·152 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Şubat 2021 22:45 Aslında hepimiz Hayvan Çiftliği’nde yaşayan bir hayvanız desem yanlış bir söylem olmaz sanırım. Özgürlüklerinin ellerinde olmadığını, bir köle gibi çalıştırıldıklarını düşünen Hayvan Çiftliği bireyleri yemlerinin verilmediği bir gün çiftlikteki insanlara saldırıp kovuyorlar ve sadece kendileri için çalıştıkları bir çiftlik hayallerini gerçekleştiriyorlar. Peki, gerçekten özgür olmayı başara biliyorlar mı? Ne yazık ki bu gerçekleşemeyen ama hiçbirinin de fark etmediği bir ayrıntı oluyor. Başlangıçta koydukları kurallar zamanla değişiyor, çiftlikte her hayvanın eşitliği ilkesi savunulurken zamanla hepsi yeniden bir köleye dönüşüyor. Sesini çıkaran olursa hemen susturuluyor, karşı gelecek olan varsa hemen bastırılıyor.
Tanıdık geldi değil mi?
Üzgünüm ama içinde bulunduğumuz dünya düzeni tam olarak bir "Beylik Çiftliği".
George Orwell’in Soğuk Savaşın başladığı günlerde yayımladığı eser bir siyasal yergi niteliği taşıyor. Hatta bir dönem ABD’de gençleri komünizm tehlikesine karşı uyarmak için liselerde bile okutulmuş bir kitap. Orwell hikâyeyi yazarken gerçek siyasi karakterlerden de feyz almış. Mesela Napoléon – Stalin benzerliği çok konuşulmuş. Gerçi ben hikâyede geçen her hayvanı benzetecek birini bulurum sizlere. Hem günümüzden, hem geçmişimizden çok fazla benzer karakter bulunuyor.
Uzun lafın kısası George Orwell ile tanışma kitabımın bu kadar güzel etki bırakması çok keyifliydi.
Özgürlüğünüz için mücadele etmekten korkmayın!