·358 syf.····Okunma: 13 Şubat 2021 19:19 Yiğit Okur’un okuduğum ikinci kitabı “Hulki Bey ve Arkadaşları” oldu. Yazarın akıcı üslubunu, işlediği dönemin ruhunu yansıtma becerisini haddim olmasa da oldukça başarılı buluyorum.
Yazarın okuduğum ilk kitabı olan “Piyano”, 10 puan verdiğim bir romandır ki 7 yılın ardından halen tadı damağımdadır. “Hulki Bey ve Arkadaşları” eserine ise, aşağıda belirteceğim sebeple 1 puan kırarak 9 puan veriyorum.
Daha ilk sayfalardayken, “Yaşamda yarının olabileceği bile kuşkuluyken, Hulki Bey, içinde yeşermiş isteği belirsiz yarınlara erteliyor, ağır bir yanılgıya düştüğünü, ne yazık ki, fark etmiyordu.” cümlesinin gölgesinde okumaya başladığımız eser; bu ve benzeri, bir çok cümle barındırıyor. Bu nedenle bir okur olarak, romanı hep kötü bir şeylerin olacağı beklentisiyle okudum. Yaratılan bu kötü şeyler olacak beklentisi, yeri ve zamanı gelip de olaylar geliştiğinde ise beni şaşırtmasa da bıraktığı hüzün epeyce derin oldu. Yine bu beklenti sebebiyle, karakterlerimiz keyifli zaman geçirdiğinde dahi, acaba bir sonraki sayfada bu mutluluğa nasıl bir gölge düşecek korkusu yaşadım.
İşte 1 puana mal olan bu eleştirime rağmen Hulki Bey ve arkadaşlarının hayatı, geri dönüp tekrar ve tekrar içerisine girmek isteyeceğim bir dünyayı bana sundu. Okuduğum ikinci kitabının da ardından, Yiğit Okur, 2013 yılında Tüyap Kitap Fuarında tesadüfen görüp de aldığım kitabıyla, iyi ki tanımışım ve iyi ki o kitabına o şansı vermişim dediğim bir yazar olmaya devam etmektedir.
İncelememi yazarın satırlarından kayarak zihnime yerleşmiş bir kaç sahnenin bıraktığı izin betimlemesiyle bitirmek istiyorum. İşte bu sahneler, kendi anılarım gibi bellediğimde yer etmiş, soğukluğu ve sıcaklığı, ışığı ve karanlığı, heyecanı ve korkusuyla, yazarın da belirttiği o an sahnesi oluşturmuştur...
…Bastıkları yerde bir iz bile bırakmayacak karlı mı karlı bir Ocak gecesinde, 4 arkadaş okuldan kaçıp meyhaneye giderler, bir tanesinin üzerinde bir paltosu dahi yoktur. Saatin kaç olduğunu belirten bir kilise çanı peydah olur gecenin sessizliğinde. Kar yağar da yağar, şehrin bu en kalabalık caddesine...