Puan vermedi·268 syf.··
2021 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2021 19:48
Dorian Gray’in Portresi Dorian Gray’in Portresi, İrlandalı dahi yazar olarak kabul edilen Oscar Wilde’ın (1854-1900) yayımlanmış tek romanıdır. Roman yayımlandığı dönemde -ki Viktorya Dönemine denk düşer.- dönemin katı ahlak anlayışı nedeniyle büyük tartışmalar yaratmış ve “ahlaksızlığı yücelttiği” gerekçesiyle sert eleştirilere maruz kalmıştır. Lakin bu ağır ithama rağmen Dorian Gray’in Portresi aslında insanın çeşitli ve karmaşık -ve belki de bazıları “ahlaksız”-duygularının okuyuculara bir kurgu dahilinde yansıtılmasından başka bir şey değildir. Bu yansıtma, romanın üç başat karakteri üzerinden yapılır. Bunlardan ilki ressam Basil Hallward’dır. Yetenekli ve bir o kadar da duygusal biri olan Basil, romanda, “iyilik”, “doğruluk”, “erdem” gibi kavramların temsilcisi gibi gözükmektedir. Diğer kahramanımız Lord Henry’dir. Basil’in yakın arkadaşı olan zeki ve kültürlü Lord, “hazcılık” olarak tanımlayabileceğimiz bir dünya görüşünü içselleştirmiştir ya da içselleştirmiş gibi görünmektedir. Lord’un bu dünya görüşünün yansımaları, onun; kadınlara, erkeklere, aşka, arkadaşlığa, evliliğe, insanın iç dünyasına, yaşamın anlamına dair kışkırtıcı ve rahatsız edici cümleleriyle roman boyunca sık sık karşımıza çıkar. Ancak açıkçası Lord’un bu çıkarımları her ne kadar rahatsız edici olsa da okuyucu bunların doğruluğuna içten içe hak vermekten de kendini alıkoyamaz. Kanımca tam da bu nedenden ötürü romanın en etkileyici karakteri Lord Henry’dir ve Oscar Wilde, Lord üzerinden okuyucuyu içsel bir sorgulamaya teşvik etmektedir. Romanın üçüncü kahramanı ve romana adını veren kişi Dorian Gray ise yüksek sınıfa mensup, çok ama çok yakışıklı, zeki bir genç adamdır. 20 yaşındaki bu yakışıklı asilzadeyi önce Basil’in “arkadaşı” olarak görürüz; Basil onun portresini yapmaktadır. Basil, genç adamın güzelliğinden öylesine çok etkilenmiştir ki eserine “kendisini katacak” ve böylece yaptığı portre, o güne kadar yapmış olduğu resimlerin en güzeli, sanatının doruk noktası olacaktır. ​Lord Henry ile Dorian’ın tanışması da işte bu esnada yani Basil’in Dorian Gray’in Portresi üzerinde çalışmalarını sürdürdüğü sırada gerçekleşir. Bu tanışma; Dorian’ın hayata bakışını tümden değiştirecek, bu cümleden olmak üzere kişiliğini yeniden şekillendirecektir. Nitekim Lord Henry’nin hazcılık temelli dünya görüşü Dorian’ı derinden etkileyecek ve bu düşünceyi kendi yaşam görüşünün temeline yerleştirerek giderek daha “bencil”, daha “ahlaksız”, daha “tehlikeli” biri haline gelecektir. Hatta dünyanın “nimetlerini” doyasıya tadabilmek için gençliğin ve güzelliğin yitirilmemesi gereken şeyler olduğu düşüncesi onu ruhunu şeytana satmaya kadar götürecektir. Dorian’daki bu değişim ise hem kendi sonunu hazırlayacak ve hem de etrafındaki pek çok insanın yaşamını altüst edecek bir süreci başlatacaktır. ​Dorian’ın değişiminin altında yatan etken Lord Henry ile tanışması, bu cümleden olmak üzere Dorian’ın romanın ilerleyen safhalarında pek çok yaşamı mahvetmesine neden olacak fikirlerin tohumunu eken kişinin Lord’un bizzat kendisi olmasına rağmen, ilginç bir şekilde okuyucu, romanın sonunda kendisini Lord’a değil, Dorian’a kızarken yakalamaktadır. Bunun nedeni kanımca okuyucunun; Lord’un söylemlerini ne kadar çekici bulsa ve hatta çoğu kez bu söylemlere hak verse de bunların eyleme dönüşmesiyle ortaya çıkabilecek sonuçların neler olabileceğini Dorian üzerinden görüyor olmasıdır. Zira Lord Henry romanda en nihayetinde sadece söylemleriyle yer tutmaktadır, bu söylemleri kendi yaşamında uygulayıp uygulamadığı, uyguladıysa sonuçlarının ne olduğu konusunda Wilde okuyucuya neredeyse hiçbir şey söylememektedir. Oysa ki Dorian, Lord Henry’nin fikirlerini sadece içselleştirmiyor aynı zamanda fiiliyata geçiriyor. Bu ise yukarıda da değindiğim gibi başta kendi yaşantısı olmak üzere pek çok insanın yaşamını altüst edecek sonuçlara yol açıyor. Hal böyle olunca da romanın “kötü adamı” da elbette ki Dorian oluyor. ​Öte yandan romanı okumayı bitirince insan, Dorian’ın yaşamında olmayı seçenlerin kendi hür iradeleriyle bu seçimi yaptıklarını, dolayısıyla aslında onların da hazzın peşinden gittiklerini, bu seçimlerinin bedelini de öyle ya da böyle ödediklerini düşünmeden edemiyor. Öyle ya, tercihlerinin sorumluluğunu öncelikle kişinin kendisinin üstlenmesi gerekmez mi? Bu sorumluluktan kaçmak isteyenler değil midir, başlarına gelen her türlü “felaket” için bir “günah keçisi”, bir “Dorian” arayanlar? ​Sonuç olarak yazımının üzerinden geçen yaklaşık 200 yıla rağmen halen güncelliğinden hiçbir şey kaybetmeyen Dorian Gray’in Portresi; kendi iç dünyasına yolculuk yapmaktan çekinmeyenlerin, insan duyguları üzerinde düşünmekten keyif alanların okuma listesine eklemeleri gereken muazzam bir eser olarak karşımızda durmaktadır. Keyifli okumalar…
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399,1bin okunma
··
41 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.