazarla ilgili okuduğum bir makalede ise Blanchot’nun açıklama yapmayan yazılarına karşılık onun yazılarını açıklığa kavuşturma çabasıyla yazılan oldukça zengin bir literatür olduğu söyleniyor. Bütün bunların yanında bu literatürün de tam anlamıyla “açıklama yapmayan yazılar”ı açıklayabildiği görünmüyor. Kitaba gelecek olursam, Okumaya başladığımda yazar ve tarzı hakkında herhangi bir bilgim olmadığı için, birkaç sayfa okuduktan sonra şöyle söyledim: “birazdan olaylar aydınlanmaya başlar herhalde.” Sayfalar ilerledikçe şunu söylemeye başladım: “belki sonlarına doğru aslında ne demek istediğini anlarım.” Ortaları biraz geçince şunu dedim: “acaba bir yerde bir ipucu bulabilir miyim?” Sona geldiğimde şunu söylerken buldum kendimi: “Lanet olsun! Bu bulmaca metni çözemedim! :)) Kitapta uzun dar bir otel odasının dışında zaman, mekân, yer, isimler gibi herhangi bir şeyi görmek mümkün değil. İki bölümden oluşuyor ama bunları yalnızca rakamla belirtilmesinden çıkartıyorsunuz. İki bölüm arasında herhangi bir bağlantılı geçiş olmadığı gibi birbirinden ayrı ayrı şeyler de değil. Aslında hiçbir paragraf birbiriyle bağlantılı değil. Kısa kısa geçişler ile kadın ve erkeğin diyalogları şeklinde ilerliyor fakat kadın ve erkeğin neyden bahsettikleri, ne konuda iletişim içerisinde oldukları, ikisinin bir arada olmasının sebebi, bağlarının ne olduğu tam bir muamma... Bana öyle geliyor ki burada mühim olan, konuyu, kişileri ve mekânı anlamak değil. Bunları neden anlamak zorundayız ki? Her zaman alıştığımız zaman-mekân bağlamlarında değerlendirmek istiyoruz her şeyi. Her şey olağan seyrinde ilerlesin, zamana ve mekâna tabi olsun istiyoruz. Bana göre Blanchot zaman ve mekânı tamamen silip zamansızlık ve mekânsızlığı anlatıyor kitabında. Her paragrafa yeni bir şey ile başlıyor ve üstte söylenenler tabiri caizse silinip yok oluyor. Yeni bir başlangıçla yeniden başlıyor her şey. Blanchot sanki mevcudiyeti aşarak ruh ile temas halinde gibi. Otel odasında bir ruh ve bir beden var sanki. Konuşmalar ikisi arasında geçiyor. Burada konuşulanlar ise, maddi mevcudiyet ile maddi olmayan mevcudiyet arasındaki bağ, maddi mevcudiyetteki anlam ile gayri maddi mevcudiyetteki anlam sanki.. "Belki de sadece mevcudiyetimiz dolayısıyla ayrıyız.” “Kadın konuşuyordu, mevcudiyet hiçbir şey söylemiyordu; kadın alıp başını gidiyordu, mevcudiyet, beklemeyerek, bekleyişe yabancı ve hiçbir zaman beklenmeyen olarak oradaydı.” “Farkında olmadan bir şeyleri mi değiştiriyordum acaba? Ondan bana gelirken sözlerde bir şeyler değişiyor muydu?” “Kadında günü, geceyi, sürmüş olanı, sonlanmış olanı hatırlıyor fakat kadının kendisini hatırlamıyordu adam.” Belki tamamen yeni bir tez benim söylediklerim fakat eğer sen, Blanchot, “açıklama yapmayan yazılar” yazdıysan ve sessizliği kendine yoldaş bellediysen, benim senin sessizliğinden çıkardıklarım bunlar… Yanlış bir çıkarım yaptıysam affına sığınırım :)) Son olarak, bana bu kitabı tavsiye eden arkadaşıma teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Bugüne kadarki tüm tavsiyeleri benim için harika birer bilgi kaynakları oldular. Twain’in, “insanın düşüncelerinin oluşmasında her zaman bir “dış etki” etkili olmuş, onu yönlendirmiştir” düşüncesindeki en anlamlı “dış etki”lerimden birisidir kendisi. İyi ki var. :))
Edebiyat
Bekleyiş UnutuşMaurice Blanchot · Monokl Yayınları · 2018837 okunma
··
177 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Görünüşe göre zor bir kitap , ama dolu dolu. Aslında okurken bazen sadece mekan , zaman , ve olaylara odaklanıyoruz bence böyle olunca vermek istenilen mesajı kaçırıyoruz. O yüzden ben her cümledeki anlamı tabi kitap bağlamıyla beraber ayrı değerlendiririm. Vermek istenilen mesaja odaklanırım. Eline sağlık son olarak 💜
Lady Petite
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim Gülci’mm 🧡🌸 evet ayrı ayrı değerlendirmek lazım galiba. Bir de aslında kitap zor değil, okuması da ilerlemesi de kolay yalnız anlama konusunda neden bahsettiğini bir türlü anlayamıyorsun 🤭😅 kendimizce yorumlayacağız artık. Belki de yazarın istediği de budur 🤷🏼‍♀️