Puan vermedi·160 syf.··
2021 16. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2021 22:31
Keşiş Andronikos, kendini bildi bileli manastırdadır. İnanır inanmasına ama otuz üç yaşına değin sorgulamaz bunları. Süregelen bir alışkanlık, Bir ritüel midir sadece inançları? İnancı uğruna zindana atılmayı göze alacak kadar kuvvetli midir değerleri? İşte tüm bu sorgulamaları Bizans imparatorluğundaki resim/ikona kırıcılık sürecinde yapar. Yarlığa göre kutsal sayılan resimler puta tapıcılık olarak addedilip yasaklanır. Peki kolay mıdır alışkanlıklardan vazgeçmek? “...Ben bu değişikliği gömlek değiştirir gibi kabul edersem yıllarca yalan söylemiş, yalan yaşamış olacağım.” S:42 diyerek sorgular kendisini. Korkar kaçar bir adaya. Üç bölümlük kitabın “Ada” kısmı keşişin sorgulamalarını, kaçışını(kaçamayışını) anlatıyor. “Tepe” bölümünde ise Andronikos’un kendisine yakın bulduğu keşiş arkadaşı İoakim’in Andronikos’un ardından olanları ve yetmiş yıllık ömrünü her gün yaptığı bir tepeye tırmanışı esnasında tüm olanları bir aydınlığa çıkarma çabasını okuyoruz. “Sonra, bir sabah, bütün yaptıklarının boşluğunu kavrayıvermişti.” S:99 Bu boşluğa bir anlam yüklemeye çalışır, gözden geçirir olanı biteni. “Dutlar” kısmı ise ilk iki öyküden bağımsız ayrı bir bölüm. İlk kez Bilge Karasu eseri okudum. Alışılagelmişin dışında farklı bir üslubu var. Hem kullandığı dil ile hem de anlatmak istediklerini aktarırken başvurduğu yöntemler ile. Direkt anlatmıyor sanırım Bilge Karasu anlatmak istediğini . Keşiş diyor, tilki diyor, leylek diyor. Siz ise başka başka anlamlar yüklüyorsunuz onun cümlelerine. Tekrar tekrar defalarca okudum bir çok cümleyi. Anlayamayınca yoran, anladığınızı düşündüğünüzde ise keyif verici. Oldukça zorlayıcı bir deneyimdi benim için. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Uzun Sürmüş Bir Günün AkşamıBilge Karasu · Metis Yayınları · 20192,179 okunma
·
50 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.