Puan vermedi·120 syf.··Beğendi
· (spoi içerir.)
Kırmızı pazartesi
Bir toplumda kadın ve erkeğe biçilen roller değişmedikçe değer ve yargılarda anlamsızlığını koruyacak demektir. Angela'nın toplumda kadın olarak edindiği yere bakınca hayatına dair söz hakkı olmadığını görüyoruz. Tanımadığı bir adamla evlendirilmek istenmesi, "Aşk da öğrenilir" diyerek evliliğe önayak olan bir anne elinde olması sınırlarının ne kadar dar olduğunu ifade ediyor. Bayardo San Román’ın saygın bir konuma sahip olması ve varlıklı bir aileden geliyor olması Angela’yı ilk gördüğü anda evlenmek istemesi hiç yadırganmamıştı. Aksine büyük bir talih kuşu olarak değerlendirilmişti. Roman içerisindeki olaylara kafa tutan bir kadın profili gördüm Angela’da.Başına gelecekleri bildiği halde aşkına sahip çıkmış, dürüstlüğünü korumuş,evlendiği adamı kandırma yoluna gitmemişti. Kitapta avcı olarak nitelendirilip acımasızlığını daha belirginleştirilerek ailesine bir isim vereceği an ‘’ Duvara çivilenmiş kelebek misali Santiago Nasar, deyivermişti’’. Kelebeğe benzetilen Santiago Nasar’ın masum olduğunu anlatmaya çalışıyor gibi yazar. Angela Victorio, Santiago Nasar’ın dokunulmaz olduğuna inandığı için mi adını söylemişti? Yoksa her denk geldiğinde sinir bozucu davranışlarının intikamını mı almıştı? Angela’yı anlamsız kılan buydu. Ve kitabın sonlarına doğru binlerce mektup yazmış olması duygularını karmaşık yaşadığını gösteriyor. Zamanla yazarak sevdiği bir adam haline gelmişti, San Roman. Burdan hareketle sevmeye ve sevilmeye muhtaç bir kadının varlığını görüyoruz.
Tüm roman boyunca da ikiz kardeşlerin ona dokunamayacağına dair vurgu yapılması Santiago Nasar’ın üst sınıftan biri olduğunu gösteriyor.Victoria kardeşler ise varlıklı sayılmazlar. Erkek adam sıfatıyla yetiştirilmiş kişilerdi. Santiago Nasar'ın öldürüleceğini neredeyse tüm kasaba halkı biliyordu. Ama buna kimse ses çıkarmamıştı. Kasabalılar, namus uğruna işlenecek bir cinayeti haklı bulmuşlardı Bu durum karşısında sessiz kalmanın doğru karar olduğunu düşünmüşlerdi. Ayrıca Victorio kardeşler bu yolla erkekliklerini de kanıtlamış olacaklardı. Nasar'ın suçlu olup olmadığı kesin olarak bilinmediği halde onu suçlu ilân etmişlerdi. Vicario kardeşler mahkemede cinayetin meşru müdafaa olduğunu ifade ettiklerinde hem halk nezdinde hem de adalet önünde suçsuz sayılacaklarına inanmışlardı. "Onu bilinçli olarak öldürdük ama masumuz" demeleri düşüncelerinde ne kadar haklı olduklarını ispatlar niteliktedir. Peder Carmen Amador, dini yaklaşımı temsil eden bir karakter olarak karşımıza çıkar. Ve Victorio kardeşlerin yanında yer alması Santiago Nasar’ın, toplum karşısında bireyin tek başına kalışını ve çaresizliğini gözler önüne seriyor. Tüm kasaba halkı bir araya gelerek bir cinayet işlediler. Nasar'ın ölüm sahnesinin açıkca anlatılması ise toplumun acımasızlığının ifadesidir. Roman farklı bakış açılarıyla anlatılmış. Röportaj havasında olduğundan roman boyunca kim gerçeği söylüyor diye sürekli bir sorgulama içinde bulundum. Cinayetin işlendiği gün havanın dahi yağmurlu olduğunu söyleyen ve aksine apaçık güneşli olduğunu söyleyor. Bu durumda gerçeği bulmak oldukça zor. Yazarın Santiago Nasar’ı masum gördüğünü kanıtlayan benzetmeler dışında gerçek için elde hiçbir ip ucu bulunmamaktır.
Vicdan, ataerkil yaşam, namus, ahlak,toplumsal sınıf farklılıkları ve dinin kullanılması oldukça net anlatılmış bütün bu değerlerin kadın üzerinde kuracağı baskı üzerinde bütünleşmesi ise değişime kapalı her toplumun gerçeği. Kadına saygı duymanın bir erkeği küçük düşürdüğünü kabullenmek, kadına hiçbir nokta da söz hakkı tanımamak, zaman içerisinde kadının da buna boyun eğmesi öğrenilmiş çaresizliktir. Angela Victorio gibi dürüstlüğünü korurken, yalanı seçmesi asiliğine rağmen korku dağlarının büyük olduğunu gösterir.